Dedem rahmetli Kahire günlerini anlatırken şunları söylerdi:
Kahire’de Konya’dan icâzetli olmaklığım bana çok itibar kazandırdı. Hem talebeydim, hem hocaydım Ezher’de. Türk talebelerin başkanı, Abbas Halim Paşa Sarayının başimamıydım.
Abbas Halim Paşa’nın Sarayında çok mutantan ziyâfetler olurdu. Neler yemezdik neler amma… Çocukluğumda odun etmeye, odun toplamaya gittiğim Kent yaylasında, anamın azığıma kattığı Torbeş Arnavutların ovmaç dedikleri ekmek öğmesinin lezzetini hiçbir yerde görmedim! Özge bir lezzetti o ekmek öğmesi.
Bir gün bir zâbit geldi Ezher’e Türk Subay! Türk talebelere dağıtmam için bana bir tomar para verdi.
İşiniz ne buralarda diye sordum. İngilizlerle görüşmeye geldiğini söyledi! Sarışın mavi gözlü şık bir askerdi bu subay. Yıllar sonra Türkiye’ye döndüğüm zaman, gazetelerin baş sayfalarında resmini gördüğüm bu subay, meğer Mustafa Kemâl imiş. İsmini söylemişti zâten Ezher’deki görüşmede. Hıkmet-i Hüdâ, neredeeeen nereye! Kader!
KADERE KĀDİRLİK
Anam rahmetli, dedemin ilk ve en büyük kızı: Gadere gadirlik olur mu baba? diye sormuş, dedem rahmetliye!
Kadere kādirlik olur mu, demek olsa gerek bu.
Dedem rahmetli: Olur gızım, demiş, kadere kadîrlik ya da kādirlik olur mu, olur! Allah Kādir-i Mutlaktır, Kadîr-i Mutlaktır; kader îzâfî bir takdîrdir, yazgıdır! Allah dilerse bu yazgıyı değiştirir mi, değiştirir. Gadere gadirlik dediğin şey budur!
Allah kaderle takdirle yazgıyla mukayyet değildir. Tebârekeyi oku gızım, Tebârekeyi! Mülk Sûresi! Allah çooook yücedir! Her şey O’nun elindedir!. Ve O her şeylere kadîrdir, kādirdir!..
Mustafa Özdamar
22 Haziran 2021