KOBAYLAR VE KOVBOYLAR

Avrupa Sömürgenliğinin uzantısı olan Amerikan saldırganlığı, masum ve mağdur kızıl ve kara derili insanları sömüre sömüre öylesine semirdi ki; bu doymaz canavarlık iştihâsı içinde üzerinde yaşadığımız gezegenin tamamını kemirmeye başladı. Postmodern eşkiyalığın daniskası olan bu kepâzeliğe kobaylık eden zararlı ve zavallı terör medyumları kendilerini taşeron olarak kullanan bu kemirgen ve sömürgen kovboyların mezeleri olduklarının farkında olmayabilirler. Bu berbat durum, sosyal, siyasal ve ekonomik bir hastalıktır. İnsan olma ve insan kalma bilincini kaybetmeyen mâkullerin bu rezâlete karşı ortak bir çözüm üretmeleri insanlık şartı değil mi? En azından kesinkes insanlık şartı! Büyük insanlık âilesi bu salgın saldırganlığa karşı duyarsız kalamaz, kalmamalıdır. Bu duyarsızlık buz gibi donmak olur. Bu donma soğukluğu garibanı hem çok üşütür hem de çoook üzer. Sorumsuz kovboyların terbiyesi ve ne halt ettiklerinin farkına varamayacak kadar uyuşturulan kobayların tedâvisi için bu hayırlı işe taraf olanların öncelikle birleşmeleri ve birlikte hareket etmeleri gerekmez mi, gerekir! Bu da insanlık şartı!

Cümle yaratılmışa bir göz ile bakmayı ve hayatın hem bu yakasında hem öte yakasında her şeye ve herkese yararlı olmayı esas alan bizim gönül coğrafyamızda bu bağlamda şöyle bir ilke var. El, dil ve gönül birliği diyebileceğimiz bu ilkenin açılımı şöyle ifade edilir:

  1. Sosyal, siyasal ve ekonomik kirlenmenin neticesi olan kötülüğü (seyyiâtı) ilk planda ve öncelikle devlet eliyle önlemeye çalışmak; haklılara haklarını, haksızlara müstahaklarını vererek herkese haddini hudûdunu bildirmek; saf düzenine dikkat etmeyenleri hizaya getirmek, devlet farzıdır.
  2. Toplumu uyarmak, insanları iyiye güzele ve doğruya uyandırmak, hasenât ve seyyiât bağlamında aydınlatmak, diri ve canlı tutmak, alımlı ve olumlu yönde motive etmek, ulemânın-âlimlerin, akademisyenlerin ve medya erbâbının farzıdır.
  3. Elinden ve dilinden birşey gelmeyen gariban halkın, sâde ve samimi insanların üstüne vazife olan işlem, maddî-mânevî tam gönül tepki vermektir.

Devlete, millete, ümmete ve insanlığa zarar veren mücrimlere karşı Türkiye, el, dil ve gönül birliği içerisinde sosyal, siyasal ve ekonomik seyyiâtın hasenâta tebdili için uğraşıyor. Zavallı kobayların şahsında muzırlığın finansörü olan oportünist ve emperyalist kovboyları tokatlıyor. Bu durum kovboyların terbiyesi ve kobayların tedâvisi için yapılan zorunlu bir iyileştirme işlemidir. Bu zorunlu işlem, sizler de pekâlâ biliyorsunuz ki Ekrâtler (Kürtler) ile Etrâtler (Türkler)in savaşımı değildir gurban. Her ilaç biraz acıdır, acıtır ama neticesi tatlıdır. “Elinden gelen şeyi dirîğ etme gedâlardan!”

 Mustafa ÖZDAMAR