MUHARREMDİR HER ŞEY AĞLAR/ MEŞHEDDE BOZULDU BAĞLAR

Muharremdir, kamer mahzûn, güneş me’yûs kan ağlar/ Felek serkeşte mebhût hayrete dalmış cihân ağlar!
Cefâ-yı Şâh-ı mazluma tahammül etmeyip dağlar/ Ezelden gözlerinden âblar olmuş revân ağlar!
Kesildi her tarafdan su, sabîler gül gibi soldu/ Su ağlar, selvi ağlar, bahçe ağlar, bâğıbân ağlar,
Bozuldu gülşen-i bâğ-ı risâlet hār ile doldu/ Gül ağlar, bülbül ağlar, lâle ağlar, erguvân ağlar,
Bilinmişdi ki o yerler serencâm-ı şehâdetdir/ Bilinmişdi ki o yerden geçilmez hānedân ağlar!
Bu hāle ağlayan gözler görür elbet de dîdârı/ Bunun gâfilleri ağlar, muhakkak câvidân ağlar!
Belâ-yı Ehl-i Beyt’i yazmağa imkân mı var, aslâ/ Söz ağlar, söyleyen ağlar, kalem ağlar, yazan ağlar!
İki göz oldu a’mâ ağlarım ey Kurret-ül ayn/ Kemâlî sûz-i derdinle nihân ağlar, ayân ağlar!
Osman Kemâlî
***
Şunu demiş bu bağlamda/ Sırlı ârif Eşref Ede: Kerbelâ vak’asının zuhûrunun hıkmeti hakîkî müslümanların sahtelerinden tefrik edilmesi içindir.” (Ahmed Yüksel Özemre: Üsküdar’ın Üç Sırlısı sf. 40)
Mevlevî Fasîh Ahmed Dede’ye göre:
Bu mâtemde olan, derd ile hicrâna devâ olmaz/ Bu feryâd-ı Hüseynî’dir. Buna uşşâk, nevâ olmaz.
Hasan ile Hüseyin’dir ol Resûl’ün kurretü-l aynı/ Sevenler âl-i evlâdın eşiğinden cüdâ olmaz.
Tevellâsın, teberrâsın bilen uşşâka aşk olsun/ Tarîkatta budur erkân; buna illâ ve lâ olmaz.
Vukuât-ı Hüseyn-i Kerbelâ’nın mâtemengîzi/ Semâ vü hâme vü savt ü hurûf ile edâ olmaz.
Fasîhâ, nüh felek yâkut ü rümmân ile pür olsa/ O mihr-i âlemin bir katra kānına bahâ olmaz.
Yâ Hannân yâ Mennân yâ Selâm!..
7 Ağustos 2022

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

kitapaloku.com’dan SATIN AL

ravzakitap.com’dan SATIN AL

dergiyurdu.com’dan SATIN AL

UMUT KESME RAHMETTEN/ LÂ TAKNETÛ PANİK YOK/ VAR İSE GÖNLÜNDE FER/ SABIR SEBAT HEP ZAFER

Andolsun asıra, insan hüsranda! Hakkı hukuku öneren ve hep sabrı öngören sâlihler müstesnâ, gâfil ziyânda!
Urfalı Hıkmet Efendi’ye göre: Gelenler cümle esrâr-ı cihândan bîhaber gelmiş/ Bilen esrârını, nâm u nişândan bîhaber gelmiş/ Olanlar vâkıf-ı esrâr, hâmûş olmuşlar/ Bu hıkmethâneye cümle beyândan bîhaber gelmiş!..
***
Kırk yıllık nîmet devrinden sonra ağır külfet dönemine gireceği bildirildiği zaman, Eyyûb Aleyhisselâm, Hz. Cibrîl’e şunu söylemiş: Yâ Cibrîl! Bu da her zaman gelmeyen bir nîmetdir! Bu nîmet de her zaman herkese nasîb olmaz!..
***
Evhadûddin-i Kirmânî’ye göre: Merd kendi işinde âvâre olabilir/ Çârenin kendinde olduğunu çok iyi bilir/ Kimseyle uzlaşamayan kişi nâmerddir/ Merd oğlu merd herkesle uzlaşabilir!
***
Sosyal siyasal ve ekonomik bağlamda cömertlik, müstesnâ bir özellikdir! El mû’minu ye’lefü ve yü’lefü… Geçinen ve geçinilen kimse mü’min… Hârika bir haslet, hârika bir merdlik ve cömerdlik bu! Bunun zıddı cimrilikdir/ pintilik!
Şunu söyler bu bağlamlarda Hayyam: Hakk ergeç cimrilerin hakkından gelir/ Cehennem ateşleri onlar içindir/ Ne der, dili inciler saçan peygamber/ Cömerd gâvur cimri müselmândan yeğdir!
Yâ Selâm!
Mustafa Özdamar
3 Ağustos 2022

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

kitapaloku.com’dan SATIN AL

ravzakitap.com’dan SATIN AL

dergiyurdu.com’dan SATIN AL

MEHLEDAŞA ES SALÂ!

Kapris kanyonlarında, us bendeeee/ akıl bende, yakıla ihtiyacım yooook! Ben haklıyım, ben farklıyım! Başka şeye hâcet yok tarzında çılgınca çığlıklar atarak voltran dansı yapmanın; kaktüs ormanlarında kelebek valsi yapmaya özenmekden özge bi öznelliği yok! Herkesin bi aklı fikri var genelde. Herkes haklı herkes farklı kendince. Bu çok ince, akıl fikir ermez buna. Şu özgürlük sakızını da fazla çiğneme, hevâîlik yapar insanda. İnsanın aklını fikrini, aşkını meşkini kördüğüm eder.
Aklını başına, aşkını gönlüne topla mehledaş!
Hevâîlik özgürlük değildir, arzulara köleliktir. Felsefe hevâîlik değil, Hakîm’in hıkmetine râm olma gayretinin hayretidir! Bu hayret ve gayretin içinde, ulvîlik süflîliğin, süflîlik ulvilîğin sotasında hep fırsat kollar!.. Özün gürse özgür olabilirsin; özün gür değilse, hevâîliğinin hamallığında gezer tozarsın!
Akıl herkesin kendi Cibrîlidir mehledaş! Cibrîl müntehânın sidresine, nihâyet sandığın başlangıcın sınırına kadar götürebilir seni!
Ruhâniyetine selâm olsun, herkese hepimize bu bağlamda şunu söyler Kemalî:
Bir kıla mâlik misin kendi vücûdun sandığın/ Cümle a’zâ-yı vücûdun bir emânettir sana!
Derseler allâmeyi cihân, eyleme da’vâ-yı ilm/ En nihâyet sandığın bil ki bidâyetdir sana!”
Dörtkapı ve kırkmakam hukûku bu hoş muhtevâyı herkese farz kılar! Aklını başına, aşkını gönlüne topla mehledaş!
Bir de Hayyâm’ı dinle bak ne diyor:
Seni isbâta a Rabbim, benim aklım mı yete/ Yapılan şey, el açıp göklere yardım dileme/ Kavramak hiç seni mümkün mü yetersiz us ile/ Kimse bilmez o büyük zâtını senden özge!”
Bilirsin sen, bilirsin/ Hepsini sen bilirsin/ Muamma şu ki bunda/ Kendine sen edersin!
Yazık etme kendine/ Takılma şu bendine/ Önü sonu yok devrin/ Ahrâr olabilirsin!
Es salâ ki es salâ/ Mehledaşa es salâ/ Hıkmeti kabz edinen/ Mehledaşa es salâ!

Bana sana ona, bize size onlara, herkese ve hepimize bütün kiplerin bîreylerine yâ Selâm!
Mustafa Özdamar
31 Temmuz 2022

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

kitapaloku.com’dan SATIN AL

ravzakitap.com’dan SATIN AL

dergiyurdu.com’dan SATIN AL

ÜSTAD NURSÎ’DEN NÛR-I BEYZA İNCİLER

Kadiriyye’nin Nûriyye kolunun pîri olan Üstad Said Nursî (1876-1960) İslâm/barış ve esenlik medeniyetinin ana emel ve temelleri olan şeriat/hukuk, tarîkat/yol yöntem, hakîkat ve mârifet bağlamında çok net, berrak ve tâvizsiz bir fütüvvet sultanıdır.
Ruhâniyetine selâm olsun, Hazret çok merd, cömerd ve civanmerd bir mücâhiddir. Çok derinlikli bir tefekkür/düşünce ve taakkul/aklı doğru kullanma kahramanıdır. Mütefekkirdir! İlm-i kelâm âlimidir. İlmi ile âmil, kâmil, sosyalitesi yüksek korkusuz bir zât-ı âlîdir. Nefsine/kendiliğine karşı son derece zâhiddir. Kavî bir kalem ve kelâm adamıdır. Risâle-i Nûr Külliyâtı ana başlığını taşıyan pek çok eseri vardır.
Üstad’ın ünlü “Sözler”inden bir buket sunmak istiyorum bugün sizlere. Her zaman her yerde size bize hepimize lâzım elzem sözler bunlar:
Allah’ın rahmetinden fazla rahmet edilmez! Allah’ın gadabından fazla gadab edilmez! Öyle ise işi bırak o Âdil-i Rahîme! Fazla şefkat elemdir, fazla gadab zemime!.. (sf. 673)
* * *
Niyet ve bakış temizliği, âdetleri bile ibâdete dönüştürür! (sf. 674)
* * *
Zaman olur ki nimet yokluğu bile nimet olur! Her musîbetin bir nimet tarafı vardır! (sf. 675)
* * *
Büyüklenme, küçülürsün! (sf. 676)
* * *
Kâinattaki zevâl, firak ve adem zâhirîdir! Hakikatte firak yok, visal var! Zevâl ve adem yok, teceddüd var! Ve kâinatta her şey bir nevi bekâya mazhardır!

Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar
23 Temmuz 2022

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

kitapaloku.com’dan SATIN AL

ravzakitap.com’dan SATIN AL

dergiyurdu.com’dan SATIN AL

RAHMETLİ RÂSİM ÂBİ/ HİCRET ETTİ UKBÂYA

Osman Kemâli Efendiye göre : Men aref sırrın duyub Mevlâsına vârın veren/ Hâdim-i insan olan, insan geliiir insan gider!
Böyle bir insandı, Özdenören Râsim âbi!
Mûtû kalbe entemûtû sırrına eren, diri geliiir diri gider!
Böyle bir diriydi, Özdenören Râsim âbi!
Ölmeden önce ölme diriliğine ulaşan ve yaşayan insan! Her şeyi özden ören ve özden gören bir insan!
Hayatın iki yakası, öte yakası ve beri yakası arasındaki geliş ve gidiş trafiği öylesine yoğun ki, Yahya Kemâl Bey’in zevk-ı selîmi ile coşup taşarak: Evvel giden ahbâba selâm olsun erenler, diyesi geliyor insanın!
Aynı zevk-ı selîm içre Üstad Necib Fazıl’ın şu mısraları geliyor gönül ekranına anında: Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber/Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber!
Allahuekber! Mısrîce bir mânâ ile, essalââââ ki essalââââ!
Essalâ, herkim gelir bâzâr-ı aşka, essalâ/ Essalâ, herkim yanar nâr-ı aşka, essalâ!
Bu aşkla yandı tutuştu, Özdenören Râsim âbi hep!
Hayatın bu geliş ve gidiş trafiği içerisinde, şunu söylemiş vaktiyle Amîkî:
Canlar çekilip Hazreti Mevlâ’ya giderler/ Sular gibi kim cânıb-i deryâya giderler!
Ervâh Amîkî, çekilip Kâf-ı bekâya/ Morğân-ı fenâ, âlemî ukbâya giderler!
Böyle gitti ukbâya, Özdenören Râsim âbi!
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhî râciûn.
Ona yolluk, üç ihlâs bir Fâtiha! Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar
24 Temmuz 2022

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

kitapaloku.com’dan SATIN AL

ravzakitap.com’dan SATIN AL

dergiyurdu.com’dan SATIN AL

MAKSAT HÂSIL OLDU ELHAMDÜLİLLAH

Vaktiyle Taksim Maksem Câmii konusunun tartışıldığı yıllarda, toplantılarda, gündeme katkıda bulunabilmek amacıyle şu içerikte bir yazı kaleme almıştım Milli Gazete’de:
Taksim’e öyle bir câmi yapalım ki, mâbedin mîmârî estetiği karşısında muhalifler bile mest olarak, hayrân ve sergardân kalarak; helâl olsun, helâl olsun, desinler!
Benim tasarımım şuydu:
Doğal bir krater göletini andıran tersine çevrilmiş kâsemsi bir kubbe ve kubbecikler… Ve serin selvileri andıran bir minare… Göletin kenarlarından sarkan doğal sarmaşıklar ve onlarla beraber barışık olan çok çeşitli bitkiler arasından değişik frekanslarla şarıldayan şırıldayan sular aksın zemindeki dönüşüm haznesine…
Sizler ne dersiniz, nasıl bir tasarım hayal edersiniz bilmem amma, doğal bir krater göleti şelâlesini andıran böyle bir mâbed Taksim’e Maksem’e çooook yaraşır ve yakışır diye düşünüyorum ben…
***
Benim romantizmime aldıran ve el kaldıran pek olmadı galiba o zaman. Masrafı ağır ve geleneğe yağır düşen bir projeydi bu belki ammaaaa! câiz olmaz bir şey de değildi doğrusu!
Neticede, son tahlilde, gelenek yeniliğe ağır bastı ve bugünkü şirin mâbed şenlendirdi Taksim’i elhamdülillah.
Tebrikler ve teşekkürler herkese/ Maksat hâsıl oldu elhamdülillah!
Taksim’de câmiye ihtiyaç vardı/ Maksat hâsıl oldu elhamdülillah!
Yakıştı Taksim’e Maksem Câmii/ Maksat hâsıl oldu elhamdülillah!

Mâbedler ve benzer yapılar her durumda toplanma mahallidir. Her durumda lâzım elzem mekânlardır. Taksim Maksem Câmii’ne karşı olan gezi eşkiyaları bile câmiye sığındılar Dolmabahçe’de vaktiyle.
Allahuekber, Allahuekber/ Maksat hâsıl oldu elhamdülillah!
Yâ Selâm!
Mustafa Özdamar
20 Temmuz 2022

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

kitapaloku.com’dan SATIN AL

ravzakitap.com’dan SATIN AL

dergiyurdu.com’dan SATIN AL

GÖZ VE GÖNÜL TOKLUĞUNUN İLK KOŞULU CÜMLE YARADILMIŞ İLE TANIŞIK VE BARIŞIK OLMAKTIR

Etken/herşeyi ve herkesi etkileyen bir insan olmak için birincil şart, yetkin/olgun ve dolgun, bilge ve bilgin, ârif ve zarîf olmaktır.
Ârif ve zarîf olmanın ilk koşulu, Hakka rağbet/yönelmek, hukuka riayetle mümkündür.
Hakka rağbet ve hukuka riayet, rivayetle birlikte dirayete bağlıdır.
Dirayet denilen öznel kişilik özbenlik konusu hem çırıl çıplak hem de çok mahrem peçeli bir özellik ve güzellikdir.
Eyne mâ tüvellû fesemme vechullah! Neye ve nereye yönelirseniz yönelin, yöneldiğiniz her yer ve her şey hemân Allah’ın vechi yüzü!.. işareti bunu şifreler.
Etken ve yetkin, olgun ve dolgun, bilge ve bilgin, ârif ve zarîf şahsiyet olan İbrâhim Aksarayî Hazretleri bu şenlikli şifreyi şöyle çözüyor:
“Abdin Hakka takarrübi, halk ile sulh olduğu miktardır! Kulun Hakka yakınlığı, halk ile/cümle yaradılmış ile barışık olduğu kadardır!”
Kişinin halk ile, cümle yaradılmış ile her şeyle barışık olması için, her şeyden önce kendisiyle, kendi kendisi ile tanışık ve barışık olması gerekmez mi a dostlar!
Kendi kendimizle tanışır ve barışırsak her şeyle ve herkesle tanışır ve barışırız inanın!
Din ve kin bir arada barınmaz! Dinde kin, kin de din olmaz! Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar
17 Temmuz 2022

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

kitapaloku.com’dan SATIN AL

ravzakitap.com’dan SATIN AL

dergiyurdu.com’dan SATIN AL

MAHREM MUHTEVA BAĞLARINDA ETKENLİK VE YETKİNLİK ÜZERİNE

Türkiye’de ve dünyada etken olmak istiyorsak, her alanda yetkin olmalıyız. Gerek kişisel bazda ve gerekse kitlesel ve küresel bazda etken ve yetkin olabilmek öyle pat diye olabilecek bir şey değildir.
Helâl ve temiz yol ve yöntemlerle kafalarını ve kalplerini, karınlarını ve kasıklarını doyuramadığımız varlıklara lâf anlatmak ve söz dinletmek çooook zordur. Bu insanlara kafaları ve kalbleri kanalıyla göz ve gönül tokluğunu edindirmek şarttır. Edinmek ve edindirmek çooook önemli ve öncelikli birincil bir işlem gözüküyor bana. Tekrarı olmayan tecelliler harmanında savrulan açık çıplak mahrem muhteva düşündürüyor bunu. Marketler vıngıl vıngıl, çarşılar pazarlar cangul cungul göz ve gönül açlığı kaynıyor.
Eriller dişillere müştâk, dişiller de erillere! Eriller dişillere mühtaç, dişiller de erillere! Bu hususun çok yanlı ve çok yönlü olarak dikkate alınması lazım. Ayrıca her şeyin ve herkesin doğasında birbirlerine ters düşen yanları ve yönleri var. Bunun da dikkate alınması gerekir. Zorla güzellik olmaz, dayatmayla bir yere varılmaz! Urfalı Ömer Nüshet Efendi’nin “Menâkıb-ı Evliyâîyye Fî Ahvâli Rızâîyye”sinde yer alan özgün ifadeyle “İnsanın ve her bir eşyanın/varlıkların bir cihetle birbirlerine muhâlif bir halleri vardır ki birbirlerinden ol hâl ile mümtâz/seçkin olurlar.” Meşreb farkı denilen şey budur. Bu farka bu seçkinliğe saygılı olmak illâki şart mı şart! Kitlesel ve küresel yetkinlik bunu zorunlu kılar. Zîrâ, yine Ömer Nüshet Efendi’ye göre:
“Eşyâda/varlıklarda noksan müşahede eylemek sun’ı Hakk’da/Hakk’ın san’atında hurdagirlik/ayıp ve noksan aramaklık Hakk’ı inkâr eylemekdir!
Ki, nakıştan kile nakkâşdan şikayettir / Bilmezler ki Sanî’-ı ezel ve Hakîm-ı lemyezel!
Her âdemde/eril ve dişil herkesde bir çâşnî-i âhir/farklı bir çeşni halk edip/ yaratıp, ol kimesneyi onunla şâyeste-i nazar/dikkate değer ve nazra-i ehlüllaha/Allah dostlarının bakışına mazhar buyurmuştur.”
Bu bağlamda Emine Aydın’ın güzel bir yüksek lisans tezi var: 18. yy’da bir sûfi biyografisi. Neccarzâde Mustafa Rızaeddin Efendi anlatılıyor bu biyografide.

BES GAYRİ BES

Neccarzâde Hazretleri bir gün, nazını niyazını gazını bazını/göze girme ve gönüle yerleşme arzularını az biraz taşıran bıçkın bir dervişine, şefkat ve muhabbet ederek:
-Bes gayri bes/pes oğlum pes! Bu kadar kāl/lâf söz yeter! Kālimizi hâl edelim artık oğul! dediği rivayet edilir.
Uyarmanın ve uyandırmanın bir yan ve yönü bu. Seni sende ya da sende seni uyaran ve yine seni sende ya da sende seni uyandıran olgun ve dolgun kişidir mürşid! Neccârzade böyle bir mürşid.

SENİN TAPUN SEZÂYÎ’DE

Günlerden birgün kendi gülşeninden ırâğ kalmış kaçak köçek bir devriş, külahını devirmiş, Neccârzade Hazretlerine gelerek:
-Hazretim efendim, bendeniz âvâre dâvâre bir köçeğim! Size bağlanmak ve kervanınıza katılmak istiyorum! Destûr ve düstûr dilerim, tarzında aşk u niyaz edince, Neccarzâde Hazretleri, önce istehâre vâdîlerinde seyran ederek, kalb gözü ile ruh ekranında köçeğin sır siciline şöyle bir nazar etmiş… Azıcık mürâkabe ettikden sonra:
-Senin tapun Edirneli Sezâyî Efendi’de, senin kısmetin orada kuzum! Senin muktedân/imâmın önderin rehberin şeyhin mürşidin Edirneli Sezâyî Efendi’dir. Onlara iktidâ eyle!/Onlara tabii ol, onlara uy! Kendi meydanına dön sen! diyerek onu kendi kervanına iade etmiş.
Hasan Sezâyî Hazretleri kervanının köçeklerindenmiş meğer o gariban! Subhanallah! Subhanallahi adede halkıhi!
Buluntuya ve emânete riâyetin çok gizemli hârika bir yanı ve yönü bu!

Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

14 Temmuz 2022

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

kitapaloku.com’dan SATIN AL

ravzakitap.com’dan SATIN AL

dergiyurdu.com’dan SATIN AL

EĞİTİM VE ÖĞRETİM ÜZERİNE ŞİİRSEL VE ŞUURSAL DUYGULAR

Güzel bir şeyler söyleyeceksen, söyle! Kötü konuşacaksan, helâya git! Ortalığı kokutma!

Kirli bir şeyler söyleyeceksen, kaşınıyorsan, hamama git, hakîkatle yun yıkan, mârifetle keselen! Rastgele her tarafı kirletme!

Âzâr eyleme, âzâr eyleme! Bizi bâzâr eyleme!
Azarlama bizi! Bizi pazara çıkarma!

Herşeyin ve herkesin bir berbât bârbât tarafı var mı var! Sen onun berbatlığını, kendi berraklığıyla yuyup yıkamaya bak!
Ruhaniyetine selâm, kelâmı has kelâm Osman Kemâlî Efendi şöyle bir şey söylüyor bu bağlamda, rikkat eyle:
Habbe yok noksan ziyâde, hıkmete ibretle bak!
Her nede noksân görsen, bil ki noksân sendedir!

İnsanın ya da başkaca bir şeyin içinin içinden, cân ü gönülden, derûnundan, tertemiz bir arzu çağlayanı çağlayıp çağırmazsa; dışardan söylenen sözler, hâriçten okunan gazeller, lâf olur, hilâf olur, savrulur gider!
Yaptığın ettiğin her şey güme gider mi gider!
O sebeb ve hıkmetle, yaptığın ettiğin her şeye mukayyet ol! Dol! Boş kalma! Kendini gözle kendini hesaba kitaba çek her şeyden ve herkesten önce!
Sen kendin ne kadar özel ve güzelsin, ne kadar berraksın, ona dikkat eyle!
Çirkine çirkin derken aynaya bak! Her gördüğünü, her duyduğunu hissettiğini her ortamda nâdan nobran söyleme!
Rûhâniyetine selâm olsun, ne özel ne güzel söylüyor Azbî Baba, bak:
Sana yerden gökden büyük nasîhat,
Gördüğün ört, görmediğin söyleme!
Erenlerden Pîrden budur emânet,
Gördüğün ört, görmediğin söyleme!

Ben dahi āşık-ı râh olam dersen,
Evc-i semâvâta mâh olam dersen,
Selâmet şehrine şâh olam dersen;
Gördüğün ört, görmediğin söyleme!

Kendi bilgisine gidene lânet,
Kizbe tevil olmaz hakdır bu sohbet,
Kimseye dil olma ey ehl-i huccet,
Gördüğün ört, görmediğin söyleme!

Bu yola yol ile giden velîdir,
Bu yola sıdk ile giren bellidir,
Allah Hakk Muhammed Şâhım Ali’dir;
Gördüğün ört, görmediğin söyleme!

Azbî küstahlıklar sende ayândır!
Sen ben deme dâim hāl-i şeytāndır!
Ahde sâbit kadem ehl-i îmandır,
Gördüğün ört, görmediğin söyleme!

Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar
15 Mart 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

kitapaloku.com’dan SATIN AL

ravzakitap.com’dan SATIN AL

dergiyurdu.com’dan SATIN AL

URUS AYIBI

Akrebe dönüşmüş akraba hışmına uğrayan gariban bir millet Ukrayna halkı.
Ukrayna’ya yapılan bu paldır küldür saldırı çok berbat çok çirkin bir ayıp!
Bu ne hal dünya?
Bu ne halt Putin?
Eger imparator olmak istiyorsan herkese ve her kesime iyilik yapmaya bak.
Ukrayna halkına zararsız geçmiş olsun.
Selâmün alâ menittebeal Hüdâ!

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

kitapaloku.com’dan SATIN AL

ravzakitap.com’dan SATIN AL

dergiyurdu.com’dan SATIN AL