GÜNDÜZ EFENDİ -20- Va’ziyye Defteri

DELİL VE HUCCET
Kur’an ve Hadis ehl-i İslâm’a delil ve huccettir. Hıristiyanlara, yahûdilere ve mecûsilere, Müslüman olmayanlara delil ve huccet değildir.
Amma biz, Tevrat’dan İncil’den, yahûdiler ve hıristiyanlar aleyhine delil çıkarabiliriz. (s. 16)

Bismillâhirrahmânirrahim
Muhterem cemâat! Îmânı bilelim, îmân ile ittisaf edelim. Küfrü bilelim, küfürden kaçınalım. Çünki, küfrü bilmeyen, küfrün içine düşer de haberi olmaz!
Mü’min ile kâfir arasında mukayese:
Mü’min, şer’an Cenâbı Hakk tarafından yasaklanan şeylerin günah olduğuna inanır; işlememeye dikkat eder. Kâfir, günahların günah olduğuna inanmaz, fırsat düşürdükce işler. Mü’min yalanın günah olduğuna inanır, kâfir inanmaz! Mü’min hırsızlığın günah olduğuna inanır, kâfir inanmaz!
Mel’unların dikkatleri: Din ölsün, din dirilmesin!
Bağlara davar sığır girdi, bağları harâb etti, zararlandırdı desen kimse duymaz! Lâkin, müezzin Arabca ezan okudu desen, müdir, kaymakam, derhal tâkîbâta girişir! Ammeye zarar olurken tâkîbâta girişmezler de, ezân-ı Muhammedî okununca tâkîbâta girişmeleri, hangi akl-ı selime sığar? Bu din düşmanlığından başka bir şey mi? Buna mü’min inanır, kâfir inanmaz!
Kumar yasaktır! Buna Muhammed ümmeti inanır, Muhammed ümmeti olmayan inanmaz! Dönümbaşı kakmak yasaktır. Buna Muhammed ümmeti inanır, Muhammed ümmeti olmayan inanmaz! Hz. Muhammed; dönümbaşı kakan mel’undur, dedi!
Yalan söylemek haramdır, buna mümin inanır, kâfir inanmaz. Verilen sözü yerine getirmemek haramdır, günahtır, buna Muhammed ümmeti inanır, kâfir inanmaz.
Îmânı olan, Allah’ın verdiği nimetleri düşünür, Allah’a şükreder!
Dişler, Allah Teâlâ’dan bize ihsan edilen bir nimettir! Takma dişlerin en fiyatlısı, beşyüz liraya ise, Allah Teâlâ’nın ihsan ettiği bütün ve sağlam dişler, bin lira değer versen çok değildir! Sökülüp yerine başkası konmaya imkânı olan diş, bu değerde olursa, ya yerine bedel konmaya imkân olmayan başka âzâların değerleri nicedir? Meselâ, dil! On bin liraya dilini isteseler, tâlib olsalar verir misin? Hayır nerede? Göz kulak, el ayak, kalb ona göre… Binlerce lira versen, kimse ne dilini, ne gözünü ne kulağını, elini ayağını vermez! Hele hele aklını, milyon (s. 17) lira versen, kimse aklını vermez! Akıl olmayınca neylesin parayı!
Allahlı olanlar, îmânlı olanlar, Hz. Muhammed’e tâbi olanlar, bunları düşünür. Vücûdunda cisminde bedeninde olan bu nimetleri düşünür, bilir. Büyük değerleri ve kıymetleri olduğunu bilir. Allah Teâlâ’ya şükreder. Hep bu nimetleri Allah Teâlâ’dan bilse, kendinden bilmez!
Amma, Allahsızlar, îmânsızlar, Hz. Muhammed’e tâbi olmayanlar, yukarıdan beri saydıklarımı Allah’dan bilmezler, kendilerinden bilirler. Şükretmek akıllarına gelmez. El ayak, yüz kulak, dil diş akıl, bunlar piyasaya çıkarmak, kıymet takdiri etmek düşünceleri bunların büyük nimet olduğunu bildirir. Bu düşünceler hep diş takmaktan neşet etmiştir.
Kısas! Öldüreni öldürmek, maktülün hısım akraba tarafında buğuz kin bırakmaz. İki tarafın kalbleri tertemiz olur. İşte şeriat-ı Muhammediyye’nin hükümleri hep böyledir. Kalbleri tathir eder. Kanunun hükümleri ise böyle değildir. Meselâ katilin sağ kalması, habs olması, hapishaneden çıkması maktül tarafının buğuzunu kinini artırır. Bir dalaşma daha olmasına sebeb olur. Hem de katil mahbus, milletin başına yük olur, milletin ekmeğini yer. Mâdem ki katil maktülü öldürmüş, katilin de ölmesi lâzım. Can, can ile ödenir. Can hapis ile ödenmez. Maktülü öldüren katilin yaşamaya ne hakkı var? Maktülün evliyâyı umûrda olan hakkı, katilin öldürülmesidir. Evliyâyı umûr, maktülün hakkını yemeye katilin cezasını hafifletmeye ne hakkı var? Sonra da milletin ekmeği ile katil canavarı beslemeye ne hakkı var? (s. 18)

Mustafa Özdamar
06 Temmuz 2021

idefix.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -19- Va’ziyye Defteri

KORKU RÜŞVET RİYA FAKİRLİK VE HÂKİMİYET
Bazı köy ve kasabalarda, kendisinden korkulan yâhud hatırı sayılan bir adam, adam öldürse, yâhud ev yaksa, yâhud sirkat eylese ve yâhud, hangi bir vukuatı, cürmü veya kabahati yapsa; cürmü veya kabahati yaparken, görenler gördüklerini demezler, mücrimin korkusundan veya hatırı için, gördüklerini bildiklerini demezler, saklarlar!
Gel şimdi sen bunlara müslüman de! Müslüman böyle olmaz! Bunlara kâfir de denemez! Çünki Hz. Muhammed ve Kur’an’ı inkâr etmezler. Müslüman da denemez, çünki İslâm dininin dünyanın salâhına hizmet eden şehâdeti hüsn-i îfâ etmezler. Diğerlerini de yürütmezler. Bunlara en’am ve hayvânat demekten başkası yakışmaz! Binâenaleyh, biz bunlara hayvan deriz!
Muhterem cemâat! Hastalığımızı tedâvi edelim! Bizde hastalık var! Ruhlarımız hastadır! Hastalıklarımızdan birisi, korku hastalığıdır! Biz çokca yaptığımız işleri korkudan dolayı yaparız! Yapmadığımız işleri de, korkmadığımızdan yapmayız!
İnsandan korkmak hastalıktır! Bunun tedâvisi Allah’dan korkmak, insandan korkmamaktır. Biz kaziyyeyi aksi etmişiz, aksine çevirmişiz. Allah’dan korkacak yerde insandan korkmuşuz. Bu yanlıştır. Muvahhid olan insan Allah’dan korkar, başkasından korkmaz. İnsandan korkmak, Allah’dan korkmamak, müşriklerin şiârıdır, yâni puta tapanların işidir.
Evliyâyı umûrdan/yöneticilerden korkmak günahtır! İtâat etmek, kanun dairesinde itâat etmek farzdır; muhâlefet haramdır; korkmak günahtır!
Yukarıdan beri saydığım günahlardan sakınalım. Günah olan şeylere günah değildir demek, küfürdür. Îman ile küfür arasında hayrı görelim bilelim de îman dâiresinden (s. 14) sınırından hududdan aşıp küfür arsalarında ovalarında yürümeyelim!
Ey cemâat! Siz, acaba bize dünyevî bir zarar gelir de, fakir olur muyuz ki diye korkarsınız!
Ey cemâat! Aslınız fakir, nesliniz fakirdir! Fakirlikten kurtulmanıza imkân yoktur! Ananızdan fakir doğarken çıplak fakir doğdunuz! Öleceksiniz fakir olarak kabre gireceksiniz! Kabirden fakir olarak kalkacaksınız! Bunu şimdi bir kere düşünün! Aklınızı iyice erdirin! Evveliniz fakir, âhiriniz fakir! Dünyaya gelirken çıplak, dünyadan giderken bir kefen. Doğum zamanı fakir, ölüm zamanı fakir. Doğum ile ölüm arası şöyle uluorta elli altmış senelik bir ömür de hep zenginlik geçen pek azdır. Haydi farz edelim ki bütün ömrün zenginlikle geçmiş olsun! Ne olur, ne kıymeti var da mağrur oluyorsunuz, gülüp oynuyorsunuz? Bir gün gelecek, ağlayacaksınız, öleceksiniz! Karılarınız, oğlunuz kızınız, akrabanız, dostlarınız ağlayacaklar! Sonsuz sefâlet içinde kalacaksınız!
Vaktiyle bunun çaresine bakmalı! Sefil ve fakir kalmamanın çârelerini aramalı! Bunun çâreleri, ilim ve îmân ve amel-i sâlih ve hüsn-i ahlâk kazanmaktır! Bu da Kur’an ve hadis okumak öğrenmek, anlamak; emirleri yapmak, nehiyleri bırakmakla olur!
Ama sen diyeceksin ki: Biz dünyanın tadını aldık; tadını aldığımız dünyayı toplamaya çalışırız! Senin dediklerinden bir lezzet alamıyoruz; diyeceksin ama, ben de derim ki: Dünyanın tadını çalışa çalışa aldın; Kur’an’a hadise de çalış da bak tat nerdeymiş, görürsün, bilirsin!
Hâkimiyet-i milliye iyidir, millet ālim ve fâdıl olmak şartıyla… Millet câhil ve sefih olursa, mutlakıyet iyidir. Hiç olmazsa çingen çalıp kürt oynamaz! Millet-i İslâmiyyenin hâkimi Kur’an ve Hadistir. Kur’an’dan başka İslâm milletinin hâkimi olamaz! (s. 15)

Mustafa Özdamar
05 Temmuz 2021

idefix.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -18- Va’ziyye Defteri

DEMOKRASİ VE RÜŞVET
İki köy öğretmeni ile konuştum. Demokrasiden ve oy vermekten bahseyledik. Köylerde gereği gibi rey sâhibi var mıdır? Eğer varsa, yüzde kaç kişi çıkar diye yekdiğerimize sorduk. Yüzde on kişi belki çıkar dedik.
Hal bu olunca nasıl demokrasi olur! En iyisi, memleketin aklı başında olanları bu memleketi idâre etmeli! Ayak takımına söz düşürmemeli! Eğer ayak takımına söz düşürürseniz, memleketi istilâya uğratırsınız!
Birlikte kuvvet var, ikilikte zaaf vardır. Müstebidler ta’zim olunmayı severler, sıradanlar hür adamlar tâzimi sevmezler. Memur vazifeyi yapmaya memurdur, ahâliye çalım satmaya memur değildirler. Amiri veyahut memuru hususi davet rüşvettir. Herhangi bir amire veya memura hediye vermek göndermek rüşvettir! Peygamberimiz Hz. Muhammed, rüşveti alana, verene, alan ile veren arasında vasıta olana lânet etti. Bunlara biz de lânet ederiz.
Muhterem cemâat! Rüşveti alana da verene de ve araya girene de lânet olmasın mı? Olsun, olsun, üçüne de kahrolsun! Odun rüşvet olur mu, olur! Üzüm rüşvet olur mu, olur! karpuz kelek rüşvet olur mu, olur! Hizmet etmek rüşvet olur mu, olur! Aşırı hürmet ve ta’zim etmek ve öğmek rüşvet olur mu, olur!
Rüşvet niçin verilir? Haklıyı haksız yapmak için verilir. Haksızın haklı çıkmasından, haklının da haksız çıkmasından daha büyük, vatanı harab edici daha ne var?
Aman yâ Rabbi! İnsan şu mânâyı zihninde tasavvur edince, dehşetinden Arş-ı Rahman titreyor!
Rüşveti alıp da haksızı haklı olarak mahkemeden gerişe gerişe çıkaran mel’un, nasıl olur da korkusundan titremez! Nasıl olur da öylesi hâkimin vicdânı gibi yüzü de kapkara kesilmez! (Sayfa 13)
Çumra Vâızı
Tâhir Gündüz

Mustafa Özdamar
02 Temmuz 2021

idefix.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -17- Va’ziyye Defteri

BİLMEK VE BİLMEMEK
… / …/ 1946
Âyet: Şehidallahu ennehu lâ ilâhe illâhu… Âliımran 3/18
Allah, yerde gökte zatından başka ilâh ve mâbud olmadığını bildi ve bilir! Zât-ı ecell ü âlâsı buna şâhid olduğu gibi, melekler de ve insanlardan ilim sâhibleri de şâhiddirler!
Abdullah İbn-i Abbas radiyallahu anhuma, ilmin ve ālimin fâzileti hakkında dedi ki: Din ālimlerinin cennetteki makamları, amme-i mü’minin makamlarından yediyüz derece üstündür! Her iki kat arasındaki mesâfe beşyüz yıllıktır.
Allah Teâlâ’nın sıfât-ı subûtiyyesi ve selbiyyesini bilmek; gerek erkek gerek kadın her insana vâcibtir. Bunu bellemeye çalışmak, İslâm dinini söz ile kabul etmiş gibi oluyor ki, bilfiil kabul etmiş sayılmaz!
Erkek kadın her insan, abdest namaz gusül hayız nifaz ahkâmını öğrenmek farzdır. Öğrenmemek, adam öldürmek gibi günahtır!
Zengin olanlara zekâtın ve haccın ahkâmını öğrenmek farzdır! Öğrenmemek zina etmiş gibi günahtır!
Alış veriş yapanlara haram ve helâllik ahkâmını öğrenmek (farz, öğrenmemek) haramdır, günahtır! (Sayfa 11)

SÖZ VE YAZI
…/…/1946
Âyet: Yâ eyyühellezine âmenû, elem tekūlüne mâ lâ tef’alûn? Saff 61/2
Ey mü’miniz diyenler! Etmediğiniz işe, niçin ettik diye öğünürsünüz? Edemediğiniz iş için, niçin, edeceğiz der de sonra yalan çıkarsınız? İşte böyle yapmayın! Allah’ın gadabını artıran bir iştir bu!
Mü’min yalancı olmaz! Mü’min hilekâr olmaz! Mü’min aldatıcı olmaz!
Mü’min sözü, özü gibi; özü de sözü gibi olur! Mü’min verdiği sözü, canla başla yerine getirir!

MES’ELE:
(Her) hangi bir insan için veliyullah olmağa mâni bir günâh var mıdır?
El cevâb: Tevbe-i sâdıka ile tevbe ettikten sonra, hiçbir günah, veliyullah olmağa mâni değildir. Çünki, günâhların en büyüğü şirktir, puta tapmaktır. Tevbe etmek şartıyla bu dahi veliyullah olmağa mâni değildir. Hazreti Muhammed’in sahabeleri, kablel İslâm, puta tapar idiler. Putları terk ve tevbe Hazreti Muhammed’e îman ve amel-i sâlih işlemeğe devam etmekle veliyullah oldular. Binaenaleyh, îman ve takvâyı tutup me’lûf olduğu hangi bir günahı terk ve tevbe ettikten sonra velî olmağa, hiçbir mâni kalmaz. Binaenaleyh, eşkiyâlar, hırsızlar, yankesiciler, puştlar, sarhoşlar, kumarbazlar, kefen soyucular, kâfirler, katiller, lûtîler, terk ve tevbe ve nedâmet ve itiraf eyleseler ve bundan sonra da, îman ve âmel-i sâlih ve takvâya ve doğru muameleye devam etseler, veliyullah olabilirler ve veliyullah olmalarına bir mâni yoktur. (Sayfa 12)
Çumra Vāızı
Tâhir Gündüz

Mustafa Özdamar
01 Temmuz 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -16- Va’ziyye Defteri

GÜNDÜZ EFENDİ -16
Va’ziyye Defteri

KAHRİYYE

Köşede bucakda, devlete millete kötü niyet besleyenler, kahrolsunlar!
Milletin iyiliğine, ıslâhına çalışmayanlar kahrolsunlar!
Devletin milletin zararına, mahvına çalışanlar, kahrolsunlar!
Devletin milletin, iyiliğini ıslâhını terakkîsini, kuvvetlenmesini, devamını istemeyenler kahrolsunlar!
Allah’ın varlığını birliğini, kudret-i kâmilesini, hududsuz kuvvetini inkâr edenler, kahrolsunlar!
Hazreti Muhammed’in risâletini nübüvvetini peygamberliğini, Kur’an-ı Kerim’i inkâr edenler, kahrolsunlar!
İslâm dinine düşman olanlar, kahrolsunlar! (Sayfa 9)

AHÂLİ AHVÂLİ
Biz din āliminin sözünü tutmayız! İçimizden kendimiz gibi câhil birisi çıkıp da: Haydin şu işi yapalım! demedikce biz hayırlı işleri yapmayız! Onu da, yaptığımız birbirimizin yanında hatırlı olalım diye yaparız! Şu namaz da âdetimiz olmuş da kılıyoruz! Değilse namazdan da bir şey anladığımız yok! Din āliminin emri, derviş āliminin emrini tutmamak, Allah Teâlâ’nın emrini tutmamak gibi günahtır! Câhilin emrini tutmazsanız günah olmaz!
Câmiin yoluna, imam evinin yoluna kum alsanız iyi olur, hayrolur, günah olmaz!
Türkçesi hocam, biz korktuğumuz kimsenin hatırını da saymayız, emrini tutmayız; amma kitabtan emredermiş! Bizim kitabımız âdetlerimizdir! Âdetten başka bir kitap falan da bildiğimiz yoktur! dediler.
İnsandan eşşek korkar! Müslüman Allah’dan korkar! İnsandan korkmaz! dedim.
Konya’da Kapı Camii’nin şurası burası yapılır, burası tamir edilir, binlerce lira sarf edilir. Kim tarafından? Ahâli tarafından! Başka kim tarafından olacak? Konyadakiler insan da biz insan değil miyiz? Birkaç kişi bir araya gelseniz de şu mübârek câmiinin yolunu kumlasanız da, çamurdan kurtulsanız olmaz mı?
Eyvah eyvah, bin kere eyvah! Yoksa, yaptığınız hayrın sevâbını alacağınıza îmânınız yok mu? Eğer öyle ise, eyvah! Yüzbin kere eyvah ki; yâ leytenî küntü türaba / Keşke toz toprak olsaydım! diyeceksiniz… (Sayfa 10)

Mustafa Özdamar
30 Haziran 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -15- Va’ziyye Defteri

İNFAK
Mart 1946
Âyet: Mesel’ullezine yünfikūne amvâlehüm… Bakara 2/261-262
Allah yolu var, şeytan yolu var! Fukaraya muhtaçlara sadaka vermek Allah yolunadır. İslâm yurdunu müdâfa niyetiyle Teyyare Cemiyetine mal veya para vermek Allah yoludur! Din ilmi müesseselerine para vermek Allah yoludur. İçkiye kumara, avrat oynatmalara para harcamak şeytan yolunadır!
İhlâs ile Allah yoluna para sarf edenler, iyi toprağa tohum ekenler gibidir. İyi toprağa tohum ekenler, bir dâneye yediyüz dâne mahsul aldıkları olur! İhlâs ile Allah yoluna para sarfedenler, bir kuruşa yediyüz kuruş, bir liraya yediyüz lira sevabı alırlar.
Hz. Ebubekir’in hilâfeti zamanı, Medine’de bir kaht ü ğalâ/kıtlık olduğu zaman, Hz. Osman’ın Şam’dan Medine’ye yüz deve yükü buğdayı gelmiş. Ashab-ı Rasul mûteberâtından bazıları, mezkur buğdayı satın almaya varmışlar ve batmanını yedi dirheme kadar çıkarmışlar ise de, Hz. Osman: Benim malıma fazla fiyat vardır, ben ona satacağım! demiş.
Ashab gücenip Hz. Ebubekir’e şikâyet etmişler: Buğdayın batmanını yedi dirheme çıkardığımız halde, Osman buğdayı bize vermedi. Daha fazla veren var, ona vereceğim! dedi, demişler.
Hz. Ebubekir: Osman bunu yapmaz, bir muradı vardır, anlamamışsınızdır! demiş. Bunun üzerine Hz. Osman, Hz. Ebubekir’e: Yâ Emir el mü’minin! Bunlar bire yedi veriyorlar, Allah bire yediyüz veriyor. Benim malıma yediyüz veren var iken, yediye nasıl vereyim? diyerek: Mallarını Allah yolunda harcayanların örneği, her başağında yüz tanenin bulunduğu yedi adet başak çıkaran bir tohum tanesi gibidir. Allah dilediğine katlayarak verir, Allah Vâsi’dir, her şeyi bilir. Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının arkasından başa kakıp incitmeyenler için rablerinin katında özel karşılık vardır. Artık onlar için korku yoktur, onlar üzüntü de çekmeyeceklerdir. (Bakara 261-262) âyetlerini okuduktan sonra, yüz deve yükü buğdayı Medine fukarasına tevzi etmiş/dağıtmış… (s. 7)

YÂ RAB
Seni bilen sensin yâ Rab! Ulüm ve maârifin sonu budur! Bundan ötesi olamaz!
…
Bu cân senden bana emânet yâ Rab!
Bu cân bana senden geldi yâ Rab!
Senden gelen seni bildi yâ Rab!
Seni bilen yine sensin yâ Rab! (s. 8)

CUMA NAMAZI
27 Nisan 1946
Âyet: Yâ eyyühellezine âmenû, izâ nûdiye lissalâti min yevmil cum’ati… Cuma 62/9
Ey mü’minler! Cuma namazı için ezan okunduğunda, hutbe dinlemek için ve namaz kılmak için, bütün dünya işlerini bırakıp namaza gelin! Bu size daha hayırlıdır. Bunu bilin!
Cuma namazının farz olmasının şartları: 1) Erkek olmak! Kadınlara farz değildir. 2) Hür ve serbest olmak! Kölelere farz değildir. 3) Mukîm olmak! Yolculara farz değildir. 4) Sıhhat-i beden! Hastalara farz değildir. 5) Sıhhat-i ayn! Körlere farz değildir. 6) Selâmet-i rahl! Topal ve kötürümlere farz değildir. 7) Cumaya gittiğinde bir zarara mâruz kalmamaktır! Zarar görmesi muhakkak ise, Cuma farz olmaz. Cuma namazı kendilerine farz olmayanlar, Cuma namazını kılsalar, öğle namazı yerine geçer. Binaenaleyh, dilerlerse öğle namazı kılarlar. Dilerlerse cuma namazı kılarlar. Dinimizde güçlük yoktur! (s. 9)
Vaız Tâhir Gündüz

Mustafa Özdamar
29 Haziran 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -14- Va’ziyye Defteri

ABDEST GUSUL TEYEMMÜM TEMİZLİK
Şubat 1946

Âyet: Yâ eyyühellezine âmenû, izâ kuntüm ile’s salâti, fağsilû!.. Maide 5/6-7
Ey, her zamanda ve her mekânda yeryüzünde yaşayan ve İslâm dini ile mütedeyyin olan bütün şahıslar, erkekler ve kadınlar! Abdest alın, namaz kılın! Abdesti şöyle alın: Yüzlerinizi yıkayın; ellerinizi dirseklerinize kadar yıkayın; başlarınızı meshedin; ayaklarınızı topuklarınıza kadar yıkayın! Cünub olduğunuzda iyice temizlenin! Ağzınızı burnunuzu bile yıkayın! Abdestsiz veya cünub olub da su bulamadığınız zaman veya su bulub da istimâlini zararlı gördüğünüz ahvalde temiz toprak ile teyemmüm edin! İşte ben Allah, isterim ki, hem kolaylık hem temiz olsun. Buna şükretmelisiniz. Hem de bana ve peygamberim Hazreti Muhammed’e verdiğiniz biatı ve sözü unutmayın! Yerine getirmeye çalışın! Ben Allah, niyetlerinizi bilirim. Sıkıntılı günlerde niyetlerinizi bozmayın! Biata ve ahde vefâdar olmakta dâim olun!
Yıkama emri dirsek ve topuğa şâmildir.
Ağzı burnu yıkamak abdestte sünnettir, gusülde farzdır!
Kulağa meshetmek sünnettir, boyuna meshetmek müstehaptır.
Bu hissî (bedeni, maddi) temizliktir! Bir de mânevî temizlik vardır! O da şer’an, aklen ve âdeten kötü olan huylardan soyunub, iyi olan huyları giyinmektir!
Muhterem cemâat! Maddî ve mânevî temizliğe dikkat edelim, çünki bu temizliğin mükâfâtı cennettir, ebedî hayattır! Vaız Tâhir Gündüz

KUR’AN’I YAŞAMAK
Kur’an’ı bilmek anlamak, Kur’an ile amel ve muâmele etmek insan olabilmek ve müslüman olabilmek için şarttır!
Kur’an’ı bilmeyen anlamayan, Kur’an’ın evâmiri ile amel ve muâmele etmeyen, ne Müslümandır, ne de hakîki bir insandır!
Kur’an oku, hadis oku; anla, amel ve muâmele et; uyan, uyuma!
Allah Teâlâ kāim binefsihidir, kāim bizâtihidir!
Zallâm olma Allâm ol, ben kâinatın aynasıyım!
Vehhâm olma Fehhâm ol, kâinat benim aynamdır!
Dessâs olma Hassâs ol, ben a’yânın aynasıyım!
A’yân da benim aynamdır…

***
Muhterem cemâat! Ticâret ikidir: Dünya ticâreti, âhiret ticâreti!
Âhireti bilenler, âhiret ticâretini işte böyle yaparlar!
Allah yolu, doğruca cennete vardıran yoldur! Şeytan yolu, doğruca cehenneme varan vardıran yoldur. (s. 6)

Mustafa Özdamar
28 Haziran 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -13- Va’ziyye Defteri

SESLİ SESSİZ

Sesli Sessiz Laflar Dolu İçimde.
Sesli sessiz laflar geçer içimden. Arılar anladı da ben anlamadım, karılar anladı da ben anlamadım! Ve evhâ rabbüke ile’nnahli (Rabbin balarısına vahy etti. KK 16/68) ile ve evhaynâ ilâ ümm-i Mûsâ. (Mûsâ’nın annesine vahyettik. KK 28/7 Kasas) âyetlerine işârettir.
Yerler gökler anladı da ben anlamadım. Hay ve cemâd anladı da ben anlamadım. Bi enne rabbeke evhâ lehâ (Rabbinin ona vahyi ile. KK 99/5) ve evhâ fî külli semâin emrehâ (ve her göğe görevini vahy etti. KK 41/12 Fussilet) âyetlerine işârettir. Her şey Allah teâlâdan ilham alır ve aldığı ilham ile hareket eder, yahut sâkin olur.
Harfli harfsiz lâflar geçer içimden. Nâtık ğayr-ı nâtık her şey nâtıktır. Gece gündüz lâflar geçer içimden, sesli sessiz lâflar geçer içimden. İki şeyden başka yok! Ruh ve cisim, madde ve mânâ, latîf ve kesîf. Ruh muharrik, cisim müteharrekdir.
Mâ hamedehu’l hâmıdûn, hakka hamdihi!
Mâ şekerahu’ş şâkirûn, hakka şükrihi!
Mâ sebbehahu’l müsebbihûn, hakka tesbîhihi!
Mâ kebberahu’l mükebbirûn, hakka tekbîrihi!
Mâ abedehu’l âbidûn, hakka ibâdetihi!
Mâ arafehu’l ārifûn, hakka ma’rifetihi!
Mâ azzemehu’l muazzimûn, hakka ta’zîmihi!
Mâ zekera’z zâkirûn, hakka zikrihi!
Mâ kaderûllahi hakka kadrihi!
Ed dünya ve’l âhirah kabzatühu külli zaman.

Hâmidler / hamd edenler, O’na hakkıyla hamd etmediler / edemediler!
Şâkirler / şükredenler, O’na hakkıyle şükretmediler / edemediler!
Müsebbihler / tesbih edenler, O’nu hakkıyle tesbih etmediler / edemediler!
Mükebbirler / tekbir edenler, O’nu hakkıyle tekbir etmediler / edemediler!
Âbidler âbdîler / ibâdet edenler, O’na hakkıyle ibâdet etmediler / edemediler!
Ārifler, O’nu hakkıyle bilmediler / bilemediler!
Muazzimler / ta’zim edenler, O’nu hakkıyle ta’zim etmediler / edemediler!
Zâkirler / zikredenler O’nu hakkıyle zikretmediler / edemediler!
O’nu hak ettiği şekilde takdîr etmediler / edemediler! Kadrini kıymetini bilmediler / bilemediler!
Her zaman dünya ve âhiret O’nun elindedir… (s. 4)

Mustafa Özdamar
26 Haziran 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -12- Va’ziyye Defteri

ÎMAN
Ocak 1946
Âyet: Yâ eyyühellezine âmenû, âminû… Nisa 4/136
Ey, İslâm dinini kabul etmiş olanlar! Allah’a ve Muhammed’e ve Kur’an’ın verdiği haberlere iyice inanın, îmânınız kat’î olsun! Kat’î olan îman, inandığı şeye çeker götürür, ulaştırır! Kat’î olmayan îman, cennete vardırmaz, Allah’a irgörmez!
Hz. Ebubekir’in hilâfeti zamanı, İslâm ordusu bir düşman kalesini muhasara ettikleri zaman, Amr İbn-i As: Ben Hazreti Peygamberden duydum! Bana gizlice dedi: Yâ Amr, sen Mısır’a vâli olacaksın! dedi. Bilirsiniz ben henüz Mısır’a vâli olmadım! Bilirsiniz, Hazreti Peygamberin verdiği haber haktır, sıdktır. Dediği gibi vuku bulmaması muhaldir. Binâen aleyh, benim Mısır’a vâli olmadan ölmekliğim muhaldir! Öyle ise beni kale duvarına çıkarın! Kendimi aşağı atıp kale kapısını açayım! dedi. Öyle yaptılar, kapıyı açtı ve İslâm askeri içeri girdiler.
Muhterem cemâat! Allah ve Rasûlünün verdiği haberlere inanmak işte böyle kat’î olmalıdır. Maamafih bu da amme-i mü’minin mü’minler îmânıdır. Ehl-i hususun îmânı ayân/ıyân ve müşâhede üzerine müessesdir. Enbiyâ ve evliyâya dünya gibi âhiret de ayan/ıyan ve mer’îdir.
Vâız Tâhir Gündüz
* * *
Şeytanın yanında ne kadar îtibarım varsa, câhilin yanındaki îtibarım da o kadardır!
Şeytanın yanında îtibarım yok! Câhilin yanında îtibârım yoktur!
Buna çok memnunum, buna çok şükrüm var! (s. 3)
Tâhir Gündüz

Mustafa Özdamar
25 Haziran 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -11- Va’ziyye Defteri

Bir vāızın not defteri VA’ZIYYE diye isimlendirdiğimiz Osmanlıca bir defter var. Bu defter Hacı Tâhir GÜNDÜZ EFENDİ’nin, 1940’lı yıllarda, Konya Çumra Merkez Vāızlığı döneminde kaleme aldığı va’z özetlerinden ve bazı notlardan oluşan otuz bir sayfalık risâle niteliğinde bir eserdir. Lâtinize ederek aynen aktarıyoruz.

ÖZSÖZ İŞ DOĞRULUK
27 Aralık 1945
Âyet: Yâ eyyühellezine âmenû, kânû kavvâmîne bilkıst… Nisâ 4/135
Ey Allah’a, Hz. Muhammed’e, âhiretde ikinci yaşayışa îman etmiş olanlar! Adl ile kāim olunuz! Adl ile kıyam, Allah’ın hükümlerini yürütmek için olsun! Nefsâniyetiniz ve riyâ için olmasın! Nefsinize, ananıza, babanıza, akrabanıza zararlı dahi olsa doğru söz doğru iş yapmaktan ayrılmayınız!
Hadis: Omer, cennet ve İslâm âleminin çırası ve ışığıdır! Hz. Omer’in hilâfeti zamanında bir gazâdan alınan ganimeti Hz. Omer taksim ederken, Hasan ile Hüseyin’e biner dirhem gümüş vermiş, kendi oğlu Abdullah’a beşyüz dirhem verince, Abdullah: Baba, ben, Hasan ile Hüseyin’den yaşca büyüğüm! Onlardan ziyâde İslâmiyete hizmet ettim! Nasıl olur da ben, Hasan ile Hüseyin’in aldığının yarısını alırım? deyince, Hz. Omer oğluna: Oğlum! Sen Hasan ile Hüseyin gibi olamazsın! Ali onların babası, Fatıma analarıdır! Câfer ile Akil amcalarıdır! Rukıyye Ümmü Gülsüm teyzeleridir! Sen onlara müsâvî olamazsın! demiş.
Muhterem cemâat! Özsöz iş doğruluk böyle olur! Ve böylelikle dünya ve âhiret saâdeti kazanılır! (Va’zıyye s.1)

27 Aralık 1945
Vâiz Tâhir Gündüz

HERŞEY BİRŞEY
Doğruyu yanlışı bırak, iyi bak! Görünen görünmeyenler bütün hakk! Enel hak diyenler ne diye dediler, çünkü ben hakkım sen hakksın o da hakk. Ben bir küçük insanım, ruhum var bedenim var. Şu âlem bir büyük insandır, ruhu var bedeni var.
O bir şeydir. Her şey ile beraberdir. Ben de o bir şeye bağlıyım. O bir şeydir. Bütün eşya o bir şeye bağlıdır. Bütün mevcudat bir şeydir bir şeydendir bir şeye bağlıdır. Bu mevcudat her ne kadar çok ve dağanak ise de birden ayrılmış ve birden gelmiş ve gene döner dolaşır bire varır karışır bire bağlanır. Bu mevcûdat her ne kadar çok görünüyor ise de birdir, bire bağlıdır, birdir. Bütün bu mevcûdat birin emriyle hareket ider. Birin emriyle sâkin olur. Birin emriyle yürür. Birin emriyle durur. Birin emriyle doğar yaşar birin emriyle ölür. Birin emriyle soğuk olur. Birin emriyle sıcak olur. Birin emriyle gece olur. Birin emriyle gündüz olur. Her şey birdendir. Bire bağlıdır. Herşey birşeydir. (s. 2)

Mustafa Özdamar
24 Haziran 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com