TAŞLANMA ÂNINDA TAÇLANMA

Rivâyet odur ki, Hallac taşlanırken taçlanıyormuş gibi gülüyordu. Ne zaman ki Şiblî bir gül attı, bu gülüş soldu; âhu figan ü feryâd başladı!

İnfaz ekibinden biri hayret ve gayret içinde:

– Sorun nedir Hallac? Zorun ne? Az önce sanki bir şenlik vardı, kıkır kıkır gülüyordun! Şimdi ne oldu da hüngür hüngür ağlarcasına âh ü figân ediyorsun? Bu ne hal? diye sordu.

Elleri kesilmiş kollarıyla başını kanla mesh ederek şunu söyledi Hallac, o an ve şanda:

– Önceki taşlar taç gibi geliyordu başıma! Onlar acı vermedi bana! Câhil bîgâne dîvâne taşlarıyla onlar! Bizi ezmez üzmez, üzemez öldüremez bîgâne taşı bizi! Gâfilin taşı taç gibi gelir, gül gibi gelir bize! Ârifin gülü gülle gibi gelir ve çooook incitir çok! Budur sizin anlam veremediğiniz şok!

Gülü gülle olan Şiblî benim gönül dostumdur! Sevdiceğimdir, saydıcağımdır! Sağdıcımdır, sancağımdır! Bülbülü ağlatan da gül değil midir? Sen işine bak, çişini tutma! Sancağın ruzigârıdır acımı tetikleyen benim!

Gönül ki Arş-ı Rahmândır, sevdiceğinden incinir!

Kişi sevdiğinden incinir; dişi sevdiğinden incinir!

Câhilin attığı taş, tâc olur başa!

Ârifin attığı gül, gülle olur incitir!

Ne sen sensin, ne ben benim, işin aslı O!

Yokvar’ın Tekvar’a bir borcu vardı, onun ödemesi bu!

Zorum da yooook, sorum da yok, işine bak sen!

Biz dağıttık, onlar toplasın!

Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

3 Haziran 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.com

www.kirkkandil.com