EVBE TEVBE VE İNÂBE

Allah’dan korkup kuldan utanmak evbe; cezâ korkusuyla pişmanlık tevbe; cennet cehennem derdinden nedâmet inâbe diye tanımlanıyor!

Bu duygu ve kaygılar içinde:

Tövbe yâ Rabbi tövbe!

Tövbe yâ Rabbi tövbe!

Hatâ râhına gittiklerime!..

Tövbe yâ Rabbi tövbe!

Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime!

Tövbe yâ Rabbi, tövbe estağfirullaaah! yanıklığı içerisinde hâl savuran gönül erlerinin havz-ı kebîrleri etrafında serinlemeye çalışırken, kutup yıldızı Mehmed Zâhid Kotku Hazretleri’nin “Tevbe” risâlesinin önsözü geldi aklıma:

Bu ön ve öz sözde diyor ki Kotku Hazretleri:

Tasavvufî düşüncede tevbe, sâlikin dünyevî ve uhrevî duygulara takılıp kalan ve dolayısı ile Allah’tan gâfil olan gönlünü bu bağlardan kopararak Rabbına vermesidir.

İnsanoğlunun his ve heveslerinin esâretinde davranışlarını yönlendirdiği bilinmektedir. İşte tevbe, kulun kendi isteği ile irâdesini bir tarafa iterek, Allah’ın irâdesine ram olması demektir.

Tevbe ile günâhkâr günâhından kurtulur. Günâhsız bir derece daha kat ederek ileri gider.

Tevbeyi sadece günâhkârların yapacağını sanmak büyük hatadır. Kimi günâhından, kimi gafletinden, kimi bütün mâsivâdan, kimi ibâdetine güvenmenin verdiği aldatıcı gururdan, kimi de bizzat tevbesinden tevbe eder.

Kulun yaratılış gayesinin farkına varması ve bu ulvî gaye ile yaşadıkları arasındaki tenâkuzu kaldırmaya çalışması tevbenin ta kendisidir.

Hazreti Peygamber (s.a.v):

– Tevbe, pişmanlık ve nedâmetten ibârettir! buyurmuştur. Bu, tevbenin bütün şartlarını ihtivâ eden bir tariftir.

………..

Tasavvuf ıstılahında günâh, sadece şeriatın yasakladığı hareket ve davranışlar değildir. Kalbin meylettiği ve ilgi duyduğu şeyler, yasak olmasa bile kulun gönlünü kendisine çekerek Allah’ı unutturduğu ve isyana sürüklediği için günâh sayılmıştır.

Tevbenin üç makamı vardır:

Birincisi tevbe, ikincisi inâbe, üçüncüsü evbedir.

Tevbe, ceza korkusu ile duyulan pişmanlık.

İnâbe, cennet ve sevab ümidi ile gösterilen nedâmet.

Evbe ise, yalnız Allah’tan korkup, ondan utanarak kötülüklerden vazgeçmek ve emirlere riâyet etmektir…

 

Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’nin bu ihsan ve ikrâmından sonra: Akıl kalbde bir nurdur, nârı nedâmet âteşini bu nûr söndürür ve serinletir insanı! sözü sökün etti gönülden!

Kalbin fuâd mertebesi gönül! Arş-ı Rahmân olan gönül!..

Avnî mahlasıyla şiir ve şuur dokuyan Fatih Sultan Mehmed Hân’a:

Gönül eyvây gönül, vay gönül, eyvây gönül!

Muhibbî mahlâsıyla esip savuran Kanûnî Sultan Süleyman’a:

Baş eğmeyen kimseye sultân olan gönül! dedirten gönül!

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’ni:

Hazm olunmaz belâlara sabr eyle / Ākıbet hep güvâr olur ey gönül!. diye inleten gönül!

Âhiri kelâm, ifâdeyi meram; aşk aklıyla yunup yıkanmak çâre vesselâm!

 

Yâ Selâm!

 

Mustafa Özdamar

6 Mayıs 2021

 

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com