Bendeniz, Evkâfdan mütekâid Bîmerâsim Musdâfendi; arkadaşım, Şehremânetinden mütekâid Pürmerâsim Câhid Çelebi!
Biz Üsküdar’da Îcâdiye’de ikâmet ediyoruz; Câhid Çelebi, Beşiktaş’ta Abbas Ağa’da!
Maske, mesâfe ve temizlik Kolağası Korona, yeryüzünde herkese, her kesime, hasdur çekiyor epeydir!
Birinci erbain (kırk gün) çilesinden sonra, ikinci bir erbaine tâbi tuttu zorunlu olarak… Batı dillerinde karantina deniyor buna! Bu da, yani karantina da kırk gün anlamına geliyor! Şarkdaki erbain neyse ve hangi gerekçeye dayanıyorsa, Garbdaki karantina da aynı gerekçeden kaynaklanıyor! Erbain de karantina da insanları arızalardan arıtmaya, temiz ve sağlıklı yaşatmaya yönelik işlemlerdir! Büyük insanlık ailesinin paylaşabileceği ortak değerlerdendir!
Büyük insanlık ailesi, insanlığın babasından miras kalan ortak değerleri benlik ve bencillik bönlüğünde boğmasalar, boğuşmaktan kurtulur, rahat ederler ammaaaa… Muamma şu ki, insan, aslıyla faslı arasında sağlıklı bir bağlantı kuramadığı için, kaos karanlıklarında bakar kör dalaşım ve dolaşımlarında çarçur oluyor. Hamhum şaralob tavırlarına ağırlık veriyor! Yazık, çok yazık!
Biz Câhid Çelebiyle, merâsimsizlik ve merâsimlilik bağlamında farklı meşreblerde olduğumuz halde, bazan kıl gibi, bazan kil gibi, bazan hatta çoğu zaman gül gibi geçinip gidiyoruz hamd olsun!
Merdler ve cömerdler kervanında esâmesi olan bir insan Câhid Çelebi! Ve câhidû denilmiş tâ ezelden ona! İsmi ile müsemmâdır, hayretlidir, gayretlidir, hayratlıdır! Hayır hasenât bağlamında elinden geleni illâki yapan çatan bir adamdır.
Elinden geleni dirîğ etme gedâlardan! diye bir söz var edebiyatımızda! Merdlik ve cömerdlik harikası bir vecizedir. Elinden gelinden yap, esirgeme anlamına gelir. Tam da Câhid’in ismine ve resmine uygun bir söz bu!
Câhid Çelebi, ikinci kırk, ikinci karantina dönemi devreye girince yazlığından kışlığına, başka bir ifâdeyle, yaylasından kışlasına dönemedi.
Egeyle Akdenizin birleştiği yerde, Palamutbükünde, sonbahar ve kış dolayısıyle pürmerâsimliğine uygun bir çevre bulamadığı için darlanıyor! Potansiyelinde var olan huzuru, kendi dışında aradığı için:
– Câhid Çelebi, dedim telefonda, sen ki Palamutbükü gibi bi dünya cennetinde, ukbâ cennetinde darlanan Âdem babamızı andırıyorsun şu anda! Şu yok, bu yok diyorsun! O yok saydığın her şey sende! Ne arıyorsan ne arzu ediyorsan, hepsi senin koynunda boynunda!
Şu budur, bu şudur!
Bak ne diyor Niyâzî Mısrî Hazretleri:
Yağma edersen varlığın / Gider gönlünden darlığın / Mahveyle sen ağyarlığın / Yâr olısar mihman sana!
Bu şudur, şu budur!
Mutluluk şifresi budur!
Bu mahrem muhtevâ ile ahbab olabilirsen; yine Mısrî Hazretlerinin nutkuyla:
Çürüklerin hep sağ olur / Zehrin kamu bal olur / Dağlar yemişli bağ olur / Cümle cihan bostan sana!
Yine Mısrî sofrasından ikram var Çelebi!
Kenz-i mahfî âşikâr hep sendedir / Yaz ve kış leyl ü nehâr hep sendedir / İki âlemde ne var hep sendedir / Gayra bakma, sende iste sende bul!
Salt sana değil bu hitab! Herkese hepimize söylüyor bunu Hazret! Îcâdiye’nin inişlerinde, Kuzguncuk cennetinin yokuşlarında, hamhum şaralob haytalığı eden bize dahi bu düşer!
Hayretin gayretin, cehdin ve cihâdınla bin yaşa Câhid!
Yâ Selâm!
Mustafa Özdamar
15 Aralık 2020
www.idefix.comdan SATIN AL
www.dr.com.trden SATIN AL
www.kirkkandil.com