SOSYAL MESÂFE VE MASKE BAĞLAMINDA KİTAB VE SÜNNET TAVRI ÜZRE KEKRE ZUHÛRAT

Kālûbelâ’dan beri müslüman olduğunu söyleyen, îmanları ve iz’anları bayatlamış insanlara laf anlatmak söz dinletmek çok zor oluyor. İlimli bilimli, hilimli kilimli herkes, kendi kafasının kirini ilim irfan sanıyor.

Kitab ve Sünnet tavrı, sadece müslümanım elhamdülillah diyenlerin değil, dinli dinsiz, donlu donsuz herkesin ve her kesimin olmazsa olmaz ihtiyacıdır.

Kitab, Kitâbullah, Allah’ın Kitabı Kur’an-ı Hakîm! Hayatın iki yakası için de insanın yararına ve zararına olan şeyleri açıklayan kitab! Sadece müslümanlığın değil, insanlığın anayasası!

Sünnet, belli bir millete değil, yetmişiki milletin tamamını uyarmak ve uyandırmakla görevli, âhir zaman habercisi, adı güzel kendi güzel Muhammed Aleyhisselâm’ın kavlî, fiilî ve kalbî tavrı! Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş kanlı canlı hâli!

Kitap ve Sünnet tavrı, âlemlerin Rabbinin buyurduğu, âlemlere rahmet Hazreti Ahmed Aleyhisselâmın duyurduğu, sosyal siyâsal ve ekonomik hayat tarzı! Akâid (inanç), ibâdet (tapınma) ve muâmelât (gündelik işler ve işlemler) faslında Allah’ın emir ve murâdına uygun temiz pâk yaşam biçimi!

Allah adâlet ve ihsânı emreder. Allah bütün mahlûkâta şefkat merhamet ve muhabbeti emreder. Allah herkesin birbirini sevmesini saymasını, saygılı davranmasını emreder. Allah kendilerine ihsan ve ikram edilen nimetin meşru çerçevelerde paylaşılmasını emreder. Allah insanların nezâfet nezâhet ve nezâket içre iffetli yaşamalarını emreder.

Kısacası, öz ve özet olarak söylemek gerekirse, Allah, gayretli dirayetli, mert cömert ve dürüst olmaklığı emreder.

Bu iffet ve nezâheti, bu nezâfet ve nezâketi, hamhum şaralob şarlatanlığında şeytanlaşan hiç kimseye özümsetemiyorsunuz, neûzübillah! Sizi bilmem, nâmına ünlem koduğum komadığım dedikodu erbabına, laf ebelerine, en başta, kendiselliğim de dâhil, hiç kimseye anlatamadım, algılatamadım bunu ben! Oysa ki Kitab ve Sünnet tavrının en baş en başat şartı bu! Bu şart, bu ilke çok ihlal ve ihmal edildiği için celâlleniyor ve sövüp sayıyorum, taşıp dökülüyorum yâni zaman zaman! Aman Allahım aman! Bilmezdim kelimelerin bu kadar kifâyetsiz olduğunu diyor ya Orhan Veli. Ona bir redif geliyor yüreğimden: Bilmezdim mahcub olmanın bu kadar zor olduğunu! O nedenle kavramlara hitab ediyorum çâresiz! Kavramlar diri, kavramlar canlı bir ümmet! O nedenle onlara hitab ediyorum!

Nezâfet, nezâhet, iffet, nezâket! Dördünüz birlikte bir şeyler söyleyin insanlara! Duyumsatın, özümsetin kendilerinizi lütfen! Özlerine girin, uyarın, kendilerine uyandırın insanları lutfen! Kalıplarına tapınan bu insanları, kalbleri hareminde îtikafa alın lutfen, lutfen! Sizlere herkesin hepimizin ihtiyacı var!

Az evvel, azıcık deli bozuk kişnemelerle, hiç kimseye anlatamadım ben bunu, dedim ya! Aslı faslı şu bunun:

Hakir fakir bencağaz çocukluğundan beri merâsimi sevmeyen ve kendi doğallığım içerisinde salt selâmla ve selâmlama işlemiyle yetinen bir kimseyim. En azından kırk yıldan beri de kendi yaşadığım, yaşamaya çalıştığım bu sâde ve âsûde tavrı, arkadaşlarıma ve gönüldaşlarıma da yaşatmaya çalışıyorum ama, gel de anlat insanlara bunu! Herkesin hak batıl bir alışkanlığı var, o alışkanlığın esâretini kıramıyor!

Yâhu diyorum, bırakın şu size görgü kuralı diye öğretilen mesâfesizlik özentisini! Bırakın şu yiğir yiğir rüküşlük kokan callamcob cılk merâsimleri! Bize göre şeyler değil bunlar! Gerekli de değil! Hele hele âdâb-ı muâşeret, görgü kuralı yâni, hiç mi hiç değil! Başka yerlerden, başka vâdîlerden sökün edip gelen virüsler bunlar! Rahmânî değil şeytânî şeyler bunlar! Abdest bozan ricsün min amelişşeytan şeyler bunlar! Hem ten beden abdestini, hem de gönül ve zihin abdestini bozan şeyler bunlar! Yapmayın etmeyin; sadece din bağlamında değil tıbsal olarak da sakıncalı şeyler bunlar! İslâmî ve insâni iffete nezâhete, nezâfet ve nezâkete muğâyir şeyler bunlar! Evliyânın enbiyanın, ashâbın ulemânın, âlimlerin âriflerin salihlerin ırağ olduğu şeyler bunlar! Yapmayın etmeyin bu muannit inkârcıl kirli tavırlardan ırağ olun ki, herkesi ve her kesimi ışıtan çerağ olun, lutfen keremen! diye yırtınıp duruyoruz ama, roman çalar ekrât oynar diye bir söz var ya! Aynıyla o sahne yaşandı şimdiye kadar!. Ama şimdilerde, Koroni paniği günlerinde, bilim insanları sosyal mesâfe diye bir ilkeden dem vurdu ya! Herkes kan can derdiyle sus pus oldu, uydu mu uydu ha! Helâl olsun, haram helâl bağlamında bir ders oldu bu! Kitap ve Sünnet yüzyıllardır binyıllardır bangır bangır bunları söylüyordu da kalbleri kulakları ve basiretleri bağlı şaşar beşer buna bir anlam veremiyordu! Ya da ve belki daha doğrusu nefsâniyetin esâretinden kurtulamıyordu! Peki şimdilerde nasıl kurtuldu? Bir musibet bin nasihatten yekrektir, demiş bilgeler! Vay anam vaaay, vay babam vay! Uyanmak ve kendine dönerek doğaya uymak için musîbet mi bekliyorlar insanlar yâhu! Olanda hayır var, her şeyde bir hayır var sözünün tenli bedenli, kanlı canlı kanıtı bu!

Yâ Selâm!.

Mustafa Özdamar

26 Mayıs 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.com

www.kirkkandil.com