HER ŞEY BİR ŞEY TAKDİR VE TEŞEKKÜR

Sevgili sevimli ve çooook değerli Teoman Duralı Hocam!

Gerek TRT 2’de, gerek diğer kanallarda ev sahibi ya da konuk sıfatıyla açtığınız sohbet ve muhabbet sofralarınız, bârekallah, hem bilgilendiren hem dinlendiren ilim irfan ziyafetleridir! Şölendir şölen! Hiç tereddüt etmeden devam edin, dâim olsun lutfen! Selâm ve muhabbetle.

Hormetkârınız

 

TEŞEKKÜR VE TAKDİR

Fîhimâfîh! Ne varsa içindedir! Her şey ve herkes, her gün her an yeniden doğar! Yıl, ay ve gün bir ândır! Güneşin altında eski bir şey yoktur, hepsi yenidir. Ânı dâimin deverânı bunlar!

Mevlânâ Hüdâvendigârın mahrem muhtevâ esintileri bu sözler.

Özdengül Fâik Hoca!

Özden gülmeye ve özden gül olmaya devam tabîbim! Tebrikler ve teşekkürler, Fâik hakîm! Selâm ve muhabbetle!

Hormetkârınız

 

TAKDİR VE TEŞEKKÜR

Bizim her fırsatta “Ekrem’in ikrâmı” diye vurguladığımız Ekrem Demirli dersleri; Mahmud Erol Kılıç’ın zülfikâr kılıncını andıran selâm ve kelâmları; Adnan Karaismailoğlu’nun Mesnevî Sohbetleri ve Hayati İnanç’ın “Can veren Pervâneler”ine, benzerlerine; beni uyaran ve uyandıran yâriğârime, yârân ve yârenlerime de takdir teşekkür ve tebrikler sunuyoruz, hormet ve muhabbetle. Yâ Selâm!

Hormetkârınız

 

TESELLİ

Dertmen kardeşim, senin ârızan evham! Psikolojik bir darlanma. Evham, en sağlıklı insanı bile hasta eder. Sen hasta olma usta ol!

Derdini ummâna sal, âsumâna inle, ama asla kendini/nefsini dinleme! Şekvâ bandından in takvâ bandına bin!

Hikâyet ve şikâyet kanalından çık, hakîkat ve hıkmet kanalına gir! Yavuz endişeden irağ ol! Kendini tâzele! Yâ Selâm!

Mustafa âbin

 

TÂZİYE

Alim Alim Haticem! Hepimiz Allah içiniz ve yine O’na döneceğiz. Rahmetli ve sahâvetli Gülşân annenin bu en mutlu gün ve anlarında, duygusallığın seline kapılarak kendinizi ezip büzmeyin lutfen! Gidenlere de, kalanlara da selâm olsun! Yâ Selâm!

Mustafa âbiniz

 

Zamanın ne önü vaaaar ne sonu! O Dehr’dir. O evvel O âhir, O zâhir O batın! “Eskimeyen yeni”nin şândan şâna zuhûru içerisinde, herkes bir âlem, her şey bir alem!

Hasılı kelâm neticeyi meram, bu kadar karmaşık ve sarmaşık şeyler dahi her şeye rağmen bir şeydir.

Gönlümle kucaklıyor gönlümle öpüyorum herkesi! Sıhhat âfiyet saâdet, hareket ve bereketle Ali Behçet Efendinin kelâmıyla, kendûden halâs olma ahrarlığı dilerim herkese! Yâ Selâm!

 

DERDERÛN

Var sandığımız yokların tekili. Tek’in çoklukdaki gizem çiyesi! Kadîm’in kelâm sıfatının kıvılcımı! Tasavvuf erbâbına göre, her şey bir şeydir; bir şey her şeydir; bir şeyin şeyinin şeyi o şeydir!

Mevlevî Mehmed Zeki Dede’nin zevk-ı selîmine göre:

Biz zevk şinâs-ı neş’e-yi mey değiliz!

Şâyân-ı tena’um-i peyâpey değiliz!

Sāni’ koymuş adımız şey, yoksa;

Biz kendi vücûdumuzla bir şey değiliz!

 

Yâ Selâm!

 

Mustafa Özdamar

31 Aralık 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

GÖNÜL CÖMERDİ GÖNÜL ABLA

Bizim Ebristan ve Bülendistan sohbetlerinin en can insanlarından biri; rahmetli şefkatli ve muhabbetli Gönül ablaydı! Göztepe’nin gözde bülbülü, şen şakrak Gönül Temel abla! Çooook özel, çok güzel, çok tatlı, çok çok can mercan bir insandı. Gönül cenneti herkese açık bir gönül cömerdiydi.

“Şarkılar seni söyler, dillerde nağme adın” şarkısı, güftekâr ve bestekârından sonra en çok Gönül ablaya yakışır ve yapışırdı! Hep sevdiren ve sevindiren gönül alan gönül salan bir hanım ablaydı.

Onun bir serâbı vardı, hâlâ var hamd olsun, hem yoldan, hem belden kızı Serab! Temel Babanın Hakka yürüyüşünden sonra, kaderin yoruma sığmaz akışı içinde gelen yalnızlık ve yaşlılık günlerinde Serab bakıyordu ona.

Hayatın hıkmetli ve bereketli akışı içerisinde, öyle bir gün geldi ki, Gönül abla, ağır bir kan can ârızasına mihmandarlık etmeye başladı! Öyle ki, yerinden bile kımıldayamadığı gibi, sağına soluna, önüne ardına dönüp bakma mecâli bile kalmadı!

O günlerde o demlerde şunu sormuştum Gönül ablaya:

– Gönül ablam, melek ablam! Şu anda en çok arzu ettiğin şey nedir?

Ne söyledi biliyor musunuz, o berrak insan:

– Mustafam! Şu anda en çok arzu ettiğim şey, hiç kimsenin yardımı olmadan bi yanımdan bi yanıma dönüp bakabilmek! Buna bile mecâlim yok! Elhamdülillâh ki şekvâm yok!

DERDERÛN

Gönül ablam, gül ablam! Müthiş bir ders verdin bize sen Gönül ablam! Kadrini kıymetini, mürvetini servetini bilemediğimiz neleeeer var, neler! Güzel Allah neler vermiş neler!

Üç ihlâs bir fâtiha / Gönül ablam rûhuna! Yâ Rahîm, yâ Rahmân, yâ Selâm!

 

Mustafa Özdamar

29 Aralık 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

KURANCI TEYZE

Herkesi yazıp çiziyorsun, bizi ne zaman yazıp çizeceksin yâhuuuu! diye dört elif miktarı bir naz ve niyaz çekiyor bize, bizim hatırnevâz ve hatırşinas Hatun!

Cengiz Han, ömrünün son demlerinde, hâkim olduğu ülkeler mirasını evlâdlarına paylaştırıken:

Şurası oğlum Falan Hân’ın, burası oğlum Filân Hân’ın, orası falan filan derken, en sonunda hanımının sırtını sıvazlayarak: Bu ganeyetli de benim Hânım! demiş!

Râviyân-ı ahbâr ve nâkılân-ı âsâr hazerâtı böyle der, böyle rivâyet eder.

Biz dahi, 1970’lerden bu yana her hâlükârda kahrımızı çeken ganeyetli/kanayaklı, kanaatli hatunumuz hakkında böyle der miyiz, deriz elhamdülillâh!

Hakk Çalab razı olsun! Dünyası da âhireti de mâmur olası Hatun, mertdir, cömertdir, cesurdur metanetlidir; elinden geleni yapar çatar, hiç kimseden hiçbir şeyi esirgemez! Öyle ki, herhangi bir konuda, şık olmayan bir aksama olanda, o an veya anlarda, söylenmesi vâcib hâle gelen sözünü de esirgemez! Hak ve pak bildiği neyse, onu illâki söyler!

Bizim Hatun bizim mahallede Kurancı Teyze diye tanınır, sürekli Kur’an okur. Öyle ki bu bağlamda gayreti ve dirâyeti taşınca, bizim dahi canımıza okur mu, okur!

Hakk Çalab razı olsun! Kusur görüntüsü veren bir hüneri vardır, aşırı fedakârdır! O sebeble, “hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ” kanallarında zuhur eden kaderin yoruma sığmaz akışı içerisinde zaman zaman hüsrana uğrar ve yâ sabır çeker!

Şöyle teskin ve teselli ediyor Fuzûlî dedesi onu:

Yâr için ağyara minnet ettiğim ayb eyleme / Bağbân bir gül için bin hâre hizmetkâr olur!

Yâr için ağyara minnet etmemi ayıblama / Bahcıvan, bir gül için bin dikene hizmet eder, kahrını çeker!..

Yâ Selâm!

 

Mustafa Özdamar

23 Aralık 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

SORULAR VE SORUNLAR

Âmentü billâhi… Allah aşkına, eğri oturalım, doğru konuşalım ve derin düşünelim. Âmentünün altıncı şartı! … Ve bi’l kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ faslında îman ihsan ihlâs dersinden sınıf geçen var mı? Îtikad ve Akâidden bütünlemeye kalmayan var mı?

Men âmene bi’l kader emine min’el keder hadîsinden sınıf geçen var mı? Kadere îmanı olan kederden emin olur! Kederden emin olan, kederden arınan, kurtulan var mı? Kalbinde hiç kimse hakkında ğıyl ü ğış barındırma hadisi şerifinin hakikatiyle şenlenip şereflenen kaç kişi var?

İçimde bin türlü keder / Benden gelir bana gider! demiyen var mı?

Er rızku alâllah kavlinde samimi ve dürüst olan var mı?
Tevekkeltü alâllah, lâ havle velâ kuvvete illâ billâh! diyen, bu mânâ ve muhtevâyı yaşıyor mu?

Emrolunduğun gibi dosdoğru ol! anlamına gelen, festekım, kemâ ümirte! âyetinde yüklü olan mahrem muhtevâyı çözebilen var mı?

Amentü billâh, tevekkeltü alâllah, lâ havle velâ kuvvete illâ billah! Allah’a inandım, Allah’a dayandım, her türlü hareket ve kuvvetin tek sâhibi Allah! kavlini özümseyen, içselleştiren kaç kişi var! Bu fasılda algısı neeee, çalgısı ne?

Hiç kere hiçi eşittir hiç! demek istemem ammaaaa, muamma şu ki, çoğunluğun algısı algı, çalgısı çalgı değil! Vur patlasın, çal oynasın fasıllarında ömür çürütenler hakkında şunu söylüyor Hakk Çalab:

Zamanın akışına, asra andolsun ki, her şeyi yerli yerince yerli yerince yapan çatan Allah’ın varlığından birliğinden, tekliğinden, mutlaklığından emin olan, her şeyin ve herkesin yararına işler yapan, birbirlerine sabır ve sebâtı tavsiye edenler dışında kalan; vaktini boşa harcayan, ömrünü çarçur eden insan hüsrandadır! (Asr Sûresi)

Bu tür derin ve derderûn konularda, zarâfet bahislerinde âriflerin ve zariflerin tavırlarından nasip kısmet almaya çalışmamız gerek diye düşünüyorum!

Şunu söylemeye çalışıyorum bu alegorik yazıda: Genelde pek çok konuda algımız algı, çalgımız çalgı değil! Yanlış algılar ve yanlış çalgılar hengâmesinden doğuyor hüsran! Hüsrandan, zarardan ziyandan korunmanın çâresi; îman îkan, amel-i sâlihat, hakka hukuka riâyet içre sabır ve sebat! Doğru algının, sağlıklı çalgının ve doğru dürüst yaşamanın ilk şartı bunlar değil midir?

Hangi konuda ne kadar doğruyuz, ne denli dürüstüz, bunu sorgulamamız gerekmez mi?

Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

23 Aralık 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

CESÂRET VE CÜR’ET

Cesâret ve cür’etin bir ucu cehâlet ve dalâlet, obir ucu ilim irfan ve hidâyettir!

Kara câhil de cesur olur, aydın ârif de! Câhilin cesâreti cehâlet, dalâlet ve felâket; âlimin ve ârifin cesâreti ilim irfan, hilim hidâyet,  saâdet ve selâmettir!

Câhilin cehli cehennem, ârifin irfânı cennettir!

Cennet ve cehennem Hakk’ın halîfesi olan insanın potansiyelinde var olan çok esrarlı bir hâl ve mahaldir!

Cennet, Yaradanı ve yaradılanı gönlünde cem eden toplayan; tevhîd eden, birleyen âlim ve ârifin ilim ve irfânınının aydınlattığı huzur alanıdır! Bu alanda hem hâl hem mahal olma mahremiyeti vardır. Tin ve ten, ruh ve beden içiçe zevk-i dâim içre birlikte yaşar bu alanda! Kirli bünye kirli kafa kirli kalb temiz pâk muhtevâyı taşıyamaz! Ağır gelir ona.

“Cehennem câhilin nefsidir, azâbı da kendi cehlidir” diyen Harputlu Kemâl Efendi hep bunu vurgular!

Câhilin cesâreti cür’et ve kürbet, ârifin cesâreti kurbet ve hayrettir!

Cür’et ve kürbet, kendi özünü, haddini hudûdunu bilmezlik saldırganlığının uzantısı olan yavuz endişe, karanlık kaygı ve korkudur.

Kurbet ve hayret kendi özünü haddini hudûdunu bilme bilgeliğinin uzantısı olan heybet ve üns yakınlığının berraklığıdır!

Neticeyi merâm kısa ve öz, câhilin cesâret görüntüsü veren eylem ve söylemi, gerçek anlamda cesâret değil, kaygı ve korkudur! Ârifin cesâreti gerçek anlamda bir yakîn yiğitliğidir!

Şunu söyler bu fasılda Kuddûsî:

Zâhid-i meşhûru ancak zühd ile şöhret yıkar!

Âbid-i cennet-peresti gayrıya rağbet yıkar!

Eylemez hüznü keder ârif kıyâmet kopsa da,

Mârifetsiz müddeînin gönlünü kürbet yıkar!

 

Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

4 Aralık 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

DEVREK’DE BİR AKKAYA

Hem Evkâfdan, vakıflardan; hem arınaktan barınaktan komşum olan Akkaya; evrenin ve devrânın çözümsüz gizem dekorları içerisinde, büyük insanlık ailesinin tamamına hamiyet samîmiyet ve mahremiyet dersleri veren Korona, Koroni yada Kurani ile, hâdisatın tazyikatı, olayların baskısı bağlamını çözmeye çalışıyor!

Çözümler âsân ola Nûreddin! Hayretin gayretin, hamiyet ve samîmiyetin artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin, Hakk berekâtın versin! Âmin âmin, âmin yâ Muîn!

Hareketli bereketli ve hıkmetli bir çaba bu! El kâsibu habibullah! Çalışıp çabalayanı sever Allah! Celle şânuhu! Allah da sever kulları da, çalışıp çabalayanı Nureddin! Adın gibi, dîn-i mubîn-i İslâmın nûru olasın, insanları nurlandırasın Nûreddin! Sende bu niyet ve gayret; bu hamiyet samîmiyet ve mahremiyet var, elhamdülillâh!

Ancak, bende sende, onda bunda, herkeste hepimizde, şöyle bir aksama var: Niyetimizi ve gayretimizi; hamiyet ve samîmiyetimizi ve hele hele hiçbir şekilde örselenmeyesi mahremiyetimizi; yerince ve yeterince, kararında ve kıvamında koruyup kollayamadığımız için; ihsân ikrâm ve îsar kavramlarını, ihmâl ve ihlâl ederek, hem kendimizi, kendi öz değerlerimizi, hem de özgeleri isrâf ettiğimiz için, şöyle ya da böyle hüsrâna uğruyor, zarar ediyoruz!

Büyük insanlık ailesinin en temel, en kronik sorunlarından biri ve başlıcası budur diye düşünüyorum! Ve Hakk Çalab’dan, çılgın ve çalgın halka, akıl fikir, îman iz’an, sağlıklı duygu, sağlıklı düşünce, sağlıklı davranışlar diliyorum.

Adıyla şenlendiğin, tadıyla da şenlenmeni arzu eylediğim Gönül Cerrahı Nûreddin Cerrâhî Hazretlerinin bir nutku şerîfi zuhûr etti şu anda, teberrüken sana:

Derdine dermân eden / Sırrına cevlân eden / Mânâda sultân eden / Mevlâ zikridir zikri!

Nûreddin’i diri kılan / Tevhîde çerağ yakan / Bihamdillâh tevfîk olan / Mevlâ zikridir zikri!

Zararsız geçmiş olsun! Herkese ve her kesime, sıhhat âfiyet ve saâdet olsun, yâ Selâm!

 

Mustafa Özdamar

19 Aralık 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

ÖLMEDEN ÖNCE ÖLME DİRİLİĞİNDE HAZRETİ ŞEMS VE HAZRETİ MEVLÂNÂ

Her şeyin tek ve mutlak sâhibi olan yüce Allah, hanginiz daha net, daha berrak, daha özel ve daha güzel özenli olacaksınız diye test etmek için, sizi size göstermek için, ölümü ve dirimi yarattı! Mülk 1-2.

Ölümü herkes tadacak, sonra bize döneceksiniz! Ankebût 57.

Hepimiz Allah içiniz, yine O’na döneceğiz! Bakara 156.

Bu dünya hayatı bir tür uykudur, rüyâdır, hayâldir! Evrenin erdemi Efendimiz Aleyhisselâm: İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar! buyurur.

Hayatın dış yüzü / zâhiri bu dünya, içyüzü / batını öte dünya! Bu dünyada ölümü herkes tadacak; öte dünyada herkes kendi gerçeğine uyanacak!

Şunu söyler bu fasılda irfan güneşi Hazreti Şems:

Hazreti Peygamber: “Mü’minler ölmezler, bir âlemden öteki âleme göçerler.” buyuruyor. Şu hâle göre, göçmek başka, ölmek başkadır.

İnsan daracık ve karanlık bir evde istediği gibi gezinemez. Böyle bir yerde rahatlık ve şenlik göremez, hatta serbestçe ayağını uzatıp oturamaz.

Ama o daracık evden geniş bir eve, bahçesinde akarsular bulunan büyük bir saraya taşınırsa, işte o göçmeye ölüm denmez.

Bu söz ayna gibi parlaktır. Sende o zevk ve iç aydınlığı varsa; ölüme âşık olursun. Allah mübarek etsin (kutlu ve mutlu kılsın), bizi de duadan unutma!

Eğer sende böyle bir nur ve zevk yoksa, şu hâlde hazırlıklı ol, çalış! Kur’an haber veriyor: Eğer böyle bir hâli arıyorsan bulacaksın!.. (İrfan Güneşi Hazreti Şems 108)

Ve İnsanlığın pîri Hazreti Mevlânâ, şöyle yansıtır bu gizemli gerçekliği bize: Sen her an hep ölüyor ve diriliyorsun da, bu gizemli gerçekliğin farkına varamıyorsun! Safâda safâ, vefâda vefâ, âlemlere rahmet Hazreti Ahmed Aleyhisselâm: Dünya bir andan ibârettir! buyurdu.

Her nefeste dünya yenilenir, fakat biz, dünyayı öylece durur gördüğümüzden bu yenilenmeden haberdar değiliz.

Ölümsüzlük ölümü / ölmeden önce ölme hâli bize helâl olmuştur, azıksızlık azığı bize rızık ve nimettir.

Ölümün görünüşü ölüm, içyüzü diriliktir; ölümün görünüşte sonu yoktur, hakîkatde ise ebedîliktir.

Çocuğun rahimden doğması da bir göçmedir fakat, cihânda ona yeni başdan bir hayât var. Ölmek, Allah’a dönmekdir; Allah’a dönen kişi, ayrıldığı şehre tekrar gelen kişidir; zamanın ayırışından kurtulup birliğe erişendir! (Kavramlar 367)

Şebiarûs şenliğinde şenlenen cümle yârâna yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

17 Aralık 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

ÇELEBİLİK CÖMERDİ CÂHİD LÜ

Bendeniz, Evkâfdan mütekâid Bîmerâsim Musdâfendi; arkadaşım, Şehremânetinden mütekâid Pürmerâsim Câhid Çelebi!

Biz Üsküdar’da Îcâdiye’de ikâmet ediyoruz; Câhid Çelebi, Beşiktaş’ta Abbas Ağa’da!

Maske, mesâfe ve temizlik Kolağası Korona, yeryüzünde herkese, her kesime, hasdur çekiyor epeydir!

Birinci erbain (kırk gün) çilesinden sonra, ikinci bir erbaine tâbi tuttu zorunlu olarak… Batı dillerinde karantina deniyor buna! Bu da, yani karantina da kırk gün anlamına geliyor! Şarkdaki erbain neyse ve hangi gerekçeye dayanıyorsa, Garbdaki karantina da aynı gerekçeden kaynaklanıyor! Erbain de karantina da insanları arızalardan arıtmaya, temiz ve sağlıklı yaşatmaya yönelik işlemlerdir! Büyük insanlık ailesinin paylaşabileceği ortak değerlerdendir!

Büyük insanlık ailesi, insanlığın babasından miras kalan ortak değerleri benlik ve bencillik bönlüğünde boğmasalar, boğuşmaktan kurtulur, rahat ederler ammaaaa… Muamma şu ki, insan, aslıyla faslı arasında sağlıklı bir bağlantı kuramadığı için, kaos karanlıklarında bakar kör dalaşım ve dolaşımlarında çarçur oluyor. Hamhum şaralob tavırlarına ağırlık veriyor! Yazık, çok yazık!

Biz Câhid Çelebiyle, merâsimsizlik ve merâsimlilik bağlamında farklı meşreblerde olduğumuz halde, bazan kıl gibi, bazan kil gibi, bazan hatta çoğu zaman gül gibi geçinip gidiyoruz hamd olsun!

Merdler ve cömerdler kervanında esâmesi olan bir insan Câhid Çelebi! Ve câhidû denilmiş tâ ezelden ona! İsmi ile müsemmâdır, hayretlidir, gayretlidir, hayratlıdır! Hayır hasenât bağlamında elinden geleni illâki yapan çatan bir adamdır.

Elinden geleni dirîğ etme gedâlardan! diye bir söz var edebiyatımızda! Merdlik ve cömerdlik harikası bir vecizedir. Elinden gelinden yap, esirgeme anlamına gelir. Tam da Câhid’in ismine ve resmine uygun bir söz bu!

Câhid Çelebi, ikinci kırk, ikinci karantina dönemi devreye girince yazlığından kışlığına, başka bir ifâdeyle, yaylasından kışlasına dönemedi.

Egeyle Akdenizin birleştiği yerde, Palamutbükünde, sonbahar ve kış dolayısıyle pürmerâsimliğine uygun bir çevre bulamadığı için darlanıyor! Potansiyelinde var olan huzuru, kendi dışında aradığı için:

– Câhid Çelebi, dedim telefonda, sen ki Palamutbükü gibi bi dünya cennetinde, ukbâ cennetinde darlanan Âdem babamızı andırıyorsun şu anda! Şu yok, bu yok diyorsun! O yok saydığın her şey sende! Ne arıyorsan ne arzu ediyorsan, hepsi senin koynunda boynunda!

Şu budur, bu şudur!

Bak ne diyor Niyâzî Mısrî Hazretleri:

Yağma edersen varlığın / Gider gönlünden darlığın / Mahveyle sen ağyarlığın / Yâr olısar mihman sana!

Bu şudur, şu budur!

Mutluluk şifresi budur!

Bu mahrem muhtevâ ile ahbab olabilirsen; yine Mısrî Hazretlerinin nutkuyla:

Çürüklerin hep sağ olur / Zehrin kamu bal olur / Dağlar yemişli bağ olur / Cümle cihan bostan sana!

Yine Mısrî sofrasından ikram var Çelebi!

Kenz-i mahfî âşikâr hep sendedir / Yaz ve kış leyl ü nehâr hep sendedir / İki âlemde ne var hep sendedir / Gayra bakma, sende iste sende bul!

Salt sana değil bu hitab! Herkese hepimize söylüyor bunu Hazret! Îcâdiye’nin inişlerinde, Kuzguncuk cennetinin yokuşlarında, hamhum şaralob haytalığı eden bize dahi bu düşer!

Hayretin gayretin, cehdin ve cihâdınla bin yaşa Câhid!

Yâ Selâm!

 

Mustafa Özdamar

15 Aralık 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

 

CAN CÖMERDİ GÜRCAN

Disiplin ve otorite bağlamında asker tabiatlı sivil bir insan olan Gürcan-ı azîzimin gayret ve dirâyeti herkeste hayret uyandıran bir özelliğe sahibti. Karar verdiği bir konuda geri dönüşü olmazdı. Kim ne derse desin onu yapar çatardı. Bir an evvel hedefe taşırdı konuyu. Kararsızlığa ve tutarsızlığa yüz vermezdi.

Yeme içme, yatma yuvarlanma, dolma ve boşalma, bunların ve benzerlerinin hepsi, genelde şehvet ve şöhretin uzantısıdır. Gürcan-ı azîzimde böyle bir esâret yoktu; cesâreti vardı, ama esâreti yoktu! Dümdüz bir insandı, yamukluktan uzaktı, hiç eğri büğrü bir tarafı yoktu! Zıpkın gibi yaşadı, zıpkın gibi gitti! Hayatın bu yakasında bayatlamadan öte yakasına geçti göçtü gitti! Hayatına da memâtına da imrendiğim güzel insanlardan biriydi!

Her gün en azından on sayfa Kur’an Furkan okuyan, okuduklarını bizzat bilfiil dokuyan, uygulayan, herkesin yardımına koşan; gayretli dirâyetli, merd cömerd ve dürüst bir insandı.

Arzuların ve ârızaların kulu değildi! Özü gür, gözü gür, sözü gür, ganî gönüllü özgür bir insandı. İşinde gücünde kavî bir adamdı. Ârızî zaaflara teslim olmaz, hüsrâna kapı açmazdı. Böylesi durum ve dramlarda, “esfel-i sâfilîn” de oyalanmadan “illellezîne âmenû ve amilüs sâlihât”da sabır ve sebat ederek “felehum ecrun ğayri memnûn” olurdu (*)

Gürcan, gerçek anlamda gür ve özgür bir candı, vicdandı! Kısacası, can ve vicdan cömerdiydi.  Dini bütün, sıdkı bütün, sadâkati sağlam, Rahmân’a teslim olmuş, şeytanı teslim almış kavî bir müslim mü’min ve muvahhiddi.

Şu anda bu demde gönlümde tomuran iki mısra:

Gürcanımın ruhuna / Üç ihlâs bir fâtiha!

 

DERDERÛN

* Tırnak içinde geçen Arabî cümleler Tîn sûresinin altıncı âyetidir.

Bu sûrenin Türkiye çevirimi şöyle olsa gerektir:

İncir ve zeytine, tûr’a ve emîn beldeye and olsun ki, biz insanı ahsen-i takvîmde yarattık! Sonra esfel-i sâfilîne indirdik!

Ancak, kavî îman ve amel-i sâlih sâhiblerinin durumu farklıdır! Amel-i sâlih sâhiblerinin sâlihâtının, hep artan hiç eksilmeyen bir karşılığı vardır! Onlar, sâlihâtlarının karşılığından çooook memnunlardır!

Hayatın hem bu yakasında hem öte yakasında herkesin yararına olan bu dine, bu harika sisteme karşı çıkmanın mantığı ne!

En âdil ve en fâdıl biçimde yargılama veya yarğılama Allah’ın hakkı değil mi? (Tîn Sûresi)

* * *

Gürcan, asistan-ı azîzemin merhûm ve mağfur, ilâ rahmet-i rabbihi’l ğafûr zevc-i pâki.

Sâlihât, Yaradanı ve yaradılanı birleme bilgeliğinde kavî ve berrak yaşamaktır!

Hayatın bu yakasında da öte yakasında da herkesin yararına olan güzelim İslâmiyeti yaşama bağlamında, gayretli dirâyetli, merd cömerd ve dürüst olanlar başarabilir bunu!

Bunu başaran bir insandı Gürcan! Çekmeden çektirmeden, genç giden dinç giden Gürcan Aladinli… Rahmetin bol olsun Gürcanım! Yâ Selâm!

 

Mustafa Özdamar

10 Aralık 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com 

 

HİLİM CÖMERTLİĞİ VE BÜLENT ÂBİ

Derdini ummâna sal, âsumana inle! Ağla çağla, ama hüsrana teslim olma! Kaderin yoruma sığmaz akışı içerisinde, amel-i sâlihât içre sabır ve sebât eyle! Gönlünü ve zihnini hüzünle süsle ama kederle kirletme! Kendini hem dinle, hem dinleme! Hazreti Yûsuf seyrinde: Ben kendimi ibrâ etmem! diye düşünerek, “ben” metaforunda “kendilik” kavramını irdele! Kendini çözümle!

Bunu yapabilirsen, kendiliğinle tanışabilirsen, kendini aşma ve aslına ulaşma ufuklarında, alîm ve halîm sofralarında, ilim ve hilim cömerdi olursun!

Ebu’l hilm özelliğine sâhib olan Bülent âbi rahmetli, “Melâmet Sofrası Hatıratı”nın hatırşinası Abdullah Bülent Erel, böyle bir hilm cömerdiydi.

Kim ve ne olursa olsun insanları melâmet ve muhabbet sofralarında toplamayı çok severdi. En çok sevdiği şey, sohbet ve muhabbetti. Yoğun şefkat ve muhabbetle üzerinize titreyen dünya ve ahiret saadetiniz için çırpınan, size çok düşkün anlamına gelen Tevbe Suresinin 128. âyetinin Muhammedî muhtevâsına mazhar rindân-ı kiramdan olan Bülent âbi, insanları fıtratlarına, kendi hakîkatlarına ulaştırma bağlamında çok gayretliydi.  Kızıp köpürme, taşma dökülme halleri yoktu. Halim selim, aklı selîm, kalbi selîm, zevki selîm bir zât-ı muhteremdi. Bal kaymak bir insandı, hiç kimseyi kırmazdı. Dinli dinsiz, donlu donsuz herkesi, kendi melâmet sofrasına çağırırdı!

Çok zekî ve zarif bir gönül adamıydı. Kafasında ve kalbinde olumsuzluğa yer yoktu! Her şeye, her şeye rağmen olumlu ve ılımlı bakmayı yeğlerdi. En zor anlarda dahi zorluğun içindeki kolaylığa vurgu ve burgu salan samîmi bir ustaydı.

Hayy’dan gelen ve hû’ya giden hayatın akışı içerisinde zuhûr eden ârızî durumlar karşısında karamsarlığa ve kötümserliğe yüz vermezdi.

Tekrarı olmayan tecelliler harmanında, herkes ve her kesim adına derman ararken, her durumda her şeye rağmen berrak akar,  berrak bakardı. Hayat memat seyrinde, hayatın her karesinde kendi fıtratı çerçevesinde seyr-i sülûk hâli yaşamış bir bilgeydi rahmetli Bülent âbi!

Ruhun şâd olsun Bülent âbi!

Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

2 Aralık 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.comdan SATIN AL

www.kirkkandil.com