RAHMÂN’IN ELİNE DÜŞER SADAKA

Evrenin ve devrânın çözümsüz gizem dekorları içinde dönüp dolaşan hārikalar karşısında hayrete giren melekler, Hak Teâla’ya rûzigârdan daha güçlü, daha hızlı bir şey yarattın mı yâ Rab? diye sorarlar. Şöyle cevab verir Hak Teâlâ meleklere: Sağ eliyle verdiğini sol eline bile göstermeyen sadaka erbâbı mü’minler yarattım! (F 2/240)

İnsanın kendinden bile gizleyebildiği şeydir sadaka yiğitliği fütüvvet! Reklamcıl davranışlar riyâdır! Rüyânın bile illâki bir fayda ve paydası olur ama riyânın hiç kimseye hayrı dokunmaz!

İyiliğe daha lâyık konumda bulunanlar, ilk plânda kendisine yakın (akraba)lar değil mi efendim? diyen kimseye Şeyh Ebûl Abbas Üreynî, hiç duraksamadan, hemen ânında: Evet, elbet, tabii ama, Allah’a yakın (akraba) olanlar! diye cevab vermiş.

Allah’a yakın olanların işine gücüne riyâ ve şübheli şeyler karışmaz! Allah’ın akrabaları, kendi meclislerinde hiç kimsenin alenen ya da gıyâbında incinmesine ve incitilmesine fırsat vermez! Allah adamlığı, Allah yiğitliği fütüvvet denilen nezâhet budur!

Sağ elin verdiğinden sol elin haberdar olmaması mahremiyeti, bu özellik ve güzellikleri koklatır insana. Her bitkinin, her çiçeğin râyihasını saldığı ve sunduğu ya da râyihasını salmadığı sakladığı anlar vardır! Ân-ı dâimin cilveleri olan bu mahrem anları kollayıp koklamayan, Rahmânî râyihayı koklayamaz! Bu anları koklamak, o anların mahremiyetine karşı iffetli nezâhetli, nezâfetli ve nezâketli olmayı kaçınılmaz kılar! Arzu kulluğu ve ağır ağır, yiğir yiğir bencillik kokan nefsâniyet pulluğu ile olmaz bu işler!

Nefsânî arzu kulluğundan soyunup dökünerek ruhânî aşk şevk, zevk idrâki ve Muhammedî neş’e yiğitliğiyle koklanır bu Rahmânî râyiha!

Sağ eliyle verdiğini sol eline bile göstermeme ihlâsı da ancak böyle gerçekleşir!

Bu tarz ve tavır ikliminde, bu berrak gönül bolluğunda, bu haz ve hızla verilebilen sadaka, daha alanın eline ulaşmadan Rahmân’ın eline düşer! Az sadaka çooook belâ savar! Sadaka ömrü bereketlendirir!.. buyurur Habîb-i Hüdâ Efendimiz Aleyhisselâm.

Haz kelimesi, bilindik anlamıyla birlikte nasib ve pay anlamına gelen Kur’anî bir kavramdır! En berrak, en derin ve en yüksek haz da nasibtir zâten! Bu nasib, özge nasib! Hiç bir haz bu nasib kadar olumlu ve dolumlu doyumlu haz vermez insana!

Sadakanın haz ve hızı, çooook özge bir haz ve hız! Genelde hiçbir haz ve hız bu haz ve hıza denk değildir!

Kur’an’da, açıklanmış anlamına gelen Fussilet Sûresinde (KK 41/34-35) şöyle bir âyet var bu konuda: İyilikle kötülük bir olmaz, olamaz ama, sen her şeye rağmen kötülüğü iyilikle savmaya çalış! Düşmanlığı dostluğa dönüştürür bu tavır! Eğer bunu yapabilirsen, bir de bakarsın ki, daha önce düşman olanlar dost olur sana! Çok önemli çok değerli bir tavır bu fakat, bunu ancak hazz-ı azîm sahibi sabırlılar bu bağlamda payları büyük olanlar başarabilir!

Bu sohbet ve muhabbetin ilk paragrafında arzettiğim hadîs-i şerifin daha detaylı şekli şöyledir:

Yeryüzü yaratıldığı günlerde sallanmaya başlamış. Bunun üzerine Hazreti Allah dağları yaratarak, onları yeryüzünün üstüne yerleştirince yeryüzü sakinleşmiş durmuş.

Dağların gücü karşısında hayrete giren melekler: Dağlardan daha güçlü bir şey yarattın mı yâ Rab? diye sormuşlar. Hazreti Allah da: Evet, demiri yarattım! buyurmuş.

Bu süal ve cevab faslı şöyle devam etmiş: Demirden daha güçlüsünü yarattın mı yâ Rab?

Evet, ateşi!

Ateşten daha güçlüsünü yarattın mı yâ Rab?

Evet suyu!

Sudan daha güçlüsünü yarattın mı yâ Rab?

Evet rûzigârı!

Melekler, rûzigârdan daha güçlüsünü yarattın mı yâ Rab? diye sorunca, Hakk celle ve alâ, evet, buyurmuş; sağ elinin verdiğini sol eli duymayan âdemoğlunu yarattım! (F 9/120)

Kavl-i Peygamberîdir: Sadaka Rahmân’ın eline düşer! Ünlü Fütûhâtında bu bağlamda şöyle söyler Şeyhülekber: Kim güzel ahlâk sahibiyse, farkında olmasa bile Allah’dan gelen bir şeriat üzeredir! Ve kıyâmetde tek başına bir ümmet olarak dirilir! (F 9/421)

Denizli’de bir anne, İslâmbol Ayvansaraylı sāliha Sevim Anne, Cerrâhî hattat Erol Baba’nın halîlesi Sevim Anne; biz yola çıkarken bir şey söylemişti: Yolda yolculukta, her hâlükârda sadâkatinizin zekâtı kabîlinden bi kıymık da olsa sadaka verin! Yol boylarında rızkını kollayan garîbandan bir liralık bir su bile alsanız, o bile bir sadakadır!

Sâdıkların amelidir sadaka / Sālihlerin sulh vergisi sadaka / Habîbullah buyurmuş ve duyurmuş / Rahmânın eline düşer sadaka!

Gönlünüz bol olsun eliniz açık / Cennetin kapısı cömerde açık / Bunu zevk etmeyen akıllar kaçık / Rahmânın eline düşer sadaka!

Ve emme’s sâile felâ tenher / Sâili azarlamak Allah’ı üzer / Nobranlık garibin boynunu büker / Rahmânın eline düşer sadaka!

Merd ve cömerd olmak bu işin özü / Sana bakıyorsa garîban gözü / Ver kurtuldur bizim Erhan’ın sözü / Rahmânın eline düşer sadaka!

Yâ Selâm!.

Mustafa Özdamar

2 Mayıs 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.com

www.kirkkandil.com