YAKINLIĞIN UZAKLIĞI

Zaman ganîmettir. En zengin maden insanın kendisindedir. İnsanda aradığı her şey var. Arananı bulabilmek için metodlu çalışmak lâzım. Bunun için de bütün mahlûkata merhametli olmak şartı vardır.
Allah’la kul arasında yakınlığın uzaklığı gibi büyük bir mesâfe var! Hem çok yakın hem çok uzak!.. Bu yakınlığın uzaklığı kadar büyük mesâfe yok!
Kabir azâbından kurtulmak için, bu dünyada Allah’a avans vereceksiniz.
Günah kulun kiridir. Günahtan tam vazgeçer de Allah’a dönersen, Allah, eski günâhlarını sevâba dönüştürür.
Kâinatın kıyâmeti üzerinde durmanın fazla bir anlamı yok. Bize lâzım olan kendi kıyâmetimize iyi hazırlanmaktır.
Allah’ın kimi ne yapacağını biz bilemeyiz. Cennettekilerin sekiz cennette göremediklerini de, sekiz bin cennet daha yaratır, oraya koyabilir… Onun ne yapacağını kimse bilemez. Allah’ın işi Allah’ın işidir, akıl işi değildir. Allah’ın işine akıl sır ermez.
Allah yüz rahmetinden birini bu dünyaya tahsis etmiş, doksan dokuzunu öbür âlemde ikram edecek.
İlm-i ledün, Efendimizin ümmetine verilmiştir. Hazreti Mûsa devrinde verilen ilm-i ledün, Hatem-i Enbiyânın ümmetine verilenin yanında bir damla mesâbesindedir. Bütün hazîne Peygamber Efendimizin elindedir, ona verilmiştir. İlm-i ledün Sultanı Peygamber Efendimizdir.
İnsanda ilm-i ledün deposu, kuyusu var ama, mesele onu açıp istifâde edebilmektir.
Nefs mekanizmasını iyi çalıştırmaya bakın! Her şey, en büyük sır nefste düğümleniyor. Sizin âleminizin merkezi nefsinizdir. Nefse hep Allah’a taraf yol verin!
Nefs insanda Allah’ın en büyük sırrıdır. Ben nefsimi yendim! diyen boşuna böbürlenir.
Nefsinize zulmetmeyin demek, onu kötüde, şerde kullanmayın demektir.
Millet ne çekiyorsa nefstsen çekiyor. Nefsinize sâhib olun, başka ne yaparsanız yapın yolunuz açılır.
Müslümanın doğru dürüst olması lâzım, dosdoğru! Hiç eğri iş yapmamalı Müslüman.
Asıl iş, asıl en büyük hayır hasenat insan yetiştirmektir. Baş mesele bu. İnsanı korumak kollamak ve İslâma uygun insan yetiştirmek, diğer başka hayırların hepsinin başı ve başlangıcıdır.
Sen iyi insan yetiştirirsen, o iyi insanlar iyi işler yaparlar. Diğer bütün iyi işleri yaparlar onlar.
Ne istiyorsan bir sefer söyle, kırk gün sabret! Uygunsa verir, değilse vermez.
İki rüşd vardır. Birinci rüşd bülûğa ermek, ikinci rüşd Allah’a ermektir. Asıl rüşd bu ikinci rüşddür.
Her şeyin en iyisi insandadır. Başka şeylere de verilmiş ama, en iyisi insanda.
Nefsi teslim aldın mı, Allah sana her şeyi teslim eder.
Âdem’e yapılan secde Allah’aydı. İblis bunu bilemediği için secde etmedi ve kovuldu.
Düşmanla savaşırken ölürsen şehid olursun, ama nefisle savaşta ölürsen -nefs seni yener ve öldürürse- Allah korusun, dünyanı da kaybedebilirsin, ukbânı da.
Deli odur ki, dünya için gam çeker.
Ben sanırdım ki ben ayrı o ayrı imiş / Meğerki can içinde cânân imiş.
İbâdet alışkanlık haline gelirse ibâdet olmaktan çıkar.
İyi niyetinizin icâbını Allah yapar.

HARPUTLU KEMÂL EFENDİ (8 Ekim 1995)

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -24- Va’ziyye Defteri

1920–1940’LI YILLARIN DEĞERLENDİRMESİ
Türkiye’de bol bol yalan var, oyun var! Türkiye’de iyileri sevindirecek, kötüleri düşündürecek hâkimler / hükümler yok! Bilâkis, kötüleri şımartacak, iyileri me’yus edecek hâkimler/hükümler var! (Sayfa 30)
Türkiye, otuz seneden beri kıyafet değiştirmeye ve İslâm dinini bozmaya çalışıyor. (Yaptığı ettiği) başka (bir şey) yok! Allah küfrü ve kâfirleri yok etsin! Îmânı ve mü’minleri dâim etsin! Âmin!
Türkiye mahkemelerinden çıkan hükümler zâlimâne ve ğayrı âdilânedir. Mütenâkızdır, ğayr-i makuldür ve gayr-i mantıkîdir. Ğarazkâr hâkimler ve savcılar cezâlanmıyorlar!
Türkler bâtılı tuttukları kadar, hakkı ve hakikati tutsalardı, otuz seneden beri hayli terakkî ederdiler… (Sayfa 31)

(GÜNDÜZ EFENDİ Va’ziyye Defterinin sonu)

Mustafa Özdamar
12 Temmuz 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -23- Va’ziyye Defteri

KÂFİRİN HUYLARI ÂDETLERİ

Kâfir emanet alır, aldığı emâneti sâhibine götürüp vermez. Kazma kürek, ileğen ibrik ne olursa olsun, sâhibi gelip de götürürse götürür; götürmezse kalır gider; götüren sâhibine teslim etmez.
Kâfir ödünç alır, aldığı ödüncü götürüp sâhibine vermez. Mü’min istemeden aldığı ödüncü geri verir. Kâfir istemese borcunu vermez! Kâfir aldığını alır, haram mı helâl mi demez; mü’min helâl ise alır, haram ise almaz.
Mü’min sattığı malın ayıbı varsa söyler; kâfir sattığı malın ayıbını saklar.
Türklerde kitab hâkim değildir, sahıs hâkimdir. …. (Sayfa 25)
Küfür ve cehâlet, öyle bir kirpi doğurdu ki, altı cihete ok atar, yanına yanaşılmaz!
Dîni esasların yürümesini arzu etmek suç olunca, İslâm ile ne alâkası kaldı? Bu hal irtidattır; Türkiye gebedir, irtidat doğuracaktır!
………… Türkiye’de iki zıt fikir var: Biri İslâm kalmak, diğeri İslâmdan ayrılmak! İki zıt fikir dâima birbiri ile çarpışmaktadır. İslâm kalmanın taraftarı çoktur. İrtidat taraftarı azdır.
Senin ruhundan ayrılmayan ulum ve maârif, dünya ve âhiret, senin ile beraber olan ve senden ayrılmayan, bil ki Allah bilgisidir, maârif-i diyâniyyedir. İşte bu îmâna ve maârife ruhen boyanmalıdır. (Sayfa 26)
Hub ve buğuz eseridir te’siri!
İkrar inkar eseridir te’siri!
Îmân küfür eseridir te’siri!
Gam ve sürûr eseridir te’siri!
Ses ve nefes eseridir te’siri!
Soğuk sıcak eseridir te’siri!
Gece gündüz eseridir te’siri!
Yaz ve kış eseridir te’siri!
…………
Cebel sehel eseridir te’siri!
Gözler sözler esidir te’siri!
Tefsir tebdil taklib/tağlib eseridir te’siri!
Nur zulmet eseridir te’siri!
Doğum ölüm eseridir te’siri!
Nevm yakz eseridir te’siri!

Bunları okurken aklım ve kalbim, altı cihete ve iki cihâna nâzırdır! Altı cihetten ve müessir-i evvelden zuhur ve butûn eden âsâra bakmakdayım! Aman Allah! Bu manzara ne acayip bir sinemadır/sınamadır!
Allah dâimen ebedâ / Mevcûddur mevcuddur!
Hayydır muhyidir / Dâimen ebedâ!
Ālimdir mülhimdir / Dâimen ebedâ!
Azîzdir Muızdir / Dâimen ebedâ!
Rahmândır Rahîmdir / Dâimen ebedâ!
Hâlıkdır Hallâkdır / Dâimen ebedâ!
Râzıkdır Rezzâkdır / Dâimen ebedâ!
Hem Hâdîdir hem Mudildir / Dâimen ebedâ!
Hem Mu’tidir hem Mânî’dir / Dâimen ebedâ!
Hem Afüvdür hem Müntakimdir / Dâimen ebedâ!
Hem Fâildir hem Nâsikdir / Dâimen ebedâ! (Sayfa 27)

FEHHÂM OL
Sen va’z ve nasîhata muhtaçsın! Kendin muhtaç iken, nasıl va’z edeceğim diye çalışıyorsun? Âyete hadise mânâ verecek kadar din lisânı ulûmu ile mücehhez değilsin! Binâenaleyh senin âyete hadise mânâ vermen günahdır! Yediren ve içirenlere meddahlık yapmak da haramdır!
F.Ç. ne tefsire ne hadise ne fetvâya karışmazdı. Bu her şeye karışır lâkin bedâa yok! Ne i’rab var, ne meâni, ne mantık, ne usûl!..
F.Ç. bütün bir hiçdi, bu yarım hiçdir. Cehlimürekkebdir bilmez, bilmediğini de bilmez! (Sayfa 28)
Hz. Muhammed’in lisânını bilmeyen, Kur’an ve Hadis dilini bilmeyen, din lisânını bilmeyen erbâb-ı taklit müftîlerin üzerimize riyâset etmelerinden bıktım usandım! Canım yandı. Bundan evvelki hiçdi, bu da hiçdir!
Başımıza gelen bütün belâlar, yaptığımız işler, Allah için olmadığındandır.
Yiğirmi iki senelik ehl-i tahkik bir memur var iken, altmış sekiz yaşında, ehl-i taklid ve şu yaşa kadar hiç memurluk görmemiş bir adamın mufti olması oldu mu?
Kanunsuzluk bizim kanunumuz mudur? Hıkmetsizlik bizim hıkmetimiz midir? Mantıksızlık bizim mantığımız mıdır? Bilgisizlik bizim bilgimiz midir?
Dessas olma, hassas ol!
Zallâm olma, allâm ol!
Vehhâm olma, fehhâm ol! (Sayfa 29)

KĀDİR ALLAH
Şu kubbeyi çatan kim / Şu kümbeti yapan kim / Kandilleri astıran kim / Kandilleri yakan kim / Yelleri estiren kim / Sonra da durduran kim / Yağmuru yağdıran kim / Sonra da durduran kim / Kâdir Allah değil mi?
Sudan insan yapan kim / Topraktan insan kim / İnsanı toprak iden kim / Yaşatan öldüren kim / Kâdir-i Mutlak değil mi?
Ay kimin güneş kimin / Bütün yıldızlar kimin / Yer kimin gökler kimin / Bütün milletler kimin / Bütün devletler kimin / Bir Allah’ın değil mi?
Ses kimden nefes kimden / Şu bütün varlık kimden / Bir Allah’dan değil mi?

Mustafa Özdamar
09 Temmuz 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -22- Va’ziyye Defteri

KUR’AN YASAĞI
Kur’an okumak yasak değildir! Kur’an’ın kelimelerini anlamak ve anlatmak da yasak olmaması lâzımdır. Yasağı yapan utanmalı! Millet de yasak olduğuna inanmamalı! Kur’an lisânını öğrenmek ve öğretmek yasak olduğuna millet inanmaz! Kur’an harfiyle besmele yazmak olduğuna millet katiyyen inanmaz! Öğrenen ve öğreten utanmaz! (Sayfa 20)

BÂTIL İŞLER VE HÜKÜMLERİ
Bâtıl şakalar: Falanca bana hürmette kusur etti. Tutun ayağından sürüyün, size beş kilo helva, yâhud kısır keçi! Haydi! Ayağından tutarlar, paldır küldür sürürler. Helvayı yerler. Bu gibi işiniz bâtıldır. Güveyi satısı bâtıldır, kütük döğmek bâtıldır, ip germek bâtıldır???
Bir köyden bir köye gelin gittiği için damattan veya evliyâsından para almak bâtıldır!
Dünya işleri, hıdemât-ı âmme, okur-yazar câhillerin elinde kalmıştır.

KENDİ BİLİR
O tamamıyla kendisini bilir. O tamamıyla ve kemâliyle kendisini ögmege (övmeye) kādirdir. O’ndan başka kimse onu tamamıyla kemâliyle bilmeye kādir değildir. O’ndan başka kimse onu tamamıyla kemâliyle övmeye kādir değildir. Bu harfler ve kelimeler onun evsâfını ve ef’âlini tamamıyla beyâna kâfi değildir. Mânâlar çok geniştir, harfler kelimeler dardır. İki horazın (horozun) döğüşmesindeki mânâları ve iki camusun (çamızın, mandanın) kırışmasındaki mânâları bile harfler ve kelimeler tamamıyla beyan edemezler. Nerde kaldı ki Kādir-i Mutlak’ın evsâfını beyân edebilsinler. Ne enbiyâ ne evliyâ ne melâike onun evsâfını kemâliyle beyana muktedir değildirler.

TEK VE MUTLAK
Huve mâbûd’ül ābidîn ve’l ābidât! İlâh’ül ābidin ve’l ābidât!
Huve mezkûr’üz zâkirîn ve’z zâkirât! Mabûd’ül musallîn ve’l musalliyât!
Mabûd’üs sāimîn ve’s sāimât! Mabûd’üt tāifîn ve’t tāifât!
Hâlik’ül mahlûkîn ve’l mahlûkāt! Rāzık’ül merzûkîn ve’l merzûkāt!
Hâdi’l mehdiyyîn ve’l mehdiyyāt! Mâbûd’ül mü’minîn ve’l mü’mināt!
Hâfiz’ül müslimîn ve’l müslimât! Hâfiz’ül mahfûzîn ve’l mahfûzāt!
Mahbûb’ül muhibbîn ve’l muhibbât! Habîb’ül müslimîn ve’l müslimât!
Matlûb’üt tālibîn ve’t tālibât! Maksūd’ül kāsıdîn ve’l kāsıdât!
O, kulluk edenlerin eril dişil hepsinin mâbûdudur, ilâhıdır.
O, zikredenlerin eril dişil hepsinin zikridir. Salât edenlerin eril dişil hepsinin mâbûdudur.
Oruç tutanların eril dişil hepsinin mâbûdudur. Tavaf edenlerin eril dişil hepsinin mâbûdudur.
Eril dişil bütün mahlûkâtın Hâlıkıdır. Rızıklandırılanların eril dişil hepsinin râzıkıdır.
Yol gösterenlerin eril dişil hepsinin rehberidir. Mümin ve müminelerin hepsinin mâbûdudur.
Müslim ve müslimelerin hepsinin hâfızıdır. (Koruyucusudur.) Mahfuzların eril dişil hepsinin hâfızıdır.
Sevenlerin eril dişil hepsinin sevgilisidir. Müslim ve müslimelerin hepsinin yârenidir.
Tâliplerin eril dişil hepsinin matlûbudur. Yönelenlerin eril dişil hepsinin maksûdudur.

CÂHİLCE YÂVELER
Sarhoş ağzından, dinsiz ağzından çıkan yâveler: Din kitabları okunmasın, Kur’an lâfızları öğrenilmesin!
Kur’an okumak yasak değildir amma, Kur’an’ı ve din kitablarını anlamaya vesile olan Arab lügatini, sarfını nahvini belâgatini öğrenmek yasaktır.
Namaz kılmak yasak değildir amma, namazın ahkâmını öğretenden derslerini okutmak yasaktır. Bunları yapan suçüstü yakalanır! Aman yâ Rabbi1 Bu ne kafadır, bu ne mantıktır! Din ve şeriat yoksa …. Aristo’nun mantığı bâri olsun yâhu! Millet câhildir diye ta bu kadar maskaraca muâmele yürütmek olur mu yâhu?
Bulgarca öğretmek yasak değil! Domuzca yasak değil!.. Din lisânını öğrenmek ve öğretmek nasıl yasak olur yâhu? Gazeteler: Arabca öğretenler suçüstü yakalandılar! derken utanmıyorlar mı?.. Bu bâtıl tasavvurları doğruymuş gibi yazarken hakkı bâtılı ayırt eden kafalarındaki akıl cevheri, kafalarının tersine saklanırken: Îmân-ı hakîkiye vardım elhamdülillâh! Îman-ı keşfiye vardım elhamdülillâh. (Sayfa 22)

SENDEN YÂ RAB

Bu cân bana senden geldi yâ Rab!
Senden gelen seni bildi yâ Rab!
Seni bilen yine sensin yâ Rab!
İşte bu ulûm ve maarifin sonudur. Buraya kadar yükselenler, ulûm ve maarifin sonuna ermişlerdir. Buraya kadar yükselmeyenler ilmin sonuna varamamışlardır. Fakat buraya kadar yükselmek keşif ve şuhûd yoluyla olmalıdır. Mantık ve tefekkür ve kelâm yoluyla değil. Keşif ve şuhûd yoluyla bu dereceyi bulmayanlar karanlıkta debelerler.

VARDIM ELHAMDÜLİLLAH
Îmân-ı taklîdiden geçtim, îmân-ı tahkîkîden geçtim, îmân-ı şuhûdiye vardım elhamdülillâh.
Îman-ı taklidîden geçdim, îmân-ı şuhûdiye vardım elhamdülillâh!
Îmân-ı keşfiye vardım elhamdülillâh!
Eser müessir bir oldu bana,
Hālık mahluk berâber göründü bana!
ÇŞ… Ebûcehil oldu bana!
GA… Ebûleheb oldu bana!
Ben Kur’an dinler iken zamandan ve mekândan münezzeh ve mukaddes olarak dinlerim!
Bana Kur’an’ın sesi zamansız ve mekânsız bir yerden gelir! (Sayfa 23-24)

Mustafa Özdamar
08 Temmuz 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -21- Va’ziyye Defteri

HÜRRİYET HUKUKU
Hürriyet hepimiz içindir! Yalnız âmirlerin ve memurların değildir! Âmirlerin memurların hürriyet hakkı ne kadar ise, efrad-ı milletin hakkı da o kadardır. Ona buna zarar ziyan yapmakta kimseye hürriyet yoktur! Hürriyet, kimseye zarar ziyan etmeden yaşayanlarındır. Dalayıcı köpeği bağlarlar. Zararlı adamı hapsederler, serbest bırakmazlar. Adliyecilerin halk içine karışmamaları demokrasiye aykırıdır. Halk ile lâubâli olmayalım derler. Eski mekteb hocaları gibi, yâhud umacı gibi şahsiyetlerinizle mi halkı fenalıktan ürküteceksiniz, tecâvüzden men edeceksiniz; kanunun hükümleriyle mi?
Halk ile siz mübâlâtsız olun, zararı yok; kanun hükümleri mübâlâtsız olmasın! Kanunun hükümleri ciddiyetini muhafaza etsin! Kanunun hükümleri a’dâyı ehibbayı bir tutsun! Maksat ve gâye, her hâkim, kendi mıntıkası ve hududu dairesindeki katl, sirkat, haksızlık gibi zararlı işlerin kökünü kurutmaktır. Değilse, kağıtları aktarmaktan ne çıkar!
Adliyeden maksat, kötülüğün kökünü kurutmaktır! Haksız adam mahkeye gelirken tiril tiril titremeli! Hâkimin haksıza ve haksızlığa can alıcı gibi düşman olduğunu, haksız muhakkak bilmeli! Doğru ve haklı olan kimse de, alnı açık, yüzü ak olarak ve hâkimin doğruluğuna emin olarak gelmeli! Ve dâvâ çarçabuk neticelenmeli! Zâlim ve haksız derhal hükmünü almalı! Fakat hâl böyle mi? Ya zâlim ve haksız, mahkemeden hakkıyla payını almaz. Gel ha, git ha derken verilen hükmün tesiri ve kıymeti kalmaz, haksız suçukmaz kesekmez derken, cürüm ve kabahatler çoğalır gider… (Sayfa 19)

ELLERİNE
Hak yoluna gidenlerin
Asâ olsam ellerine
Er pir vasfın edenlerin
Kurban olsam dillerine

Torunuyuz bir dedenin
Tohumuyuz bir bedenin
Münkir ile ceng edenin
Silah olsam bellerine

Bir üstada olsam çırak
Bir olurdu yakın ırak
Kemiğimi yapsam tarak
Yâr zülfünün tellerine

Bir kâmilin yolun tutsam
Aşk oduna yanıp tütsem
Bülbül gibi feryat etsem
Muhabbetin güllerine

Vücudumu kavursalar
Yönüm yâre çevirseler
Harman gibi savursalar
Muhabbetin yellerine

Seyranî kaldır parmağın
Vaktidir hakka durmağın
Deryaya akan ırmağın
Katre olsam sellerine
Seyranî

Mustafa Özdamar
07 Temmuz 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -20- Va’ziyye Defteri

DELİL VE HUCCET
Kur’an ve Hadis ehl-i İslâm’a delil ve huccettir. Hıristiyanlara, yahûdilere ve mecûsilere, Müslüman olmayanlara delil ve huccet değildir.
Amma biz, Tevrat’dan İncil’den, yahûdiler ve hıristiyanlar aleyhine delil çıkarabiliriz. (s. 16)

Bismillâhirrahmânirrahim
Muhterem cemâat! Îmânı bilelim, îmân ile ittisaf edelim. Küfrü bilelim, küfürden kaçınalım. Çünki, küfrü bilmeyen, küfrün içine düşer de haberi olmaz!
Mü’min ile kâfir arasında mukayese:
Mü’min, şer’an Cenâbı Hakk tarafından yasaklanan şeylerin günah olduğuna inanır; işlememeye dikkat eder. Kâfir, günahların günah olduğuna inanmaz, fırsat düşürdükce işler. Mü’min yalanın günah olduğuna inanır, kâfir inanmaz! Mü’min hırsızlığın günah olduğuna inanır, kâfir inanmaz!
Mel’unların dikkatleri: Din ölsün, din dirilmesin!
Bağlara davar sığır girdi, bağları harâb etti, zararlandırdı desen kimse duymaz! Lâkin, müezzin Arabca ezan okudu desen, müdir, kaymakam, derhal tâkîbâta girişir! Ammeye zarar olurken tâkîbâta girişmezler de, ezân-ı Muhammedî okununca tâkîbâta girişmeleri, hangi akl-ı selime sığar? Bu din düşmanlığından başka bir şey mi? Buna mü’min inanır, kâfir inanmaz!
Kumar yasaktır! Buna Muhammed ümmeti inanır, Muhammed ümmeti olmayan inanmaz! Dönümbaşı kakmak yasaktır. Buna Muhammed ümmeti inanır, Muhammed ümmeti olmayan inanmaz! Hz. Muhammed; dönümbaşı kakan mel’undur, dedi!
Yalan söylemek haramdır, buna mümin inanır, kâfir inanmaz. Verilen sözü yerine getirmemek haramdır, günahtır, buna Muhammed ümmeti inanır, kâfir inanmaz.
Îmânı olan, Allah’ın verdiği nimetleri düşünür, Allah’a şükreder!
Dişler, Allah Teâlâ’dan bize ihsan edilen bir nimettir! Takma dişlerin en fiyatlısı, beşyüz liraya ise, Allah Teâlâ’nın ihsan ettiği bütün ve sağlam dişler, bin lira değer versen çok değildir! Sökülüp yerine başkası konmaya imkânı olan diş, bu değerde olursa, ya yerine bedel konmaya imkân olmayan başka âzâların değerleri nicedir? Meselâ, dil! On bin liraya dilini isteseler, tâlib olsalar verir misin? Hayır nerede? Göz kulak, el ayak, kalb ona göre… Binlerce lira versen, kimse ne dilini, ne gözünü ne kulağını, elini ayağını vermez! Hele hele aklını, milyon (s. 17) lira versen, kimse aklını vermez! Akıl olmayınca neylesin parayı!
Allahlı olanlar, îmânlı olanlar, Hz. Muhammed’e tâbi olanlar, bunları düşünür. Vücûdunda cisminde bedeninde olan bu nimetleri düşünür, bilir. Büyük değerleri ve kıymetleri olduğunu bilir. Allah Teâlâ’ya şükreder. Hep bu nimetleri Allah Teâlâ’dan bilse, kendinden bilmez!
Amma, Allahsızlar, îmânsızlar, Hz. Muhammed’e tâbi olmayanlar, yukarıdan beri saydıklarımı Allah’dan bilmezler, kendilerinden bilirler. Şükretmek akıllarına gelmez. El ayak, yüz kulak, dil diş akıl, bunlar piyasaya çıkarmak, kıymet takdiri etmek düşünceleri bunların büyük nimet olduğunu bildirir. Bu düşünceler hep diş takmaktan neşet etmiştir.
Kısas! Öldüreni öldürmek, maktülün hısım akraba tarafında buğuz kin bırakmaz. İki tarafın kalbleri tertemiz olur. İşte şeriat-ı Muhammediyye’nin hükümleri hep böyledir. Kalbleri tathir eder. Kanunun hükümleri ise böyle değildir. Meselâ katilin sağ kalması, habs olması, hapishaneden çıkması maktül tarafının buğuzunu kinini artırır. Bir dalaşma daha olmasına sebeb olur. Hem de katil mahbus, milletin başına yük olur, milletin ekmeğini yer. Mâdem ki katil maktülü öldürmüş, katilin de ölmesi lâzım. Can, can ile ödenir. Can hapis ile ödenmez. Maktülü öldüren katilin yaşamaya ne hakkı var? Maktülün evliyâyı umûrda olan hakkı, katilin öldürülmesidir. Evliyâyı umûr, maktülün hakkını yemeye katilin cezasını hafifletmeye ne hakkı var? Sonra da milletin ekmeği ile katil canavarı beslemeye ne hakkı var? (s. 18)

Mustafa Özdamar
06 Temmuz 2021

idefix.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -19- Va’ziyye Defteri

KORKU RÜŞVET RİYA FAKİRLİK VE HÂKİMİYET
Bazı köy ve kasabalarda, kendisinden korkulan yâhud hatırı sayılan bir adam, adam öldürse, yâhud ev yaksa, yâhud sirkat eylese ve yâhud, hangi bir vukuatı, cürmü veya kabahati yapsa; cürmü veya kabahati yaparken, görenler gördüklerini demezler, mücrimin korkusundan veya hatırı için, gördüklerini bildiklerini demezler, saklarlar!
Gel şimdi sen bunlara müslüman de! Müslüman böyle olmaz! Bunlara kâfir de denemez! Çünki Hz. Muhammed ve Kur’an’ı inkâr etmezler. Müslüman da denemez, çünki İslâm dininin dünyanın salâhına hizmet eden şehâdeti hüsn-i îfâ etmezler. Diğerlerini de yürütmezler. Bunlara en’am ve hayvânat demekten başkası yakışmaz! Binâenaleyh, biz bunlara hayvan deriz!
Muhterem cemâat! Hastalığımızı tedâvi edelim! Bizde hastalık var! Ruhlarımız hastadır! Hastalıklarımızdan birisi, korku hastalığıdır! Biz çokca yaptığımız işleri korkudan dolayı yaparız! Yapmadığımız işleri de, korkmadığımızdan yapmayız!
İnsandan korkmak hastalıktır! Bunun tedâvisi Allah’dan korkmak, insandan korkmamaktır. Biz kaziyyeyi aksi etmişiz, aksine çevirmişiz. Allah’dan korkacak yerde insandan korkmuşuz. Bu yanlıştır. Muvahhid olan insan Allah’dan korkar, başkasından korkmaz. İnsandan korkmak, Allah’dan korkmamak, müşriklerin şiârıdır, yâni puta tapanların işidir.
Evliyâyı umûrdan/yöneticilerden korkmak günahtır! İtâat etmek, kanun dairesinde itâat etmek farzdır; muhâlefet haramdır; korkmak günahtır!
Yukarıdan beri saydığım günahlardan sakınalım. Günah olan şeylere günah değildir demek, küfürdür. Îman ile küfür arasında hayrı görelim bilelim de îman dâiresinden (s. 14) sınırından hududdan aşıp küfür arsalarında ovalarında yürümeyelim!
Ey cemâat! Siz, acaba bize dünyevî bir zarar gelir de, fakir olur muyuz ki diye korkarsınız!
Ey cemâat! Aslınız fakir, nesliniz fakirdir! Fakirlikten kurtulmanıza imkân yoktur! Ananızdan fakir doğarken çıplak fakir doğdunuz! Öleceksiniz fakir olarak kabre gireceksiniz! Kabirden fakir olarak kalkacaksınız! Bunu şimdi bir kere düşünün! Aklınızı iyice erdirin! Evveliniz fakir, âhiriniz fakir! Dünyaya gelirken çıplak, dünyadan giderken bir kefen. Doğum zamanı fakir, ölüm zamanı fakir. Doğum ile ölüm arası şöyle uluorta elli altmış senelik bir ömür de hep zenginlik geçen pek azdır. Haydi farz edelim ki bütün ömrün zenginlikle geçmiş olsun! Ne olur, ne kıymeti var da mağrur oluyorsunuz, gülüp oynuyorsunuz? Bir gün gelecek, ağlayacaksınız, öleceksiniz! Karılarınız, oğlunuz kızınız, akrabanız, dostlarınız ağlayacaklar! Sonsuz sefâlet içinde kalacaksınız!
Vaktiyle bunun çaresine bakmalı! Sefil ve fakir kalmamanın çârelerini aramalı! Bunun çâreleri, ilim ve îmân ve amel-i sâlih ve hüsn-i ahlâk kazanmaktır! Bu da Kur’an ve hadis okumak öğrenmek, anlamak; emirleri yapmak, nehiyleri bırakmakla olur!
Ama sen diyeceksin ki: Biz dünyanın tadını aldık; tadını aldığımız dünyayı toplamaya çalışırız! Senin dediklerinden bir lezzet alamıyoruz; diyeceksin ama, ben de derim ki: Dünyanın tadını çalışa çalışa aldın; Kur’an’a hadise de çalış da bak tat nerdeymiş, görürsün, bilirsin!
Hâkimiyet-i milliye iyidir, millet ālim ve fâdıl olmak şartıyla… Millet câhil ve sefih olursa, mutlakıyet iyidir. Hiç olmazsa çingen çalıp kürt oynamaz! Millet-i İslâmiyyenin hâkimi Kur’an ve Hadistir. Kur’an’dan başka İslâm milletinin hâkimi olamaz! (s. 15)

Mustafa Özdamar
05 Temmuz 2021

idefix.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -18- Va’ziyye Defteri

DEMOKRASİ VE RÜŞVET
İki köy öğretmeni ile konuştum. Demokrasiden ve oy vermekten bahseyledik. Köylerde gereği gibi rey sâhibi var mıdır? Eğer varsa, yüzde kaç kişi çıkar diye yekdiğerimize sorduk. Yüzde on kişi belki çıkar dedik.
Hal bu olunca nasıl demokrasi olur! En iyisi, memleketin aklı başında olanları bu memleketi idâre etmeli! Ayak takımına söz düşürmemeli! Eğer ayak takımına söz düşürürseniz, memleketi istilâya uğratırsınız!
Birlikte kuvvet var, ikilikte zaaf vardır. Müstebidler ta’zim olunmayı severler, sıradanlar hür adamlar tâzimi sevmezler. Memur vazifeyi yapmaya memurdur, ahâliye çalım satmaya memur değildirler. Amiri veyahut memuru hususi davet rüşvettir. Herhangi bir amire veya memura hediye vermek göndermek rüşvettir! Peygamberimiz Hz. Muhammed, rüşveti alana, verene, alan ile veren arasında vasıta olana lânet etti. Bunlara biz de lânet ederiz.
Muhterem cemâat! Rüşveti alana da verene de ve araya girene de lânet olmasın mı? Olsun, olsun, üçüne de kahrolsun! Odun rüşvet olur mu, olur! Üzüm rüşvet olur mu, olur! karpuz kelek rüşvet olur mu, olur! Hizmet etmek rüşvet olur mu, olur! Aşırı hürmet ve ta’zim etmek ve öğmek rüşvet olur mu, olur!
Rüşvet niçin verilir? Haklıyı haksız yapmak için verilir. Haksızın haklı çıkmasından, haklının da haksız çıkmasından daha büyük, vatanı harab edici daha ne var?
Aman yâ Rabbi! İnsan şu mânâyı zihninde tasavvur edince, dehşetinden Arş-ı Rahman titreyor!
Rüşveti alıp da haksızı haklı olarak mahkemeden gerişe gerişe çıkaran mel’un, nasıl olur da korkusundan titremez! Nasıl olur da öylesi hâkimin vicdânı gibi yüzü de kapkara kesilmez! (Sayfa 13)
Çumra Vâızı
Tâhir Gündüz

Mustafa Özdamar
02 Temmuz 2021

idefix.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -17- Va’ziyye Defteri

BİLMEK VE BİLMEMEK
… / …/ 1946
Âyet: Şehidallahu ennehu lâ ilâhe illâhu… Âliımran 3/18
Allah, yerde gökte zatından başka ilâh ve mâbud olmadığını bildi ve bilir! Zât-ı ecell ü âlâsı buna şâhid olduğu gibi, melekler de ve insanlardan ilim sâhibleri de şâhiddirler!
Abdullah İbn-i Abbas radiyallahu anhuma, ilmin ve ālimin fâzileti hakkında dedi ki: Din ālimlerinin cennetteki makamları, amme-i mü’minin makamlarından yediyüz derece üstündür! Her iki kat arasındaki mesâfe beşyüz yıllıktır.
Allah Teâlâ’nın sıfât-ı subûtiyyesi ve selbiyyesini bilmek; gerek erkek gerek kadın her insana vâcibtir. Bunu bellemeye çalışmak, İslâm dinini söz ile kabul etmiş gibi oluyor ki, bilfiil kabul etmiş sayılmaz!
Erkek kadın her insan, abdest namaz gusül hayız nifaz ahkâmını öğrenmek farzdır. Öğrenmemek, adam öldürmek gibi günahtır!
Zengin olanlara zekâtın ve haccın ahkâmını öğrenmek farzdır! Öğrenmemek zina etmiş gibi günahtır!
Alış veriş yapanlara haram ve helâllik ahkâmını öğrenmek (farz, öğrenmemek) haramdır, günahtır! (Sayfa 11)

SÖZ VE YAZI
…/…/1946
Âyet: Yâ eyyühellezine âmenû, elem tekūlüne mâ lâ tef’alûn? Saff 61/2
Ey mü’miniz diyenler! Etmediğiniz işe, niçin ettik diye öğünürsünüz? Edemediğiniz iş için, niçin, edeceğiz der de sonra yalan çıkarsınız? İşte böyle yapmayın! Allah’ın gadabını artıran bir iştir bu!
Mü’min yalancı olmaz! Mü’min hilekâr olmaz! Mü’min aldatıcı olmaz!
Mü’min sözü, özü gibi; özü de sözü gibi olur! Mü’min verdiği sözü, canla başla yerine getirir!

MES’ELE:
(Her) hangi bir insan için veliyullah olmağa mâni bir günâh var mıdır?
El cevâb: Tevbe-i sâdıka ile tevbe ettikten sonra, hiçbir günah, veliyullah olmağa mâni değildir. Çünki, günâhların en büyüğü şirktir, puta tapmaktır. Tevbe etmek şartıyla bu dahi veliyullah olmağa mâni değildir. Hazreti Muhammed’in sahabeleri, kablel İslâm, puta tapar idiler. Putları terk ve tevbe Hazreti Muhammed’e îman ve amel-i sâlih işlemeğe devam etmekle veliyullah oldular. Binaenaleyh, îman ve takvâyı tutup me’lûf olduğu hangi bir günahı terk ve tevbe ettikten sonra velî olmağa, hiçbir mâni kalmaz. Binaenaleyh, eşkiyâlar, hırsızlar, yankesiciler, puştlar, sarhoşlar, kumarbazlar, kefen soyucular, kâfirler, katiller, lûtîler, terk ve tevbe ve nedâmet ve itiraf eyleseler ve bundan sonra da, îman ve âmel-i sâlih ve takvâya ve doğru muameleye devam etseler, veliyullah olabilirler ve veliyullah olmalarına bir mâni yoktur. (Sayfa 12)
Çumra Vāızı
Tâhir Gündüz

Mustafa Özdamar
01 Temmuz 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com

GÜNDÜZ EFENDİ -16- Va’ziyye Defteri

GÜNDÜZ EFENDİ -16
Va’ziyye Defteri

KAHRİYYE

Köşede bucakda, devlete millete kötü niyet besleyenler, kahrolsunlar!
Milletin iyiliğine, ıslâhına çalışmayanlar kahrolsunlar!
Devletin milletin zararına, mahvına çalışanlar, kahrolsunlar!
Devletin milletin, iyiliğini ıslâhını terakkîsini, kuvvetlenmesini, devamını istemeyenler kahrolsunlar!
Allah’ın varlığını birliğini, kudret-i kâmilesini, hududsuz kuvvetini inkâr edenler, kahrolsunlar!
Hazreti Muhammed’in risâletini nübüvvetini peygamberliğini, Kur’an-ı Kerim’i inkâr edenler, kahrolsunlar!
İslâm dinine düşman olanlar, kahrolsunlar! (Sayfa 9)

AHÂLİ AHVÂLİ
Biz din āliminin sözünü tutmayız! İçimizden kendimiz gibi câhil birisi çıkıp da: Haydin şu işi yapalım! demedikce biz hayırlı işleri yapmayız! Onu da, yaptığımız birbirimizin yanında hatırlı olalım diye yaparız! Şu namaz da âdetimiz olmuş da kılıyoruz! Değilse namazdan da bir şey anladığımız yok! Din āliminin emri, derviş āliminin emrini tutmamak, Allah Teâlâ’nın emrini tutmamak gibi günahtır! Câhilin emrini tutmazsanız günah olmaz!
Câmiin yoluna, imam evinin yoluna kum alsanız iyi olur, hayrolur, günah olmaz!
Türkçesi hocam, biz korktuğumuz kimsenin hatırını da saymayız, emrini tutmayız; amma kitabtan emredermiş! Bizim kitabımız âdetlerimizdir! Âdetten başka bir kitap falan da bildiğimiz yoktur! dediler.
İnsandan eşşek korkar! Müslüman Allah’dan korkar! İnsandan korkmaz! dedim.
Konya’da Kapı Camii’nin şurası burası yapılır, burası tamir edilir, binlerce lira sarf edilir. Kim tarafından? Ahâli tarafından! Başka kim tarafından olacak? Konyadakiler insan da biz insan değil miyiz? Birkaç kişi bir araya gelseniz de şu mübârek câmiinin yolunu kumlasanız da, çamurdan kurtulsanız olmaz mı?
Eyvah eyvah, bin kere eyvah! Yoksa, yaptığınız hayrın sevâbını alacağınıza îmânınız yok mu? Eğer öyle ise, eyvah! Yüzbin kere eyvah ki; yâ leytenî küntü türaba / Keşke toz toprak olsaydım! diyeceksiniz… (Sayfa 10)

Mustafa Özdamar
30 Haziran 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com