Arzular arızaları, arızalar arzuları tetikler! Arzular dahi arızadır kanımca!
Arzuladığın her şeyin bir bedeli vardır! O bedeli vaktinde ödemezsen, arızayı çağırmış olursun! Arıza seni ahde vefâ ve akti îfâya çağırır!
Arzular ve arızalar fıtrata müdâhaleden kaynaklanır. Fıtrata müdâhale Allah’ın emir ve murâdına muhalefet özelliği taşır!
İfâdeye sığmayan bu mahrem muhtevânın râyihasını koklamayan beşer, şaşar ve düşer!
Bu mahrem muhtevânın râyihası şöyle bir şey olsa gerektir: Allah’ın emir ve murâdı dışında bir şey olmaz ammaaaa, Allah hiç kimseyi hiçbir şeye zorlamaz!
Arzu kulluğundan arınan insan kavrar ve zevk eder bunu!
Allah’ın sıfatı olan hayatın akışı içerisinde, arzu kulluğunda darlanan ve zorlanan insan, göynük bir gönülle:
Rabbim Allahım, arzulardan arınmaktır murâdım! derken bile, ahde vefâ ve akti îfâ bağlamında Allah’ın emir ve murâdıyla uyumlu olabilirse, nazı naz, niyâzı niyaz olur diye düşünüyorum.
Arzulardan arınmak hayattan boşanmak değildir! Hayatın halâl/helâl ve temiz nimetlerinden kopmak kaçmak ve kaçınmak değildir.
Arzulardan arınma arzusu haramdan garamdan kaçma kaçınma, helâl ve temiz olana koşma ve ulaşma arzusudur. Hakkına hukukuna riayet kaydıyla…
Derkenar
Rumuzât bağlamında bir süâle icâbet :
İnsan, evin can meleğidir, tene nisbetle ruh gibidir! Evin dışında geçirdiği anlar, rüya içinde rüyayı andırır.
Rüya, ruhun can evinden, bedeninden, ten kafesinden çıkıp uçarak uzaktan bağlantı moduna girdiği esrarlı anlardır! Zabtı zor arzuların kanatlanması da denilebilir buna belki!
Belki, ama bil ki, bu böyle bir gizem yumağı olsa gerekdir!
Nübüvvetin kırkta biri olduğu söylenen rüyanın böyle ezoterik bir özelliği var!
Hadîs-i Nebevîdir, bu fasılda söylenen söz şudur:
“İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar!”
Bedensel ölümden evvel, ölmeden önce ölme diriliğine ulaşabilenler, hayatın öte yakasına göçmeden bu yakasında uyanabilirler!
Yâ Selâm!
Mustafa Özdamar
24 Kasım 2020