GÜNDÜZ EFENDİ -22- Va’ziyye Defteri

KUR’AN YASAĞI
Kur’an okumak yasak değildir! Kur’an’ın kelimelerini anlamak ve anlatmak da yasak olmaması lâzımdır. Yasağı yapan utanmalı! Millet de yasak olduğuna inanmamalı! Kur’an lisânını öğrenmek ve öğretmek yasak olduğuna millet inanmaz! Kur’an harfiyle besmele yazmak olduğuna millet katiyyen inanmaz! Öğrenen ve öğreten utanmaz! (Sayfa 20)

BÂTIL İŞLER VE HÜKÜMLERİ
Bâtıl şakalar: Falanca bana hürmette kusur etti. Tutun ayağından sürüyün, size beş kilo helva, yâhud kısır keçi! Haydi! Ayağından tutarlar, paldır küldür sürürler. Helvayı yerler. Bu gibi işiniz bâtıldır. Güveyi satısı bâtıldır, kütük döğmek bâtıldır, ip germek bâtıldır???
Bir köyden bir köye gelin gittiği için damattan veya evliyâsından para almak bâtıldır!
Dünya işleri, hıdemât-ı âmme, okur-yazar câhillerin elinde kalmıştır.

KENDİ BİLİR
O tamamıyla kendisini bilir. O tamamıyla ve kemâliyle kendisini ögmege (övmeye) kādirdir. O’ndan başka kimse onu tamamıyla kemâliyle bilmeye kādir değildir. O’ndan başka kimse onu tamamıyla kemâliyle övmeye kādir değildir. Bu harfler ve kelimeler onun evsâfını ve ef’âlini tamamıyla beyâna kâfi değildir. Mânâlar çok geniştir, harfler kelimeler dardır. İki horazın (horozun) döğüşmesindeki mânâları ve iki camusun (çamızın, mandanın) kırışmasındaki mânâları bile harfler ve kelimeler tamamıyla beyan edemezler. Nerde kaldı ki Kādir-i Mutlak’ın evsâfını beyân edebilsinler. Ne enbiyâ ne evliyâ ne melâike onun evsâfını kemâliyle beyana muktedir değildirler.

TEK VE MUTLAK
Huve mâbûd’ül ābidîn ve’l ābidât! İlâh’ül ābidin ve’l ābidât!
Huve mezkûr’üz zâkirîn ve’z zâkirât! Mabûd’ül musallîn ve’l musalliyât!
Mabûd’üs sāimîn ve’s sāimât! Mabûd’üt tāifîn ve’t tāifât!
Hâlik’ül mahlûkîn ve’l mahlûkāt! Rāzık’ül merzûkîn ve’l merzûkāt!
Hâdi’l mehdiyyîn ve’l mehdiyyāt! Mâbûd’ül mü’minîn ve’l mü’mināt!
Hâfiz’ül müslimîn ve’l müslimât! Hâfiz’ül mahfûzîn ve’l mahfûzāt!
Mahbûb’ül muhibbîn ve’l muhibbât! Habîb’ül müslimîn ve’l müslimât!
Matlûb’üt tālibîn ve’t tālibât! Maksūd’ül kāsıdîn ve’l kāsıdât!
O, kulluk edenlerin eril dişil hepsinin mâbûdudur, ilâhıdır.
O, zikredenlerin eril dişil hepsinin zikridir. Salât edenlerin eril dişil hepsinin mâbûdudur.
Oruç tutanların eril dişil hepsinin mâbûdudur. Tavaf edenlerin eril dişil hepsinin mâbûdudur.
Eril dişil bütün mahlûkâtın Hâlıkıdır. Rızıklandırılanların eril dişil hepsinin râzıkıdır.
Yol gösterenlerin eril dişil hepsinin rehberidir. Mümin ve müminelerin hepsinin mâbûdudur.
Müslim ve müslimelerin hepsinin hâfızıdır. (Koruyucusudur.) Mahfuzların eril dişil hepsinin hâfızıdır.
Sevenlerin eril dişil hepsinin sevgilisidir. Müslim ve müslimelerin hepsinin yârenidir.
Tâliplerin eril dişil hepsinin matlûbudur. Yönelenlerin eril dişil hepsinin maksûdudur.

CÂHİLCE YÂVELER
Sarhoş ağzından, dinsiz ağzından çıkan yâveler: Din kitabları okunmasın, Kur’an lâfızları öğrenilmesin!
Kur’an okumak yasak değildir amma, Kur’an’ı ve din kitablarını anlamaya vesile olan Arab lügatini, sarfını nahvini belâgatini öğrenmek yasaktır.
Namaz kılmak yasak değildir amma, namazın ahkâmını öğretenden derslerini okutmak yasaktır. Bunları yapan suçüstü yakalanır! Aman yâ Rabbi1 Bu ne kafadır, bu ne mantıktır! Din ve şeriat yoksa …. Aristo’nun mantığı bâri olsun yâhu! Millet câhildir diye ta bu kadar maskaraca muâmele yürütmek olur mu yâhu?
Bulgarca öğretmek yasak değil! Domuzca yasak değil!.. Din lisânını öğrenmek ve öğretmek nasıl yasak olur yâhu? Gazeteler: Arabca öğretenler suçüstü yakalandılar! derken utanmıyorlar mı?.. Bu bâtıl tasavvurları doğruymuş gibi yazarken hakkı bâtılı ayırt eden kafalarındaki akıl cevheri, kafalarının tersine saklanırken: Îmân-ı hakîkiye vardım elhamdülillâh! Îman-ı keşfiye vardım elhamdülillâh. (Sayfa 22)

SENDEN YÂ RAB

Bu cân bana senden geldi yâ Rab!
Senden gelen seni bildi yâ Rab!
Seni bilen yine sensin yâ Rab!
İşte bu ulûm ve maarifin sonudur. Buraya kadar yükselenler, ulûm ve maarifin sonuna ermişlerdir. Buraya kadar yükselmeyenler ilmin sonuna varamamışlardır. Fakat buraya kadar yükselmek keşif ve şuhûd yoluyla olmalıdır. Mantık ve tefekkür ve kelâm yoluyla değil. Keşif ve şuhûd yoluyla bu dereceyi bulmayanlar karanlıkta debelerler.

VARDIM ELHAMDÜLİLLAH
Îmân-ı taklîdiden geçtim, îmân-ı tahkîkîden geçtim, îmân-ı şuhûdiye vardım elhamdülillâh.
Îman-ı taklidîden geçdim, îmân-ı şuhûdiye vardım elhamdülillâh!
Îmân-ı keşfiye vardım elhamdülillâh!
Eser müessir bir oldu bana,
Hālık mahluk berâber göründü bana!
ÇŞ… Ebûcehil oldu bana!
GA… Ebûleheb oldu bana!
Ben Kur’an dinler iken zamandan ve mekândan münezzeh ve mukaddes olarak dinlerim!
Bana Kur’an’ın sesi zamansız ve mekânsız bir yerden gelir! (Sayfa 23-24)

Mustafa Özdamar
08 Temmuz 2021

kitapyurdu.com’dan SATIN AL

dr.com.tr’dan SATIN AL

idefix.com’dan SATIN AL

www.kirkkandil.com