ALİ TAHİR BERRAKLIĞI

Bizim Ersin Âmin, hafif esintili ve çisentili bir günde, Tepeören’deki bahçesinde bakım yaparken, henüz anaokulunda öğrenci olan kuzucağazı Ali Tahir Karaca:

– Uvvvv! Niye böyle esintili çisentili ortalık! diye nazlanıp mazlanınca, baba Ersin Âmin:

– Kime bu soru Ali Tahir?

– Neh?

– Kime sordun ya da soruyorsun bunu sen? Bana mı?

Ali Tahir:

– Ha-yır!

Ersin Âmin:

– E peki kime sordun öyleyse?

Anadan – Cankız’dan doğma- körpe velî Ali Tahir, çocuksu bir velâyet berraklığı içerisinde:

– Al-la-haaaa! diye cevap vermiş, esintiyi koklayarak!

Ersin Âmin:

– Peki Allah ne dedi sana? Cevab verdi mi?

Ali Tahir, esintiyi bir kez daha içine çekerek:

– Vermez olur mu? Verdi tabi!

– Ne dedi, nasıl cevap verdi peki?

Ali Tahir’de zuhûr eden cevab çok harika ve bârika bir cevab!

– Dedi ki, esinti ve çisenti olmazsa bitkiler uyanmaz! O zaman da çiçek açmaz, yaprak canlanmaz, meyve sebze avar bularmaz! dedi.

Azîm Allah doğru söyledi! Bu zuhûr hâleti içerisinde, Ali Tahir’den zuhûr eden bu harika ahval bahçesinde çooook safâlanmış bizim Ersin Âmin, anne Cankız ve anneanne Anabacı tabii elbette!

Safâları artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin, çocuk sâfiyetinin ulaşılmaz velâyet berraklığı bu işte!

Hem kavlî, hem fiilî, hem kalbî içsel dua bu işte! Yâ Selâm!

Mustafa Özdamar

1 Haziran 2020

www.idefix.comdan SATIN AL

www.dr.com.trden SATIN AL

www.kitapyurdu.com

www.kirkkandil.com