TEKİL VE ÇOĞUL TEMASI

Tekrarı olmayan tecellîler harmanında hiçbir şey birbirinin aynı değildir! Birbirine çok benzer, aynı gibi gözükür, ama kesinlikle aynısı değildir! Her şey, tekil ve özgün tâze tecellidir! Tekliğin ve mutlaklığın gizemli çoğul cilveleridir!

Cansız oldukları sanılan ama, aslında kendilerine özgü canları kanları olan cemâdatda zuhûr eden değişim ve dönüşümler de tıpkısının aynısı değildir!

Nebâtat, otlar bitkiler, sebzeler ağaçlar vs. türünden canlılar, mevsimine göre genelde her sene, kendi türlerinin türevleri olan meyveler sebzeler ve hubûbatlar sunarlar! Bunlar bir önceki şeylerin tekerrürü değil, kesinlikle farklı tekil tezâhürlerdir!

Hayvânat, hayvanlar, kuşlar böcekler vs. bunların cümlesi, insanâtın hem önünde hem ardında yer alan varlıklar! Güdüldükleri için önlerinde; hizmetkâr olmaklıkları dolayısıyla ardlarında yer alan varlıklar! Etleri sütleri yumurtaları gibi daha pek çok şeyle insânâta hizmetkâr olan varlıklar! Etleri sütleri yumurtaları gibi verileri, birbirinin tekrarı ve tekerrürü değil, her biri yeni ve tâze, tekil tecelli tezâhürleridir!

İnsânat yâni eşref-i mahlukat, değil mi? Evet, öyle fakat Üstad Necib Fazıl’ın yırtınışıyla: “İnsan bu, kıvrım kıvrım akar ya!” Bu akış ve bakış içerisinde neleeeer yapar, neler! Halifetullah olmaklığın farkına varamadığı için, çoğu zaman, vahşi dediğimiz yırtıcılardan daha çok yakıcı yıkıcı ve yırtıcı hâle gelmezler mi, gelirler!

Bu îzâhı zor durum da tekerrür değildir! Taş devri, tunç devri vs. gibi yuvarlama tasnifler, beşer şaşkınlığının taşkınlık ürünüdür! İlkel insan diye bir şey yok! İlk insanlar ilkel insanlar değildir! İnsan, deniyet ve medeniyet muammâsının merkezinden gelen bir varlık! Medeniyet ahsen-i takvîm de, vahşet zalûm ve cehûl esfel-i sâfilin de insanın zamîrinde potansiyelinde var olan mahrem muhtevâ!

Ahsen-i takvîm ve esfel-i sâfilin süreçlerindeki seyir de çok mahrem bir muhtevâdır! Bunlar da tekerrür değildir; birbirine zıt görüntü veren tekil esmâların çoğulda zuhûr eden tâze tecelli tezâhürleridir!

Yeryüzü ve yeraltı, dünya denilen gezegen, çok gizemli bir cemâdat, nebâtat, hayvânat ve insânat bahçesidir! Bunların hepsi ayrı ayrı ümmetlerdir! Her ümmet, esrar yüklü bir hazine ve hizmet kervanıdır!

Her ümmetin kendi cinsinden bir habercisi var! derdi anamdan dedem, âlim ve ârif Hacı Tahir Gündüz Efendi!

Burası yeryüzü! Yeryüzünde ve yeraltında, dünyada her şey birbirini yer içer! Böyle bir gizemi var bu âlemin. Yeryüzünde ve yeraltında yaşayan her şey yerden beslenir, yerden yer içer. Bu böyle fakat, sonuçta, âhir-i kâr, bunların hepsini, yer; yer içer! Hayat memat denilen şey, böyle bir şeydir! Değişim ve dönüşümün değiş tokuş cilvesi bu!

Evrenin ve devrânın çözümsüz gizem dekorlarında dönüp dolaşan şeyler, öylesine özel, öylesine güzel gizem yumakları ki, nehirler denizlerden gelirler ammaaaa, muammâ şu ki, hiç susamayan denizler, ırmakları içerler!

Mekteb-i Hıkmet’de hıkmet, Dârul İrfân’da ilim irfan tahsil edenler çözer çözümler bu muhtevâyı, az biraz… Ötesi lâf ü güzaf! Mutasyon dediğiniz şey de buna dahildir. Bu muhtevânın dışında kalan bir şey yok!

Yâ Halîm, yâ Selîm yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

8 Mart 2021

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com