Felsefe ve tasavvuf, mâdumu mevcud gösteren mahrem muhtevânın ikizleridir. Her ikisi de, mâdum mâdum değil, mevcûd mevcûd değil diye düşünürler ve şöyle söylerler: Yokluk yokluk değil, varlık varlık değildir!
Cümle yaradılmışa bir gözle bakan, tek ve mutlak, ahad ve samed olan Yaradan’ı; yaratıkları adedince tesbih ve tenzih eden, sübhânallahi adede halkıhi diyen sâfîler, yatay ve dikey kavramları bağlamında feylesof kardeşlerini şöyle uyarmak isterler:
Yâ eyyühe’l müddessir, kum fe enzir! Ey sarınıp bürünen, kalk ve hemen uyar! komutunda, hem yataylık var hem dikeylik! Yataylık ve dikeylik birbirini nefy eden, yok sayan şeyler değildir! Tam tersine birbirlerini tamamlayan şeylerdir!
Velâyet nübüvvet, mîrac ve tenezzülât seyrinde, yan ve yön kavramları ile işlem yapmak, dikeylik vurgusu yapmak, “Eynemâ tüvellû fesemme vechullah! Her yan ve yön Allah’ın vechi” rumuzâtının ruhâniyet ve râyihasından irağ kalmak olsa gerektir! Mîrac, merdiven anlamına gelen bir kelimedir. Merdiven salt dikey değildir, dikeyi de vardır, yatayı da.
Her yan ve yönü semâvât olan yuvarlak bir gezegende, yataylık ve dikeylik, her yan ve yönü kapsayan içiçe bir bütündür, Allah’ın vechidir! Yerlerin göklerin evrenin ve devrânın her karesi, her noktası varlığın merkezidir. Hayatın beri yakasında, dünyâda her yan ve yön, hem yataydır, hem dikeydir. İbâdet ve ubûdiyetde, kıyam dikey, rükû sücûd ve tahiyyat yarı yarıya yataydır. İbrâhim Aksarayî Hazretlerinin de buyurub duyurduğu vechile:
Hakkın feyzi âleme dübdüzdr anlar isen / Şu görünen mevcûdât bir yüzdür anlar isen…
İster yatay git, ister dikey git! İstersen aşağı yukarı, sağa ve sola ve dahasına git! Yakînin ve yükselmenin imlâsı yoktur! Bütün yan ve yönlerin, her türlü tarzın ve tavrın adresi tektir; başka adres yok! Bütün yan ve yönler dâhil, “En üstlerden en altlara bir şey atsanız veya sarkıtsanız Allah’ın kucağına düşer!” der Hazreti Peygamber! Aleyhissalâtü vesselâm!
Rûhâniyetine selâm olsun, bakın ne güzel şakıyor bu mânâyı Hüsâmî:
Gülşen-i cennet dilersen, külhan-ı dünyayı ko!
Yâr-i gül vechi dilersen, gülşene bakmayı ko!
Sen sana gel, sendedir yârin yabanda arama,
Bakma aşağı yukarı esfel ü âlâyı ko!
Sûret-i Rahmânı gör mir’ât-ı kalbinde bu gün,
Münkirin bakma sözüne, va’de-i ferdâyı ko!
Hakk Teâlâ kim muhît-i küllî şeydir zât ile,
Zübde sensin, arş-ı Rahmân sendedir eşyâyı ko!
Çek elin iki cihândan cânını eyle fedâ,
Tâlib-i dîdâr isen dünyayı ko, ukbâyı ko!
Evliyâullaha uygıl bakma ehl-i zāhire,
Bir alay ehl-i garaz pür hile nâ binâyı ko!
Ey Hüsâmî, onsekiz bin ālemin esrârına,
Çünki mazhar düştü gönlün, geç bu huyu hayı ko!
Yâ Selâm!
Mustafa Özdamar
29 Kasım 2020



