Dergâhların açık olduğu tarihlerde, hastası ustası hepsi oralara gider, derdini anlatır, Efendiler –Şeyh Efendiler– onlara derman olurdu, derman bulurdu.
— Onlar, herkesi kendi fıtratı doğrultusunda, “kendi diyarında idâre” edip rahatlatıyorlardı.
— Şey vardı vaktıyle, Münzeviler Kışlasında… Bir zat… Hasta filân okurdu?
— Mürtaza Efendi?
— Evet Mürtaza Efendi! Ben ona çok hasta götürdüm vaktiyle de. Hepsinden müsbet netice aldık. Öyle bir zatdı.
Şunu anlattı bir gün Mürtaza Efendi. Mazhar Osman ona hasta gönderirmiş…
— Meşhuur Dr. Mazhar Osman, Mürtaza Efendi’ye hasta gönderiyor?
— Evet! Mazhar Osman ile çok iyi ahbabtılar onlar. Mazhar Osman, kendisine veya hastahaneye gelen bazı hastaları: Bunlar bizlik hastalar değil! diyerek Mürtaza Efendi’ye gönderirmiş, dua ile tedavi etmesi için. Hatta, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahanesinin kurulduğu ilk yıllarda, Mazhar Osman kurdu bu hastaneyi biliyorsunuz? Başhekimiydi oranın…
— Evet, öyle!
— Haa! Şimdi işte o yıllarda bir gün, Mazhar Osman, İsmet Paşa’ya: Bizim hastahanelerde yer kalmadı! Çok hasta var! Bunların çoğunluğu bizim hastamız da değiller! Eskiden tekkeler vardı, şeyhler vardı. Onlar bunlara nefes eder, iyileştirirlerdi. Siz tekkeleri kapattınız, hastaları çoğalttınız! Bu hastalar bizlik hastalar değil… Şimdi mademki tekkeleri kapattınız, şunu yapın hiç olmazsa: Dergâhları kapatılan bu Şeyh Efendileri imtihan ederek, onlardan birer, ikişer üçer kişi verseniz hastahanelerimize, hastanede yatan hastaların dörtte üçü iyileşir çıkar!
Mazhar Osman bu meyanda daha neler söylediyse, İsmet Paşa dinlemiş, dinlemiş, dinlemiş: Söyleyeceklerin bitti mi? diye sormuş.
Mazhar Osman da: Evet, bitti! deyince, İsmet Paşa: Ne bunu sen söylemiş ol, ne de biz bunu duymuş olalım! demiş kesmiş.
* * *
Prof. Dr. Süheyl Ünver Hoca da söylemiş bunları vaktiyle, Üniversitelerde, derste:
— Çocuklar, demiş dergahlar, bulundukları yerlerin Ruh Sağlığı Merkezleriydi. Değerlerini bilemedik. Yazık ettik bu müesseselere biz! İnsanlar oralarda, dergahlarda çok rahatlıyorlardı. Menfilerden deşarj oluyorlar –olumsuzlukları atıyorlar– müsbetlerle şarj oluyorlardı –olumluluklarla doluyorlardı…– Yazık ki kıymetini bilemedik.