ŞER VE BEŞER

Şer ve beşer! Beşer kelimesinin ikinci hecesi, şer!.. Bu tür karanlık ve kapalı konularda, rastgele esip savurmak, çok netâmeli ve beter mi, beter!

“Ya hayır söyle, ya sus!..” buyuruyor Şâhırısâlet Habîb-i Hüdâ! sallallah! Bu çoook ince bir îkaz, inzâr, uyarı! “Hayrul umûr evsâtühâ! Her şeyin hayırlısı ortası!” diye ekliyor.

“Sükûtun heybetini ucuz lâf pazarlarında harcama!” diyor Şahıvelâyet Ali! Kerremallah!

Allah’ın sıfatı olan hayatın akışı içerisinde zuhûr eden, sosyal siyâsal ve ekonomik sekteler bağlamında, pür fanatik yandaşlık, lehtelik de matah bir şey değil; pür kronik sadist aleyhtelik de makbul ve matah bir şey değildir! Buna rağmen, genelde hep uçlarda gezinmek, beşer kelimesinin ikinci hecesinde haraç mezat müzâyede cazgırlığı etmek, “zalûm ve cehûl’’ insanın hoşuna gidiyor olsa gerek! Çok içten bir samimiyetle itiraf etmeliyiz ki, genelde hepimiz böyleyiz, inanın. Emin olun böyleyiz!

Şer şer şer! Bu ne hâlet beşer? Fazla şirnedin be şer! Zamîrindeki hayrı çıkar artık ortaya! Bencillikte esip savurma! Âdem’in çocuklarını, torunlarını, torlaklarını karanlıkta kavurma! Yeter artık yeter, el insâf ve’l insâf beşer! derken bile, kendi cehâletimizin dipsiz karanlık kuyularında yırtınıyoruz da, bunun bile farkına varamıyoruz, inanın!

İster inanın, ister inanmayın, genelde herkes, hepimiz, kendilerimizi allâmeyicihân sandığımız için, habire / boyuna ahkâm kesiyoruz, yazık!

Kıbrıslı Nâzım Efendi, o tatlı özgün Anadolu şivesiyle, bu bağ ve bağlamlarda şöyle söylerdi: Biz bir şey bilmeyoruz! Bilmediğimizi de bilmeyoruz!.. Bilmediğimizi bilsek ve kabullensek, bilmeye ve bellemeye başlayacağız!”

Yâ Alîm yâ Kerîm, yâ Âlim yâ Selâm!

 

Mustafa Özdamar

29 Mart 2021

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

SEKTE

Komplo terörist olmak ile kobay terörist olmak arasında çok fazla bir fark yok! İkisi de kendilerince teorist ama, acı realitede ikisi de terörist! İlki legal, ikincisi illegal terörist! İkisi de insanların moralitelerini dinamitleyen, anarşiyi tetikleyen negatif aktivistlerdir!

Sosyal ve siyâsal hayatın kalbi ekonomi! Yâni, çok yanlı çok yönlü bir kavram olan iktisat! İktisâdın en berbat hasımı israf! İsraf, piyasa durgunluğunu doğuran ana! Bu durgunluğun bu duraksamanın adı, sektedir, sekte!

Kalb sektesi, kitab sektesi ve iktisat sektesi diye bir gerçeklik var mı, var! Kitabda, dört sûrede sekte var: Kehf, Yâsin, Kıyâmet ve Mutaffifîn’de!

Kalb sektesinin de, kitab sektesinin de, iktisat nâmı diğer ekonomik sektenin de bir hıkmeti var elbet! Legal ve illegal terörlerle çözülmez bu hıkmet!

Kitabdaki sektelerin hıkmetini Hakîm Allah bilir! Kalb sektelerinin nedenlerini, Hakîm Allah’ın hakîm/ hekîm ettiği kulları da bilir! İktisâdî sektenin edensellik ve nedenselliğini, iz’ansız insafsız komplo teröristleri değil; insaflı ihlâslı iktisatlı ehil erbâb ekonomistler çözümleyebilir!

Moral bozma teröristliğinin uzantısı olan karamsarlık ve kötümserlik, şom bakış ve felâket tellâllığı çözüm değildir! Çâre, Âkif’in ifâdesiyle: Allah’a dayanmak, sa’ye sarılmak ve hıkmete râm olmaktır! Yân gelip yatmak değil bu! Bu krizin içinde, herkesin üstüne vazife olan şey; iyi niyet ve samimiyet içre, temiz pâk berrak gayretle çalışıp çabalamaktır!

İktisâdın en berbat hasımı israftır! İsrâfın her türlüsü haramdır; haramdan hayır gelmez! Haramda ve hasımlıkta çözüm üremez!

Bu millet ve memleket, fî tarihlerinde, buna benzer neleeer yaşadı, neler! Hepsi geçti gitti! Bu da geçer yâhû! Yeter ki biz, şomluktan çıkalım ve yomlukta / olumlu ve ılımlı yaklaşımlarda yoğunlaşalım! Bu da geçer biiznillâh!  Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

25 Mart 2021

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

VAKİT NAKİT

Ölmeden önce ölme diriliği, arzu kulluğundan arınarak, ahde vefâ ve akdi îfâ ahrarlığı içinde benlik bönlüğünden soyunarak; Allah’a dayanma, sa’ye sarılma ve hikmete râm olma rindligini giyinip kuşanmaktır! Her türlü aktivite içerisinde helâl ve temiz yaşamaktır! Âtıl bâtıl kalmak değildir!

Bu tür esip savurmalar karşısında: Na’zaman der Anadolu insanı; Na’zaman, na’vakıt?

Ne zaman, ne vakit, nasıl demektir bu.

Na’vakıt na’zaman Allah bilir gurban! Bizim üstümüze vazife olan temiz niyet, berrak gayret ve köklü samimiyet içre çalışıp çabalamaktır!

Ölmeden önce ölme diriliği denilen, gönül ve zihin berraklığı içerisinde adam olma diriliği, öyle pat diye olabilecek birşey değil ammââââ… Güzel Allah dilerse o da olur elbet tabii, âmennâ! Muammâ bu!

Nasîb et Rabbim, nasîb ü kısmet et!

Keçecizâde Izzet Molla kulunun diliyle:

Harâb oldu gönül yâ Rab / Evindir ânı tâmir et!

“İnsanlar uykudadır öldükleri zaman uyanırlar.” buyurur Habîb-i Hüdâ. Hüdâ’ya hamd ü minnet, Habîbine salât ü selâm olsun! Açık seçik, net ve berrak, gizemli bir gerçek bu!

İlk ve ihtiyârî uyanış, ölmeden önce ölme diriliğine ulaşma uyanıklığı; ikinci ve zorunlu uyanış, bedensel ölümden sonraki uyanıştır. Bâsübâdelmevt budur! Asıl ve asîl bâsübâdelmevt, ölmeden önce ölme ve olma diriliğine ulaşma uyanıklığıdır!

Na’zaman? İmdi!.. Na’vakıt? Şimdi! Vakittir vakit! Vakit nakit! Ölmeden önce ölme ve olma diriliğine ulaşmak nakit!..

Yâ Vehhâb, yâ Selâm!

 

Mustafa Özdamar

22 Mart 2021

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

SELÎMNÂME VEYA TABAK EFENDİ VASIYYETİ

Melâmî Selim Atılgan (15 Ocak 1946 – 15 Ocak 2018) Efendi’nin “arkadaşlara” başlığı altında kaleme aldığı söylenen muhtasar ve mûfîd, kısa ve öz, faydalı bir risâle Selîmnâme! Atılgan Efendi’nin son demlerindeki vasıyyeti olduğu söylenen bu metin, şöyle başlıyor:

Bu yazdığımı çok iyi okuyun! Hattâ birertâne / kopye cebinize koyup da, müsâit zaman buldukca okuyun ki, (kâl) hâl ola! Şimdi hiç tatbik etmeyip, Kutbulârifin gibi konuşup, yapamayıb, (boş lâf ve kuru yulaf sekrinde sayıklayarak) kûtbul câhilin bezirgânı olma(k)dan ferâgat edersiniz (vazgeçersiniz)! (Melâmiliği, manâsız muhtevâsız ve amel-i sâlihâtsız, içi boş kuru laf kelâmîliği hâline getirmekten kurtulursunuz, demektir bu!)

İkinci paragrafta şunlar söyleniyor:

Yalan, kibir, gadab, riyâ, şehvet, kin, haset, gıybet!.. (aman hâ, aman, neûzü billâh!..) Yazdığım (bu) sıfat(lar), cehâlet sıfat(lar)ı!.. Yedi /sekiz cehim (cahim, cehennem) adı ve kapısıdır! Şeytan sıfatıdır! Aynı hâlde kalanın her sözü zâhirî olup, aynı hâli devam ettikçe melekıyyete geçmesini hiçbir kuvvet temin edemeyeceği gibi, zâhirî ibadetler dahi kendine yük olacağı âyetler ve hadislerle mecbuttur (mazbuttur, sâbittir)! Kibâr-ı evliyânın ittıfâkı beynindedir (arasındadır)!

Bu paragrafın devamında kendi ilkelerini şöyle sıralıyor Hazret, mûridan ve muhibbânına:

Küfür hiç olmayacak! Şöyle ki, pezevenk teres gibilerden (yâve) yemin olmayacak! Hiçbir arkadaş diğerine ödünç para vermeyecek ve istemeyecek! Hiç biri, nefsime çay kahve yemek gibi ikrâmı ricâ ederim teklif etmeyecek! Hiç biri diğer arkadaş evine haberim olmadan gitmeyecek! Hiçbir arkadaş diğerini bana şikâyet etmeyecek! Hepsi benim için kıymetlidir. Kendi kusurunu görmeye çalışacak! Kimse kendi anlamına diğerlerinin uymasını (beklemek) değil de, anlayış gösterecek! Biliyormuş gibi değil (hiç bilmiyormuş gibi) öğrenmeye yönelecek!

Bu ilkelerden sonra devam eden derkenarda şöyle bir özsöz var:

İbâdetler gâye değil, vâsıtadır!

Müessiri eserinden ayrı, çok uzakta(lık vehmi içinde) tefekkür etmek, cehâlet olur!

Bu derkenardan sonra devam eden sayfada şöyle bir pırlanta daha var! Parıl parıl parlayan o pırlanta cümle şöyle:

Âyetlerle beyân buyurulan âlemler, hududlu gösterilir ve öyle bilinirse, birçok perdeler çevremizi sarıp tevhîd iddiamız, lâfzını bir santim genişletemez! (Her şey lâfda ve lâfızda kalır, kurur!) Bu arada (biz) kuru bir dâva peşinde olur(uz)! (Bu kuru) dâvada ise kul ilâh karşı karşıya gelir! Bizim Allah’ı sevdiğimiz (ve her şeyi) hepsini O’nun için yaptığımız yalan (dolan) olur! (Ve biz) ancak kendini aldatanlar oluruz! Peygamber Efendimiz, bize bizi anlatmak için geldi. Biz bizimle olunca açılır, her taraf (her madde, her mâna) bize!..

 

DERDERUN

“Selîmnâme” başlığı ile sunduğumuz bu metin, Hüseyin Câhit Lü kanalıyla bize ulaştığı günlerde, son sayfanın arka yüzüne şöyle bir yorum yapmış ve yazmışım kendimce:

Âlemde âtıl batıl bir şey yoktur! Abes yoktur! Her şey hareket ve bereket hâlinde doludur! Hoşgörü, Allah’ın sıfatı olan hayatın doğasındaki bu doluluğun farkına vararak, ona boş değil hoş bakmaktır, bakabilmektir! Ve o hoşluğu görmektir, görebilmektir! Şeriat tarîkat, hakîkat mârifet budur!..

*****

“Selîmnâme” başlığı ile sunduğum metin, 2018’lerde gelmişti bana. Selim Atılgan Efendi’nin vasıyyeti gibi lanse edilmişti. İki sene sonra, 2021 eyyâmında, bu günlerde, yeni bir bilgi geldi. Bu yeni ve tâze bilgiye göre, söz konusu metin, Selim Efendi’ye değil, Selim Efendi’nin Şeyhi Emin Tabak Efendi’ye aittir! Bârekâllah, eyvallah ! Zâhirdeki ve zuhûrdaki esmâ farkı bu metne gölge düşürmez! Muhtevâ aynı kanalın muhtevâsıdır! Mîrî malıdır! Bu tür mânâ ve muhtevâlar, kaptan kaba boşalarak dolaşır! Eğer bir karmaşa var ise, bunu ayıklamak, bizim Ersin bilge, Ersin Akyazı ile Ahmet Nihat Göksu gönüldaşın işidir. Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

20 Mart 2021

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

VAKİTTİR VAKİT

Çok dağıldı ortalık / Derlenip toparlanmak gerek artık / Vakittir vakit!

Tomurma demi Mart  /Mevsim ilkbahar / Vakittir vakit!

Âsûde bahar Nisan / Şöyle düşünmeli insan :

Hâsibû enfiseküm kable entuhâsebû / Vezinû a’mâleküm,kable entûvezenû!

Hesâba çekilmeden önce,kendinizi hesâba çekin / Tartılmadan önce amellerinizi kendiniz tartın / Vakittir vakit!

Neyim ne değilim / Kimim kim değilim / Böyle bir sorgulama için / Ölmeden önce ölme ve olma diriliğine ulaşmak için / Vakittir vakit!

Nerde ne zaman nasıl / Bilen bilir / Ben bilmezem Agam bilir / Allahu âlem / Vakittir vakit!

Ölmeden evvel ölmektir hüner / Ölmeden önce ölme diriliğinde olmaktır hüner / Derdi rahmetli peder / Vakittir vakit!

Yâ Hayy yâ Kayyûm,Yâ Hayy yâ Kayyûm / Senin rahmetine sığınıyorum / Bir an bile beni bana bırakma / Herşeyimi ıslâh et ,herşeyimi ıslâh et!
Âmîn, âmîîn, âmîîîn,Yâ muîn..

 

Allahümme salli alâ Muhammed!

Yâ Vâlî yâ Velî yâ Vedûd yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

18-Mart-2021

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

DERDERÛN TÂZİYE

Ocağı tütesice Yiğitalp Efendinin evlâd ı kirâmına!

Rabbülâleminin sıfatı olan hayat, bu yakasında olduğu gibi öte yakasında da devam ediyor!

Hüzün mâsum ve temiz bir duygu; keder, Kâdir’e ve kadere töhmet bir buğu! Aman lutfen mükedder olmayın! Besmele salavât 3 ihlâs bir fâtiha!

Yahya Kemâl’ce tâziye:

Ölüm âsude bahâr rinde!

Siz ağlarsanız, ağlar baba!

Merhûma es salât/ rahmet, ailesine ve evlâd’ı kiramına es selâm ve’s selâmet!

Es Selâm, es Selâm, es Selâm, yâ Selâm..

ÖZ YÂRE SÖYLE

Götür rîhu sabâ, selâmım götür / Gam aşk küsârını Yezdân’a söyle / Cânım şeydâ olmuş tende durmuyor / Her bir ahvâlimi öz yâre söyle!

Hâli ahvâlimden gayri men bilmez / Bir derde uğradim dermanı olmaz / Eflâtun Etibbâ hiç çâre bulmaz / Dertlerin dermânı Lokman’a söyle!

Aç perin ulvîye inmegil yeniş / Yırt can perdedârın gül şehre giriş / Çâriyâr-ı bâ kemâle hem danış / Mahlûku besleyen Rezzâk’a söyle!

Bülbül-i gülzârın güldedür nazı / Güllerin şâhına eyle bu arzı / Okur nâmem yazar bir satır yazı / Ulaş lâmekânde Cebbâr’e söyle!

Kaç nefs-i su’bândan eyleme telaş / Bir keştî sal bahre kevrâne ulaş / Perşenkü baş bedray şâhile görneş / Kaptanlar fâili muhtara söyle!

Binbir hicâbı geç yüz tut dergâha / Yolun uğrar senin şan veren şâha / Tabşur arzuhalim Hazret Penâh’a / Kün emrini veren Hallâk’a söyle!

Hicablar ref olur görünür hurşid / Gül şehrine peydar olmişdür mürşid / Mühürler nâmemi şahid-üş şehid / Bu Ağlar Baba’yı Gaffar’a söyle! (E 649)

Mustafa Özdamar

16 Mart 2021

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

ŞİİRSEL VE ŞUURSAL DUYGULAR

Güzel bir şeyler söyleyeceksen, söyle! Kötü konuşacaksan, helâya git! Ortalığı kokutma!

 

Kirli bir şeyler söyleyeceksen, kaşınıyorsan, hamama git, hakîkatle yun yıkan, mârifetle keselen! Rastgele her tarafı kirletme!

 

Âzâr eyleme, âzâr eyleme! Bizi bâzâr eyleme!

Azarlama bizi! Bizi pazara çıkarma!

 

Herşeyin ve herkesin bir berbât bârbât tarafı var mı var! Sen onun berbatlığını, kendi berraklığıyla yuyup yıkamaya bak!

Ruhaniyetine selâm, kelâmı has kelâm Osman Kemâlî Efendi şöyle bir şey söylüyor bu bağlamda, rikkat eyle:

Habbe yok noksan ziyâde, hıkmete ibretle bak!

Her nede noksân görsen, bil ki noksân sendedir!

 

İnsanın ya da başkaca bir şeyin içinin içinden, cân ü gönülden, derûnundan, tertemiz bir arzu çağlayanı çağlayıp çağırmazsa; dışardan söylenen sözler, hâriçten okunan gazeller, lâf olur, hilâf olur, savrulur gider!

Yaptığın ettiğin her şey güme gider mi gider!

O sebeb ve hıkmetle, yaptığın ettiğin her şeye mukayyet ol! Dol! Boş kalma! Kendini gözle kendini hesaba kitaba çek her şeyden ve herkesten önce!

Sen kendin ne kadar özel ve güzelsin, ne kadar berraksın, ona dikkat eyle!

Çirkine çirkin derken aynaya bak! Her gördüğünü, her duyduğunu hissettiğini her ortamda nâdan nobran söyleme!

Rûhâniyetine selâm olsun, ne özel ne güzel söylüyor Azbî Baba, bak:

Sana yerden gökden büyük nasîhat,

Gördüğün ört, görmediğin söyleme!

Erenlerden Pîrden budur emânet,

Gördüğün ört, görmediğin söyleme!

 

Ben dahi āşık-ı râh olam dersen,

Evc-i semâvâta mâh olam dersen,

Selâmet şehrine şâh olam dersen;

Gördüğün ört, görmediğin söyleme!

 

Kendi bilgisine gidene lânet,

Kizbe tevil olmaz hakdır bu sohbet,

Kimseye dil olma ey ehl-i huccet,

Gördüğün ört, görmediğin söyleme!

 

Bu yola yol ile giden velîdir,

Bu yola sıdk ile giren bellidir,

Allah Hakk Muhammed Şâhım Ali’dir;

Gördüğün ört, görmediğin söyleme!

 

Azbîküstahlıklar sende ayândır!

Sen ben deme dâim hāl-i şeytāndır!

Ahde sâbit kadem ehl-i îmandır,

Gördüğün ört, görmediğin söyleme!

 

Yâ Selâm!

 

Mustafa Özdamar

15 Mart 2021

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

MÎRÂCLAR MÜBÂREK OLA

Hazreti Peygamberin en büyük mucizesi Hazreti Hatice’dir, Hatice’tül Kübrâ! Radiyallahu anhâ demiş rahmetli Cemil Meriç.

Hatice Validemiz, hayat memat muhtevasının akışı içerisinde, hayatın bu yakasından öte yakasına göç ettiği zaman, Evrenin erdemi Efendimiz Aleyûsselâm o kadar hüzünlendiki; Cenabı Hakk Feyyazı Mutlak Hazretleri , Habib-i Edebini mîrâca çağırdı, mîrâcla teselli etti.

Süleyman Çelebi Hazretlerinin ifadesiyle : Gel Habibim sana müştak olmuşam/ Cümle halkı sana bende kılmışam! buyurarak; Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelal/ Bikem ü keyf âna gösterdi cemâl. Aşikâre gördü rabbül izzeti/ Ahirette öyle görür ümmeti!

Her namazda tahiyyâtda okuduğumuz mahrem metin, mirâc sahnelerinden bir kesittir!

Tahiyyât tayyibât ve salavât Allah’a!/ Selâm sana ey nebi, Allah’ın rahmet ve berekatı sana!

Selâm bize ve Allah’ın sâlih kullarına!

Biz tanıklık ederiz ki, Allah’dan özge ilâh yoktur! Yine tanıklık ederiz ki, Muhammed O’nun kulu ve elçisidir!

Mirâc hüznün, namaz mirâcın hediyesi olduğu için; <<namaz mü’minin mirâcıdır >> buyuran, Efendimiz Aleyhisselam, çook mahrem bir muhdevâyı duyumsatmıştır ümmete!

Mirâclar mübârek ola, yâ Selâm

Mustafa Özdamar

11 Mart 2021

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

TEKİL VE ÇOĞUL TEMASI

Tekrarı olmayan tecellîler harmanında hiçbir şey birbirinin aynı değildir! Birbirine çok benzer, aynı gibi gözükür, ama kesinlikle aynısı değildir! Her şey, tekil ve özgün tâze tecellidir! Tekliğin ve mutlaklığın gizemli çoğul cilveleridir!

Cansız oldukları sanılan ama, aslında kendilerine özgü canları kanları olan cemâdatda zuhûr eden değişim ve dönüşümler de tıpkısının aynısı değildir!

Nebâtat, otlar bitkiler, sebzeler ağaçlar vs. türünden canlılar, mevsimine göre genelde her sene, kendi türlerinin türevleri olan meyveler sebzeler ve hubûbatlar sunarlar! Bunlar bir önceki şeylerin tekerrürü değil, kesinlikle farklı tekil tezâhürlerdir!

Hayvânat, hayvanlar, kuşlar böcekler vs. bunların cümlesi, insanâtın hem önünde hem ardında yer alan varlıklar! Güdüldükleri için önlerinde; hizmetkâr olmaklıkları dolayısıyla ardlarında yer alan varlıklar! Etleri sütleri yumurtaları gibi daha pek çok şeyle insânâta hizmetkâr olan varlıklar! Etleri sütleri yumurtaları gibi verileri, birbirinin tekrarı ve tekerrürü değil, her biri yeni ve tâze, tekil tecelli tezâhürleridir!

İnsânat yâni eşref-i mahlukat, değil mi? Evet, öyle fakat Üstad Necib Fazıl’ın yırtınışıyla: “İnsan bu, kıvrım kıvrım akar ya!” Bu akış ve bakış içerisinde neleeeer yapar, neler! Halifetullah olmaklığın farkına varamadığı için, çoğu zaman, vahşi dediğimiz yırtıcılardan daha çok yakıcı yıkıcı ve yırtıcı hâle gelmezler mi, gelirler!

Bu îzâhı zor durum da tekerrür değildir! Taş devri, tunç devri vs. gibi yuvarlama tasnifler, beşer şaşkınlığının taşkınlık ürünüdür! İlkel insan diye bir şey yok! İlk insanlar ilkel insanlar değildir! İnsan, deniyet ve medeniyet muammâsının merkezinden gelen bir varlık! Medeniyet ahsen-i takvîm de, vahşet zalûm ve cehûl esfel-i sâfilin de insanın zamîrinde potansiyelinde var olan mahrem muhtevâ!

Ahsen-i takvîm ve esfel-i sâfilin süreçlerindeki seyir de çok mahrem bir muhtevâdır! Bunlar da tekerrür değildir; birbirine zıt görüntü veren tekil esmâların çoğulda zuhûr eden tâze tecelli tezâhürleridir!

Yeryüzü ve yeraltı, dünya denilen gezegen, çok gizemli bir cemâdat, nebâtat, hayvânat ve insânat bahçesidir! Bunların hepsi ayrı ayrı ümmetlerdir! Her ümmet, esrar yüklü bir hazine ve hizmet kervanıdır!

Her ümmetin kendi cinsinden bir habercisi var! derdi anamdan dedem, âlim ve ârif Hacı Tahir Gündüz Efendi!

Burası yeryüzü! Yeryüzünde ve yeraltında, dünyada her şey birbirini yer içer! Böyle bir gizemi var bu âlemin. Yeryüzünde ve yeraltında yaşayan her şey yerden beslenir, yerden yer içer. Bu böyle fakat, sonuçta, âhir-i kâr, bunların hepsini, yer; yer içer! Hayat memat denilen şey, böyle bir şeydir! Değişim ve dönüşümün değiş tokuş cilvesi bu!

Evrenin ve devrânın çözümsüz gizem dekorlarında dönüp dolaşan şeyler, öylesine özel, öylesine güzel gizem yumakları ki, nehirler denizlerden gelirler ammaaaa, muammâ şu ki, hiç susamayan denizler, ırmakları içerler!

Mekteb-i Hıkmet’de hıkmet, Dârul İrfân’da ilim irfan tahsil edenler çözer çözümler bu muhtevâyı, az biraz… Ötesi lâf ü güzaf! Mutasyon dediğiniz şey de buna dahildir. Bu muhtevânın dışında kalan bir şey yok!

Yâ Halîm, yâ Selîm yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

8 Mart 2021

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

 

GÖNÜL VE ZİHİN BERRAKLIĞI BEYÂTÎ SALÂ

Yatsı ezanının makamı olan bu beyâtî çağrının gözesinde büngüldeyen mahrem muhtevâ, rasûl-i zîşân ve nebiyy-i âlîşân Efendimiz Aleyhisselâmın Hazreti Enes’e söylediği şu sözlerdir.

Hz. Enes b. Mâlik, büyük insanlık ailesinin tamamını ilgilendiren bir hususu şöyle anlatıyor:

Rasûlullah sallâllahu aleyhi vesellem bana şöyle buyurdu:

– Yâ büneyye! İn kadirte en tusbiha ve tümsâ leyse fî kalbike ğışşün li ehadin fef’al! Yâ büneyye! Ve zâlike min sünnetî ve men ahyâ sünnetî fekad ahyânî ve men ahyânî kâne maıye fi-l cenneti.

Yavrucağazım! Hiç kimseye karşı kalbinde bir hile bulunmaksızın sabaha çıkmağa veya akşama varmağa gücün yeterse (bunu) yap!

Kuzucağazım! Bu benim sünnetimdendir! Benim sünnetimi ihyâ eden beni ihyâ etmiş olur; beni ihyâ eden de cennette benimle berâber olur!.. (Tirmizî 4/419)

Tasavvufun fıkhı ve fıkhın tasavvufu bu işte!

Hiç kimse hakkında olumsuz duygu taşımamak! Kalbi olumsuz duygulardan arıtmak!. Olumlu duygu, düşünce ve davranışlarda yoğunlaşmak!..

Ve zâlike min sünnetî! Bu benim sünnetimdendir!. Gücün yeterse bunu yap!..

İnsanı çooook derinlerden sarsan ve silkeleyen bir Hadîs-i Şerîf bu.

Hadîs-i Şerîfde geçen “ğıl” gizli kin; “ğıl ü ğış” iç bozukluğu; hinlik hâinlik, negatif duygular anlamını içeriyor.

Gönül ve zihin berraklığını tavsiye buyuruyor Habîb-i Hüdâ!

Gönlünü ve zihnini negatif duygu ve düşüncelerden arıtan ve hele hele; “mûtû kable en temûtû: ölmeden önce ölün!” tavsiyesine imtisâlen, ölmeden önce ölme diriliği rindliğine ulaşan, hayatın hem bu yakasında hem öte yakasında benimle beraber bulunur mesajını veriyor.

Habîbullah’la beraber olmak, iki cihan saâdeti! İnsanlar bu saâdetin kadrini kıymetini ve kapsamını bilseler; bu uğurda yarışır barışır, âşık mâşuk olur, meşk ederler!

Âlemlere rahmet olan, büyük insanlık alilesinin tamamını iki cihan saadetine çağıran dâvet eden Habîb-i Hüdâ’yı tanımamak, insanı hödük eder! Hödüklükten kurtulmanın çâresi, muhabbet bağ ve bağlamlarında Muhammedleşmektir!

Ölmeden önce ölmek, ölmek değil dirilmektir! Allah’ın sıfatı olan hayatı, yorumda yormadan, her türlü aktivite içerisinde helâl ve temiz yaşamaktır! Muhammedleşmek budur. Lehdeliği ve aleyhdeliği de doğru kullanmak denilen ezansal beyâtî dürüstlük bu olsa gerektir!

Es salâ, ya Rab, es salâ!

Es salâ, ya Rabbenâ, es salâ!

Es salâ, yâ Rabbel âlemin, es salâ!

Es salâ, habîb-i edibine, es salâ!

Es salâ, âlemlere rahmet, es salâ!

Es salâ, cümle âleme, es salâ!

Es salâ, Muhammedleşme şavkıyla coşana, es salâ!

Es salâ, Muhammedli muhabbetle dolup taşana, es salâ!

Es salâ, ölmeden önce ölme diriliğine koşana, es salâ!

Es salâ, ya hayır söyle ya sus âdâbıyla âbâd olana, es salâ!

Es salâ, eslerde seslenen, peslerde nefeslenen sâfîlere, es salâ!

Es salâ, sabırda sebatda hakk ve pak olan rindân-ı kirâma, es salâ!

Es salâ, merdlere ve cömerdlere, es salâ!

Es salâ, ilim irfan ehline, es salâ!

Es salâ, rahmet merhamet, mağfiret ve Muhammedî muhabbet erbâbına, es salâ!

Es salâ, âmel-i sâlihat ashâbına, es salâ!

Es salâ, Nûn ve kalem âmillerine, es salâ!

Es salâ, dört kapı kırk makam kâmillerine, es salâ!

Es salatü ve’s selâm, yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

4 Mart 2021

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com