Bir vāızın not defteri VAZIYYE diye isimlendirdiğimiz Osmanlıca bir defter var önümde. Bu defter, ulemâyı râsihûndan ârifibillâh Hacı Tâhir GÜNDÜZ EFENDİ’nin, 1940’lı yıllarda, Konya Çumra Merkez Vāızlığı döneminde kaleme aldığı va’z özetlerinden ve bazı notlardan oluşan otuz bir sayfalık risâle niteliğinde bir eserdir.
Bu defterde yer alan, Nisan 1946’larda kaleme alınan bir Kahrıyye var şöyle:
Köşede bucakda, devlete millete kötü niyet besleyenler, kahrolsunlar!
Milletin iyiliğine, ıslâhına çalışmayanlar kahrolsunlar!
Devletin milletin zararına, mahvına çalışanlar, kahrolsunlar!
Devletin milletin, iyiliğini ıslâhını terakkîsini, kuvvetlenmesini, devamını istemeyenler kahrolsunlar!
Allah’ın varlığını birliğini, kudret-i kâmilesini, hududsuz kuvvetini inkâr edenler, kahrolsunlar!
Hazreti Muhammed’in risâletini nübüvvetini peygamberliğini, Kur’an-ı Kerim’i inkâr edenler, kahrolsunlar!
İslâm dinine düşman olanlar, kahrolsunlar! (S/9)
Bu Kahrıyye, sanıldığı gibi bir beddua değildir! Beddua görüntüsü veren, haklılara haklarının haksızlara müstehaklarının verilmesine yönelik gizemli bir lutfiyyedir! Zâlimi zâlimlikten zulm etmekten, mazlumu mağduriyetten kurtarmaya çalışmak lutuf kere lutuftur.
Kahrıyye’nin kaynağı, kaymağı ve dayanağı olan el Kahhâr ism-i şerîfi, aslında ve özünde lutfiyye bir niyazdır! Bu asıl fasıl ve nasıl bağlamında Mahmut Toptaş Hoca “El Esmâ’ül Hüsnâ Şerhi” adlı eserinde şunları söyler:
Yâ Kahhâr, yâ Kahhâr diyerek esen fırtınalar, dağlardaki milyonlarca ağaçların, çürüyen kuruyan kurtlanan dallarını budar, temizler.
Yâ Kahhâr diyerek coşan denizler, denizdeki çeri çöpü kirliliği temizler, durgunluğu giderir ve canlılara can verirler!
Kahraman insan/müslüman, Kahhâr’a olan îmanıyla, öncelikle nefsini kahreder, kendini yener, sonra zâlimlere karşı çıkar, ölümüne kalımına dimdik cihâd eder!
Derderun;
Bugünlerde, “Gece yarısında ve güneş doğarken” en az “306 kerre” yâ Kahhâr virdi tavsiye ediliyor.
Yâ Kahhâr yâ Kahhâr yâ Kahhâr, yâ Nûr, yâ Muîn, Yâ Selâm!