İslâm uygarlığının, İslâm duyarlılığının uzantısı olan İslâmbol Efendiliğinin sosyal tavrı, genelde hep eyvallah, estağfirullah ve elhamdülillâhdır!
Îmanın altıncı şartına göre her şey Allah’dan ya!. Hakk’dan gelen, halka inen her zuhurda, duruma göre eyvallah estağfirullah veya elhamdülillâh denilebilir mi, denilir!
Sözgelimi birileri size:
– Sen şöyle şöyle söylüyorsun ama, öyle öyle değil böyle böyle yapıyorsun! Kelâmınla amelin örtüşmüyor! Bana çok ters geliyor bu! diye sitem eder ya da daha sert sataşırsa; sitem konusu olan sakatlık sizde varsa, yapacağınız şey, eyvallah edip Hakk’dan ve halk’dan özür dilemektir!
Afedersiniz, eyvallah, özür dilerim! Her dilden her telden tövbe ediyorum! Uyardığınız ve uyandırdığınız için teşekkür ederim! demektir. Ammaaaa…
O sakatlık sizde yoksa iftira niteliğinde bir haksızlığa ya da daha beteri hakârete mâruz kalırsanız eğer; o durumda tavr-ı diger şu olur:
Estağfirullah! Öyle bir şey ne bana yaraşır, ne sana!
Estağfirullah!.. İnsan insana aynadır! Aynada kendini görür insan! Güzel Allah’ın sıfatı olan hayatın böyle girift bir gizemi var!
Estağfirullah kardeşim, estağfirullah! Kendi kendimize hakâret ve iftira etmeyelim lütfen! tavrıyla hâle ve yola çekmeye çalışırsınız muhatabınızı!
Bu iki durumdan, eyvallah ve estağfirullah fasıllarından evvel veya sonra bir iltifata uğradığınızı düşünün!
Yine sözgelimi, yine birileri, bana sana, şuna buna:
Ne güzel insansın sen yahu! Her şeye hoş bakıyorsun! Hiçbir şeyi boş görmüyor, hiçbir şeye boş vermiyorsun! Hoş bakıyor, dolu veriyorsun! Ne özel, ne güzel bir tavır bu yahu!.. tarzında tatlı bir iltifat etti, lutfetti diyelim!
Böylesi durumlarda tavrınız, özelliği ve güzelliği kendinize mal etmeden, hem eyvallah, hem elhamdülillâh, hem estağfirullah! olabilir!
Eyvallah! Özellik ve güzellik güzel Allah’dan! Elhamdülillâh! Hamd Allah’a! Her türlü övgü O’na! Siz biz hepimiz, bizler emânetçiyiz; minnet Hodâ’ya!
Eyvallah elhamdülillâh estağfirullah! Her dilden her telden, eyvallah elhamdülillâh estağfirullah!
Siz bizde, biz sizde kendimizi görüyoruz! Hakk Çalab’a hamd ü senâlar ve şükürler, sizlere teşekkürler olsun ki; aslı Çalabîlık olan Çelebilik tavrı zuhûr ediyor sizlerde!
Ve’l Asri ve Ve’t tini’de vurgulanan amel-i sālihât ile hakkı ve sabrı yaşamak budur! “Felehum ecrun ğayr-i memnun: Hep artan hiç eksilmeyen mükâfat” budur!
Azîz Mahmud Hüdâyî Hazretlerinin de lutfedib ihsan ve ikrâm ettiği gibi:
Hâzin-i esrâr-ı lâhut ol ki, sultânlık budur / Kenz-i lâ yüfnâya mâlik ol beğim, hânlık budur!
Tavk-ı tâat bağlayıp ifrit-i nefsin boynuna / Âsaf-ı akla riâyet etki Süleymanlık budur!
Kalb-i âdem mazhar-ı envâr-ı Hakk olduğuna / Secde-i şükr eylemezsen ayn-ı şeytanlık budur!
Sıdre-ı irfân-ı Hakk’ın mûntehâsın bulmağa / Âlem-i vahdedde cevlân etki insanlık budur!
Kābe kavseynin Hüdâyî fehm edib cem’iyyetin / Vâsıl ol sırr-ı ev ednâya müslimanlık budur!
Yâ Halîm, yâ Selîm, yâ Selâm!
Mustafa Özdamar
11 Şubat 2021