GÜNDÜZ EFENDİ -19- Va’ziyye Defteri

KORKU RÜŞVET RİYA FAKİRLİK VE HÂKİMİYET
Bazı köy ve kasabalarda, kendisinden korkulan yâhud hatırı sayılan bir adam, adam öldürse, yâhud ev yaksa, yâhud sirkat eylese ve yâhud, hangi bir vukuatı, cürmü veya kabahati yapsa; cürmü veya kabahati yaparken, görenler gördüklerini demezler, mücrimin korkusundan veya hatırı için, gördüklerini bildiklerini demezler, saklarlar!
Gel şimdi sen bunlara müslüman de! Müslüman böyle olmaz! Bunlara kâfir de denemez! Çünki Hz. Muhammed ve Kur’an’ı inkâr etmezler. Müslüman da denemez, çünki İslâm dininin dünyanın salâhına hizmet eden şehâdeti hüsn-i îfâ etmezler. Diğerlerini de yürütmezler. Bunlara en’am ve hayvânat demekten başkası yakışmaz! Binâenaleyh, biz bunlara hayvan deriz!
Muhterem cemâat! Hastalığımızı tedâvi edelim! Bizde hastalık var! Ruhlarımız hastadır! Hastalıklarımızdan birisi, korku hastalığıdır! Biz çokca yaptığımız işleri korkudan dolayı yaparız! Yapmadığımız işleri de, korkmadığımızdan yapmayız!
İnsandan korkmak hastalıktır! Bunun tedâvisi Allah’dan korkmak, insandan korkmamaktır. Biz kaziyyeyi aksi etmişiz, aksine çevirmişiz. Allah’dan korkacak yerde insandan korkmuşuz. Bu yanlıştır. Muvahhid olan insan Allah’dan korkar, başkasından korkmaz. İnsandan korkmak, Allah’dan korkmamak, müşriklerin şiârıdır, yâni puta tapanların işidir.
Evliyâyı umûrdan/yöneticilerden korkmak günahtır! İtâat etmek, kanun dairesinde itâat etmek farzdır; muhâlefet haramdır; korkmak günahtır!
Yukarıdan beri saydığım günahlardan sakınalım. Günah olan şeylere günah değildir demek, küfürdür. Îman ile küfür arasında hayrı görelim bilelim de îman dâiresinden (s. 14) sınırından hududdan aşıp küfür arsalarında ovalarında yürümeyelim!
Ey cemâat! Siz, acaba bize dünyevî bir zarar gelir de, fakir olur muyuz ki diye korkarsınız!
Ey cemâat! Aslınız fakir, nesliniz fakirdir! Fakirlikten kurtulmanıza imkân yoktur! Ananızdan fakir doğarken çıplak fakir doğdunuz! Öleceksiniz fakir olarak kabre gireceksiniz! Kabirden fakir olarak kalkacaksınız! Bunu şimdi bir kere düşünün! Aklınızı iyice erdirin! Evveliniz fakir, âhiriniz fakir! Dünyaya gelirken çıplak, dünyadan giderken bir kefen. Doğum zamanı fakir, ölüm zamanı fakir. Doğum ile ölüm arası şöyle uluorta elli altmış senelik bir ömür de hep zenginlik geçen pek azdır. Haydi farz edelim ki bütün ömrün zenginlikle geçmiş olsun! Ne olur, ne kıymeti var da mağrur oluyorsunuz, gülüp oynuyorsunuz? Bir gün gelecek, ağlayacaksınız, öleceksiniz! Karılarınız, oğlunuz kızınız, akrabanız, dostlarınız ağlayacaklar! Sonsuz sefâlet içinde kalacaksınız!
Vaktiyle bunun çaresine bakmalı! Sefil ve fakir kalmamanın çârelerini aramalı! Bunun çâreleri, ilim ve îmân ve amel-i sâlih ve hüsn-i ahlâk kazanmaktır! Bu da Kur’an ve hadis okumak öğrenmek, anlamak; emirleri yapmak, nehiyleri bırakmakla olur!
Ama sen diyeceksin ki: Biz dünyanın tadını aldık; tadını aldığımız dünyayı toplamaya çalışırız! Senin dediklerinden bir lezzet alamıyoruz; diyeceksin ama, ben de derim ki: Dünyanın tadını çalışa çalışa aldın; Kur’an’a hadise de çalış da bak tat nerdeymiş, görürsün, bilirsin!
Hâkimiyet-i milliye iyidir, millet ālim ve fâdıl olmak şartıyla… Millet câhil ve sefih olursa, mutlakıyet iyidir. Hiç olmazsa çingen çalıp kürt oynamaz! Millet-i İslâmiyyenin hâkimi Kur’an ve Hadistir. Kur’an’dan başka İslâm milletinin hâkimi olamaz! (s. 15)

Mustafa Özdamar
05 Temmuz 2021

idefix.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com