RUMUZÂTI AHVÂL-İ RÛHİYÂT VEYA HÂLET-İ RÛHİYYE TEZÂHÜRLERİ BAĞLAMINDA BİR TAHLİL TECRÜBESİ

Bir ucu ahsen-i takvîm obir ucu esfel-i sâfîlin olan beşerin kafa kalb ve ruh halleri, hesâba kitâba sığacak şeyler gibi gözükmüyor! Akıl gönül ve ruh, öylesine içiçe sarmal bir esrar yumağı ki, neye ve kime neyinden ve neresinden bakmanın gerektiği hiç belli olmuyor!

Bu gizemli girdablarda, bu câzibe anaforlarında, bu sembol serablarında çalkanan insan, sağlıklı bir yorum çözüm yapamıyor! Hâl kāle, durum yoruma sığmıyor! Kifâyetsiz kalıyor kelimeler, cümleler, metinler!

Bu mahrem muhtevâ metaforları içerisinde darlanan ve zorlanan insan, ister istemez şöyle söylemeye başlıyor:

İnsana birdenbire / Bin hâl gelir, bin hâl gider! / Bunların cümlesi de / Pinhân gelir, pinhân gider!

Şu fâni dünyâda / Herkes birbirine şık / Herkes birbirine şok!

Kimsenin kimseye diyeceği yok / Herkesin herkese diyeceği çok!

Sonra, son tahlilde, kalbinin kuytularında:

Biraz kül biraz duman / O benim işte!

Kerem misâli yanan / O benim işte!

diye haykıran Ümit Yaşar seyrinde, rumuzât-ı ahvâl-i rûhiyât vâdilerinde, kalb ruh ve sır yamaçlarında, gül lâle karanfil kandak ve kundaklarında; dört nokta iki parantez rumuzâtında şöyle yanıyor kül oluyor insan:

Bir âteşim yanarım / Külüm vaaaar, dumanım var!

Dumanımı savurdum / Arda kalan külüm var!

Tök külümü torpağa / Artı eksi devâ var!

Hâlet-i rûhiyyede / Binbir çeşit sembol var!

İnsan bir kâinattır / Kâinatda her şey var!

 

Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar
23.11.2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.com

www.kirkkandil.com