TÜH BANA TÜH

Bir gün diyor bizim Dîvâne, Kul Dîvâne, bir gün bir cuma günü, cumadan sonra, sokak isimleri hep gülle başlayan bir mahallede gezinirken Arabgülü sokağına girince:

– Kimi arıyorsun evladım? diye nahif nahif bir anne sesi duydum. Başımı kaldırdım baktım, yaşlıca bir anneanne! Çok saygıdeğer bir büyük anne!

– Yürüyüş yapıyorum anne, kimseyi aramıyorum! dedim.

– Ara ara, kendini ara! Boşu boşuna yürüme! diyebilirdi ama, çok nahifti, öyle demedi de hâliyle ona benzer bir şeyler söyledi sanki!

Sonra baktım gördüm ki o sokak çıkmaz sokak!

– Bu sokak çıkmaz sokak! demedi de, hafızası epey yorgun ve bulanık olacak ki, şöyle bir şey söyledi: Bana bir beş milyon verebilir misin evlâdım?

Önce bir şaşırdım, sonra anladım! Beş milyon dediği miktar beş liraydı! Herkesleri milyarder eden bol sıfırlı paranın sıfırlarının atılışından sonra yerleşen bir miktar karmaşası bu.

– Tabii anne dedim, ne demek! Lâfı mı olur, derhal elbet! Nereye bırakayım?

– Kapının yanındaki torbaya bırak evlâdım! dedi. Kapının yanındaki torbaya baktım, abur cubur bir çöp torbası! Ona bırakamadım! Elimde beş lira, aranıp duruyorum, öyle temiz bir torba yok!

– Yok anne yok, temiz bir torba yok!

– Elindeki poşete bırak evlâdım, dedi!

Elimde bir poşet var ve kendimce o poşet bana lâzımdı, bırakamadım! Sepet sarkıtma diye bir şey ne benim aklıma geldi, ne annenin! Demek ki o anda, o zihin yorgunluğu ânında öylesine söylenmiş bulundu ama, benim o beş lirayı ona ulaştıramamam, hiç de hoş bir davranış olmadı! Bir tür gizli bir cimrilik gibi geldi bana bu! Sonradan silkeledi bu duygu beni! O anda hiç böyle düşünmemiştim! Zihni bulanmış bu anneannenin! Yoksa bu beş liraya ihtiyacı filân yok! diye düşünerek oradan eyvallah ettim ayrıldım ama… O akşam ve yarıntası günü sabahleyin içim öyle yandı savruldu ki, içimin içinde bir cümle: Kendimi arıyorum anne, kendimi! Kendimi arıyorum güyâ bu hâl çıkmazında!

Çözümsüz bir şey değildi bu! Çözümü çözümsüz hâle getiren ben kendimdim, tüh bana! diye bitirdi yaşadığı burukluğu bizim Dîvâne… Beş liralık sadaka, beş trilyonluk hasenâta, trilyon da ne len dîvâne; sonsuzuna sonsuzuna bedeldi! Kaçtı fırsat, tüh bana! Ben şimdi kendimi hep borçlu hissediyorum o anneye!

Bu saygıdeğer nahif anneye kendimi borçlu hissediyorum ya! Ertesi gün, aynı saatlerde yine gittim aynı sokağa! Anneye borcumu ödeme gayretiyle çırpınıyorum ama, nâfile!

Anne yine penceresindeydi, sepetini sarkıtmış alt komşudan bir şeyler alıyordu. Alt komşuya:

– Allah razı olsun evladım! derken:

– Nasılsın anne? diye seslendim!

– İyiyim hamdolsun! dedi o kadar! Başka bir şey söylemedi. Hayırdır ne arıyorsun, kimi arıyorsun? filân da demedi. Ben de çaresiz:

– İyilikler artsın eksilmesin anne! dedim geri döndüm. Ben size kendimi borçlu hissediyorum filân gibilerden bir şey de söyleyemedim!

Hızır da kaçmış, huzur da kaçmıştı! Tüh bana tüh! dedim, eve döndüm.

Fırsat ganimettir, ganimeti hebâ etme derler büyükler!

İnsan bu beşer! Hayır ve şer ne var ise kaderde, kendi yazaaaar kendi bozar!

İnsanın elinde hiç bir şey yok sanılır ve her şey güzel Allah’a bağlanır! Doğru, yanlış değil bu, her şey Allah’a bağlı fakat, Allah da koluna kuluna bir fırsat verir mi verir!

Kolun ve kulun üstüne vazife olan şey, verilen fırsatı değerlendirmek olsa gerektir!

Söz de öz de çooook çatallanır bu bağlarda! Çok dal budak salar mahrem muhtevâ bu bağlarda! Bu bağlaaaar bu bağlar, âh ki ah, vah ki vah bu bağlar! Bizi kırk dereden, kırk tepeden bahânelere bağlar!

“İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar!” hadîs-i şerîfi doğrultusunda düşünürsek şöyle bir tablo çıkar karşımıza! Biz bu bahânelere yaslanarak, uyku içinde daha derin bir uykuya dalarak, insanın elinde hiçbir şey yok sanırsak; îmanın altı şartından üçüncü ve dördüncü maddeleri “… ve kütübihi ve rusulihi” şartlarını potansiyel olarak inkar eder gibi olmaz mıyız?

Kitablar neye indi? Peygamberler neye görevlendirildi? Demek ki elimizde bir şey var! Münkir mantığıyla elimizde bir şey yok sanmamız sağlıklı bir sanı değil!

Kendisine çok şey borçlu olduğum Hızır annenin Arabgülü sokağında kendimi aramaya devam etmek niyetindeyim!

Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

24 Haziran 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.com

www.kirkkandil.com